Ehlullah'tan birisini mahkemeye verirler. Bu zat, bas gözleri âmâ fakat kalb gözleri açık olanlardan idi. Birçok kişinin baş gözleri açık, ama kalb gözleri kapalıdır. İşte, bu efendiye, mahkemeye bakan hâkim merhamet eder. Hem ulemâdan, hem yaşlı, hem âmâ. Yaptığı suç ise siyasî bir suç. Acır, kendisini kurtarmak için dâvâya, bir dâvâ vekili gelmesinin şart olduğunu söyleyen hâkim, suçlu olan bu zata hitaben «Baba, dâva vekili tutacaksın değil mi?» diye kendisini ikaz ettiğinde, bu zat hâkime cevaben, «Ben dâva vekili tutmakta mâzurum. Param var ama dâva vekili tutmaya Allahtan edep ederim. Zira ben «Hasbünallahü ve nimel vekîl» diyorum.» Yâni «Allah ne güzel yardımcı ve ne güzel vekil diyorum.» Kalkar şimdi avukat tutarsam; yarı, mahşer gününde, Allah bana «Ey kulum! Benim vekâletimi begenmedin de, beni vekâletten azil edip, benim yerime kullardan bir vekil mi tuttun?»
derse, ben cevaba kadir olamam. Rabbime hangi yüzle bakabilirim? Sen, cezan ne ise ver. Bizim vekil beni müdafaa eder,»
dediğinde, hâkim bu adam bunağın birisi deyip mahkemeden çıkarıp, dâvayı sukut ettirmiş, sonra o gece bu zatın yattıgı otele gelip ellerinden öperek hayır duasını almıştır.