Ara
Menü
2 dakikalık okuma

Ibrahim Edhem, (Allah sırrını takdis etsin) anlatıyor.

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, İrşad, Cilt 2 · s. 142

Ibrahim Edhem, (Allah sırrını takdis etsin) anlatıyor.

Tevekkül edip yola çıktım, yâni yanıma yiyecek, içecek bir şey almadım. Param da yoktu. Olsa da yolumda alınacak bir şey yoktu. Önüm çöldü. Bir gün, bir gece yol aldım. Ertesi günü, iyıce acıktım ve susadım. sabır edip yoluma devam ettim. Ikindi vakti oldugunda, fenalıklar geçirmeye başladım.

O anda, karşıda uzaktan bir kervan göründü. Nefsime bir ümit geldi. Yeniden hayata kavuşuyordum. Birden bire içimden bir his: «Hani, Allaha tevekkül etmiştin, kervandan meded umuyorsun?» dediğinde yolumu değiştirip beni görmesinler diye bir çukura sırt üstü yattım. Bir müddet sonra bir

deve geldi, başım üzre durdu. Arkasında bir adam deveyi tutmak için koştugunda, kervana seslendi, «Burada bir zat var, ölmek üzere. Yatıyor. Yetişin, su getirin» diye çırpınıyordu.

Kervandan bir çok kimseler geldi. Ben mahsus gözlerimi kapamıştım. Çenemi kilitlemiştim. Yattığım çukura indiler «Vah vah, zavallı açlıktan, susuzluktan ölmek üzere» deyip zorla ağzıma sopa sokup, kilitli çenemi açarak, bal şerbeti, süt ve kaymak yedirip içirdiler. Kervana alıp beni beraberlerinde Mekke'ye götürdüler. Beni, orada nasıl bulduklarını sordum.

Kervan, benim yakınlarıma geldiğinde bir devenin ansızın köpürüp, ipini kopararak benim yattığım hendege doğru kaçtığını, benim yanıma gelip durduğunu, deveyi tutmak için kovalayan zat da gelip beni orada bulduğunu ifade ettikleri zaman Rabbime hamdü senalar eyledim.

Dinde yüksek dereceye vasıl olan kişinin, işte böyle tevekkül etmesi şarttır. Dinde, avam olan kişiler; böyle velilerin tevekkülü gibı tevekkül yapıp da sabrı metanet gosteremediklerinden, iymanları sarsılabilir. Onun için, Hz. Omer «Biz tevekkülüz» diyen kişilerin bu makamda olmadıklarını görüp, onlara tarlanızı ekin, devenizi bağlayın, sonra Allaha tevekkül edin buyurdu. Zira, bazı kişiler tenbel, ve tenbelliğini halka bildirmemek için dini kisveye sokup; bâtılı, hak ile örterler.

Hz. Ömer radiyallahu anh, işte bu zatlarda bu kemâli göremediğinden, hallerini sorup, bu tavsiyede bulundu. Aynı mescitte oturan başka zatlar da var idi. Onlara ne için orada oturduklarını sormadı? Insan, nerede ne yapılacağını, nerede evet, nerede hayır deneceğini bildi mi, kemâle erdi demektir.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.