Ara
Menü
5 dakikalık okuma

Birgün, Sureyrus Sakati'ye (Allah ondan razı olsun), sabırdan sual olundu.

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, İrşad, Cilt 2 · s. 150

Birgün, Sureyrus Sakati'ye (Allah ondan razı olsun), sabırdan sual olundu. O da sabır hakkında hazineyi ilâhiden hikmetler dolu sözler anlattı. O esnada, lihikmetin bir akrep mütaaddit defalar ayağını soktu. Hazret, bu akrebin ezasına tahammül etti. Sözlerini kesmedi. Durumu farkeden halk kendisine niçin ayagını akrebten kaçırmıyordun deyince, hazret cevaben: «Sabırdan bahsediyordum. Kendim sabır etmeden, sizlere sabrı tavsiye ve vaaz etmekten. Allaha karşı hayâ ederim» buyurmuştur. Akrebin o anda, o veliyi sokması Allahın velilerinin sabır hususunda emri ilâhiye fiilen riayet edişini göstermek içindir.

Hz. Şibli, âriflerden birisine sormuş: «Sabrın hangisi daha ziyade şiddetlidir?» O zat Hz. Şibliye cevaben demiş ki:

«Essabru lillâh-Allah için sabır» demiş. Hz. Şibli yine (Hayır!) «Es sabru maallah-Allah ile sabır» diye karşılık vermiş.

Hazreti Şibli yine (Hayır!) demiş. Bunun üzerine o zat «Essabru anillah-Allahtan sabır» demiş ve Hz. Şibli bir sayha savurdu ki, bayılacak dereceye geldi. Bunu biz ehli olanlar için anlatmış olduk.

Dy Allahı ve resûlünü seven mü'min! Hakkın sana verdiği bunca nimetlere karşı hakkın ufak bir nazına tahammül ve sabır göstermeyecek misin? Halbuki, o kerim olan Allah bir zorluga, iki kolaylık va'd etmiştir.

Enes radiyallahu anh rivayet ediyor: Resûl Efendimiz bir kabristandan geçerken çocuğu ölen bir kadının kabir başında üstünü yırttığımı, saçını yolduğunu görünce o kadına buyurdular ki: «Allahtan kork ve sabret. Saçını yolup, üstünü yırtma!» Kadın, Resûlullahı tanımayıp: «Beni kendi halime bırak, zira bana isabet eden musibet sana etmedi» dedi.

Orada bulunanlardan bazıları: «Sen ne yaptın?. O peygamberimiz, efendimiz idi» dediler. Kadın derhal Resûlü Ekremin arkasından koştu. Hane-i saadetin kapısına geldi, huzuru nebîde özürler diledi. «Beni affet ya Resûlallah. Sizi tanıyamadım.» dedi. Kadın üstünü başını yolmayı terketmişti. Resûlü Ekrem efendimiz kadına hitaben: «Ecri ve mükâfatı çok olan sabrı kâmil, musibetin ilk çarptığı vakitte onu o anda hos karşılamaktır. Sabırdan murad işte budur» buyurdular.

Burada kasdedilen muradı nebi şu idi: «Sen, bu musibete sabır etmenin ecr ve sevabını kaçırdın. Şimdi, üstünü başını yırtmayı terk etmen, bu nimeti tekrar eline geçirmeni sağlamaz. Malumdur ki, günler geçtikçe belâ ve musibetin tesiri ve acısı azalır. Bu sebeble belâya, musibete ilk isabet ettigi anda, sabır etmek gereklidir, faziletlidir. Vadedilen mükâfat bu andaki sabır karşılığıdır.

Efendimiz; sevgili oğlu İbrahim Aleyhisselâm yedi yagunda vefat etiği zaman, dendiler okda a aesdane, bize ağlamayı men ettiniz, kendiniz ağlamaktasınız» demişti.

İki cihan fabri sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz ona hitaben: «Ya Ömer! Ben size ağlamayı men'etmedim. Lâkin üstünüzü başınızı yırtmayı, saçınızı ve sakalınızı yolmayı ve bağıra bağıra ağlamayı men'ettim. Zira, göz yaşı kalbin ateşini söndürür.»

