Ebülleysi Semerkandî'nin şeyhi Zahid Mürği (Allah sırlarını takdis etsin) rivayet ediyor. Bir şehre gidiyordum. Gece
oldu. O vakitler akşam ezanı ile beraber şehrin kale kapıları kapanırdı, Şehrin kapıları kapandığı için, şehir haricinde kabristanlar arasında yattım. Cuma gecesi idi. Bir rüya gördüm.
Rüyamda kabristanda yatan mevtalar kabirlerinden çıktılar Bölük bölük, cemaat cemaat oldular, daire daire oturdular. Bu mevtalara gökten tabaklar ile yiyecekler ve bohçalar dağıldı.
Bohçaların içinde elbiseler vardı. Bu güzel elbiseleri giydiler ve o yemeklerden yediler, ferahladılar.
Bunların içinde bir delikanlı tek başına bir kabirden çıktı, üstü başı eski, benzi sararmış, mahzun idi. Ona ne yiyecek, ne giyecek verildi. Ne de bu cemaate karıştı. Yalnızca, boynu bükük, mahzun mahzun bunları seyr ediyordu. Yanına sokuldum «Niçin yalnız duruyorsun. Bu cemaate niçin karışıp bu nimetlerden yemedin?» dediğimde bana hitaben «Ey şeyhi aziz! Bu zevatın dünyada kimisinin oğulları ve kızları, kimisinin ana ve babaları var. Bunları hayır ile yad ediyorlar. Ruhları için bunlara Kur'an okuyup, dua ve istiğfarda bulunup, bunlar için fukaraya in'am ve ihsan ediyorlar. Allahu Teâlâ onların bu in'amlarını ve ihsanlarını kendi mevtalarına bu şekilde nurdan tabaklar içinde nimet olarak ikram, libas olarak ihsan ediyor. Ben ise, garibim. Bu şehirde beni hayr ile yad eden yok. Ruhum için ihsan edenim yok. Buralı değilim. Benim memleketim Hindistan idi. Babam yolda öldü. Anam ve ben bu şehre geldik, bana ecel erişti, öldüm. Beni bu makbereye gömdüler. Annem kocaya vardı, beni unuttu. Beni Kur'an ile yâd etmez oldu. Ruhum için tasadduk etmez oldu. Tabii bana bir hediye gönderilmiyor ki, bana da ikram olunsun» dedi.
«Ey şeyhi aziz! Sana niyazım, ricam şudur. Şehre vardığında filân mahalle, filân sokak, filân hanede şu biçimde bir kadın var. O benim annemdir. Ona git, ahvalimden haber ver. Bana merhamet edip, benim için hayır hasanat yapsın beni hayır ile ansın. Benim halim çok müşküldür. Ben açım ve susuzum. Ben burada çok garibim, çıplağım. Bu halimi ona haber ver» dedi.
Sabah olduğunda şeyh hazretleri şehre vardı; mevtanın dedigi mahalle ve sokakta, tarif ettiği evde o nişan üzre bir kadın buldu. O kadına kendisini ne için ziyaret ettiğini haber verip, onun Hindistan'lı olduğunu, yolda kocasının öldüğünü söylediğinde «Sen bunları nereden biliyorsun?» dedi. Şeyh devamla; «Senin bir oğlun bu vilâyette bundan on sene evvel ölmüş. İşte onu rüyamda gördüm. Onu hayır ile yâd edip, onun
ruhu için kur'an, okuyup, okutup dua ve istiğfar ile tasadduk etmeni ve oglunu açlıktan, susuzluktan, çıplaklıktan kurtarmanı bildiriyorum.»
Kadıncağızın gözleri doldu. Uzun bir zaman ağladı. Sonra içeri girip onbin akçe getirdi «Bunları al, oğlumun canı için sadaka eyle» dedi. Ben de, şehrin fukarasına, yetimlerine, yoksullarına ve dullarına dağıttım. Ruhu için fatihalar okuttum. Yetmişbin tevhid ettirdim.
Ertesi Cuma gecesi, yine o kabristan arasında yattım. Yine evvelki cuma gecesi gibi, bütün mevtalar kabirlerinden kalkıp, bölük bölük, cemaat cemaat oldular. Kendilerine nurdan tabaklar içinde gökten nimetler ihsan olunduğunda o yiğiti gördüm. Ona da diğer meyyitler gibi yeni elbiseler ve nimetler ihsan olundu. Şimdi o da mesrur idi. Bana «Ey şeyhi kerim!