Evlere şenlik, cenazelere ağlamak caizdir. Üst baş yırtmak, saç sakal yolmak ve yüksek ses ile bağırıp ağlamak,feryad etmek caiz değildir. Zira, göz yaşı kalbin ateşini söndürür, vücutta bulunan teessürün zehiri bu göz yaşı vasıtasiyle defedilir.

Ey mü'min kardeglerim! Hz. Muhammed'e gönül veren, onun yolundan giden hak yoldaşlarım! Sizlere bu risaleyi yazıp, hediye eyledim. Allah Celle tesirini hâlk edip, sizlere amel etmek nasib eylesin. Bizler için, hayatımızda selâmetimiz için ve mevtimizde ruhumuza fatiha okumak kadirşinaslığını gösterenlerden de Allah ve resûlü razı olsun.

Yarabbi! Bizleri, ilâhi musibetlere sabırlı kullarından eyle! Allahım! Bizleri, şâkir zümresinden eyle! Bizleri, nefsimize mahküm eyleme, bizi nefsimize hâkim kılıp nefsimizi bizlere mahkûm eyle! Buradan kalkmadan mağfiretinle gâd eyle! Ahir ve âkibetimizi hayır eyle! Son nefeste habibinin cemali ile mügerref eyle! İyman ile göçür. Salihlere, âşıklara ilhâk eyle! Ruhumuzu, habibinin ruhu ile agina eyle! Son nefeste bizi korkutma. Olüm acısı, kabir vahgeti, mahger dehşeti, hisabta hacâlet, mizanda nedâmet, suratta felâket verme!

Ölümü sevinerek bekliyenlerden, kabirleri cennet bahçesi olanlardan, mahgerde arşın gölgesinde gölgelenenlerden, hisabta defteri sağ tarafından verilenlerden, mizanda, sıratta selâmete erenlerden, dublü-evvelin ile cennete girenlerden, cennetten cemalini görenlerden, firdevsten visâline erenlerden eyle!

Dünyamızı mâmur, ahiretimizi mâmur, gönlümüzü, yüzlimüzü pürnür eyle! Cismimizi hafif, ırzımızı afif, ablâkımızı nezih eyle! Kalbimizde iyman, aklımızda irfan ve izân, dilimizde Kur'ân, senin zikrinde heran vücudumuza derman ihsan eyle! Gözümüzde ibret, gönlümüzde gayret, fuâdımızda lezzet, din ve imanımızda izzet ihsan eyle. Amelimizi ihl&s ve takva ile ilbas, kalplerimizden ve kalıplarımızdan ihrâcı vesvas eyle! Gazabtan, riyadan, hasedden, hulyâdan, hubbu sıvâdan, kibir ve gururdan bizleri halâs eyle! Hisabı mururda, edâyı duyünda bizlere inayet eyle! Mala gönül vermekten, Câha ehemmiyet kılmaktan, zâlime meyl etmekten, namerde muhtaç olm aktan, övbei ecel eriza eyie en iri lizh, gafiler.

âgâh, müznibleri affın ile gâd eyle! Yurdumuzu abâd, münafıkları ibâd, düşmanlarımızı berbâd eyle! Kâmiller teksir, salihleri tenvir eyle! Gariplere inayet, âçıklara vuslat nasib eyle!

Vücudümüze sıhhat, kalbimize şefkât, suçumuza rahmet eyle! Kâfirlere zillet, mü'minlere izzet, tatında lezzet ihsan eyle! Cümlemizi canımızla, malımızla dini islâma hâdim eyle!

Delâlet ile hidayeti, zûlmet ile nûru, hak ile bâtılı tefrîk eylemek nasip eyle! Affın ile dilşâd, lûtfun ile âbâd, mahzun gönülerimizi sürur ile kügad eyle! Ey hâlıkımız! Buradan dağılmadan cümlemizi habibine bahş eyle!...

Amin, bi hürmeti-seyyidil-mürseliyn.

Sübhane rabbike rabbil izzeti ammâ yasifûn ve selâmun alel mürselin, vel-hamdu lillâhi-rabbil-âlemin. Kabûlu niyazel-Fatiha..

EL HAC iRŞÂD

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.