Allah sana rahmet eylesin. Anacığıma beni andırıp, benim için sadaka, dua, istiğfar ve tevhid ettirip benim kabrimi nurlandırdın. Benim bu sürûruma sebeb oldun» dedi. O güzel libasları giyindi, kuşandı. Ferah ve sürurla ol cemaatin içine vardı.
Cemaat bu gence aralarinda yer verdiler. Onlar ile oturup taam yemeğe başladî. Ben rüyadan uyanıverdigimde, minarelerde sabah selâsı verilmeye başlamıştı. Gördüklerimden dolayı rabbimi tesbih ve tahmid ettim.
Resûlüllah «Bir kimse, her cuma gecesi ana ve babasının kabrini ziyaret etse, (yani ikindiden sonra) onlara ihsan edenlerden sayılır» eşaretini haber vermişlerdir.
Şer'a şerhinde, ana baba hakkında kılınacak namaz bildirilmiş lâkin ne sureler okunacağı yazılmamıştı. Ben fakir, burada bu vesile ile bazı ehlullahın eserlerinde, bu namazda ne okunacağını beyan ettiklerini bildiriyorum. Cuma gecesi iki rekât namaz kılıp, bir rekâtında bir fatiha yâni bir elham sûresi, bir ayetül-kürsi, bir kulhuvallah, bir rabbil-felâk okunur.
Ikinci rekâtta da ayni sûreler okunup, selâmdan sonra yirmi salavat verilir ve ana ve babanın ruhuna hediyye edilir. Yahud Resûl aleyhisselâmdan rivayeten, bir kimse akşam ile yatsı namazı arasında iki rekât namaz kılıp her bir rekâtında birer fatiha, onbeşer ihlâsı şerif okusa, selâmdan sonra yirmi kere salavat getirse ve bu kıldığı namazın sevabını ana ve babasının ruhuna hediye eylese, muhakkak o kimse ana ve babasının hakkını eda etmiş, onlara ihsan etmiş olur. Bu namazı kılan kimseye Allah teâlâ şehidler, derecesi veliler kerameti ihsan
eder. Sıratı geçerken sağında Cebrail, solunda Israfil, önünde melâikei kiram, istigfar, tekbir, tehlil ve tahmidlerle cennete idhal edip, Ismail ve Ishak nebi civarında bir ak inciden kubbeye iletirler. Valideyn hakkında kılınacak ikinci namaz şudur ki; Bir kimse Cuma gecesi, akşam ile yatsı namazı arasında iki rekât namaz kılıp her rakâtta bir fatiha, beş ayetül-kürsî, bir ihlâs ve beşer defa kuleüzü-bi rabbil-felâk ile kuleüzü-birabbinnas. (Bu ikisine muavvezeteyn denir) okuyup her iki rekâtta da aynı sureleri tekrar edip, namazdan selâm verdikten sonra hasıl olan sevabı ana ve babasının ruhuna hibe etse, onların hakkını ödemiş olur.
Tabiî, hayatta iseler onlara ihsan şarttır. Hayatta iken, cehaletle onların kıymetini bilmeyip, hakkını eda edemeyip sonradan din ve diyanete vakıi olarak ana baba hakkını ogrenen ve lâkin öldükleri için onlara olan evlâtlık borcunu bu şekilde eda etmek isteyenler bu tertipdeki namazları kılmakla Allahı zülcelâlin affına mazhar olurlar ve ana babasını razı etmiş olurlar.
— Ey âşıkı sâdık. Cuma kılmak için bir cumadan, bir cumaya kadar yâni yedigün yol yürüsen ve namazı kılıp mescidden yedi günde evine dönebilsen bile, yine de cuma namazını terk eylememek gerekir. İşçine, uşağına, Cuma kılmayı men etme! Cuma vaktinde kaçırdığın alış veriş için üzülme. İşim geri kaldı diye mahzun olma, Ticaret için, keyfin için, tenbelliğinden dolayı cumayı terk eyleme! Bu namazda sana verilen eciri, sevabı bir bilsen. Dünyalar dolusu altına bu zikri-ilâhiyyi degişmezsin.