Hızır Aleyhisselâm, bir hamama gider. İhtiyar bir zatın, kendi başına bir kurnada yıkanmakta olduğunu görüp, yanına varır. Selâm verir ve ihtiyar zata lâtife olarak, karşı kurnada yıkanan gençleri göstererek: «Baba, gençliğinde ihtiyarlara hizmet etmemişsin ki şu delikanlılar da sana hizmet edip seni yıkamıyorlar» dediğinde, ihtiyar zat: «Biz gençliğimizde ihtiyarlara hizmet ettik, ama zamane delikanhiarı bize hizmet etmiyorlar» der.
Hızır Aleyhisselâm: «Ya öyle mi? » diyerek, ihtiyarın arkasını sabunlar ve yıkar. İhtiyar zat ona teşekkürden sonra:
«Gençler bizimn ' sırtımızı varsın yıkamasın. Allah, bize işte böyle Hızırı gönderip yıkatır!» deyince, Hızır Aleyhisselâm şaşırıp kalır, «Benim Hızır olduğuıu nereden biliyorsun?»
dediğinde: «Allaha kul olana böyle şeyleri bilınek güç değildir» cevabını alır.
— 73 _ Hızır Aleyhisselâm, Cenab-i Allaha münacaat edip: «Yarabbi! Bana bir defter verip, o defterde sevdiklerinin ismini bildirdin. Bu zatın ismi burada yok. Bu kimlerdendir?» dediginde, Allahu sübhanehu ve teâlâ hazretleri cevap verir: « Ya Hızur! Sana verdiğim defter, sevdiklerimin ismini hâvidir. Bir defter daha var ki, onu sana vermedim ve bir kimseye de bildirmedim. Onlar, benim tahtı gubabımdadır. Benden başka onları kimse bilmez. Onlar beni sevenlerdir. Sana isimlerini verdiklerim benim sevdiklerimdir. Bu zat ise beni sevenlerdendir.» buyurdu.
Görüyorsun ya! Işte; Allahı isteyip de cenneti istemeyen böyle zatlardır.
Hûriye meyletmeyen böyle erlerdir. Yoksa, islâmın temeli olan namaz, oruç, Hac ve zekâtı, yüzlerce kusur ile eda eden, cumadan cumaya bayramdan bayrama secdeye başko yan kimsenin hemen, kendini Allaha âşık sanıp, Allahın emrini dinlemedigi ve onun sevgili peygamberini incittigi halde, velilikten söz etmeye hakkı olmaz. Oyle yalancılığı bırak! Bu ömrünü ganimet bilip hemen Allaha kulluk edegör...
Bak; Oruç tutanlara verilen mükâfat! Kıyamet günü olduğu vakit bir sınıf oruç tutan mü'minleri, Cenab-1 Allah gizli olarak cennetine dahil eder. Bunlar cennetin önünde dururlar.
Cennetin memuru olan Hâzin, bu zümreye hitap edip sorar:
«Sizler mahşer yerine uğramadınız mı? Hesapta bulunmadınız mı? Sıratın şiddet ve dehşetini görmediniz mi?» dediğinde, onlar: «Hayır! Allah, bize lûtuf edip bunları göstermedi.» dediklerinde: «Bu derecata nasıl ve ne ile nail oldunuz?» sorusuna cevaben de: «Biz, dünyada Allaha gizli ibadet ederdik, Allah da bizi âhirette cennetine gizli olarak aldı.» diyeceklerdir.
Her ibadet gizli yapılabilir. Gizli yapılan her ibadet âşikâre olduğunda, o ibadete gösteriş yani riya karışabilir. Fakat oruçta riya, gösteriş olmaz. Oruç öyle bir ibadettir ki, Allah ile kul arasındadır. Oruçta riya, gösteriş yapmak imkânsızdır. Oruç, nâra yani ateşe kalkandır. Orucu tutana ateş yoktur.
Işte, Fahri-risalet efendimiz bir hadisi şeriflerinde buyuruyor: «Hiç bir ümmete verilmeyen, hiçbir ümmetin nail olamadığı beş büyük ihsan-ı ilâhî, ümmetime verildi. Ümmetime verilen bu beş lûtfu ilâhiden birincisi şudur: Ramazanın birinci günü akşamı olduğu vakit, Cenabı-erhamer-rahimin hazretleri, oruç tutan ümmetlerime merhamet ile nazar eder. Bu nazarı rahmete uğrayanı bir daha azâbına koymaz.
tkinci lûtfu-keremi: Melâikei kirâma, ümmeti Muhammed nâmma istiğfar ile emr eylemesidir.
Üçüncüsü; oruçlu mü'minin ağzının kokusunun Allaha misk kokusundan daha sevgili oluşudur.
Dördüncüsü şudur ki: Cennete Ümmet-i Muhammed için tezyin ol, ziynetlen diye emr olunur. Çünkü Allah: «Bana îyman eden kullarıma müjde olsun. Onlar benim dostlarımdır.»
buyurdu.
Beşinci nimeti ilâhi de, oruç tutan cümle Ummeti Muhammedi afv ve mağfîret etmesidir,» yine Eba Hüreyre radiyallahu-anhtan bir hadîsi şerif rivayet edildi:
petad ettio Hadîsi şerifin meâli: «Bir kimse ramazanı şerifte sevabını Allahtan ümit ederek oruc tutsa, geçmis günahları afv ve mazfiret olur» buyuruyor. Bu ne büyük lûtfu sübhani bizlere...
Bu ayda, taz. ve keremi ilahi coşar. Resül-i Kibriya eten limiz buyuruyor ki: «Ramazanı serifin her saatinde, altı.
yüzbin kişi azâbı ilâhîden azad olur. Bu böylece Leyle-i Kadire kadar devam eder. Leyle-i Kadir geldiğinde, Ramazanın evvelinden Leyle-i Kadire kadar her saatte azad olanın tamamı kadar insan azad olmaya başlar ve bu böylece bayram gününe kadar devam eder.»
Görüyoruz ki; ey Ummet-i Muhammed! Ramazan ayı, Cenab-ı lemyezelin rahmetinin cûşu-hurûşa geldiği mübarek bir aydır. Bu ayda Allaha isyan eden, Allahın emirlerini dinlemeyen, yarın kıyamet gününde huzuru izzete ne yüzle varabilir?
Hazreti Câbir radiyallahu anh, Resûl Aleyhisselâtu Vesselâmdan rivayet ettiler; Resûlü Ekrem Efendimiz bir gün bizlere şöyle buyurdular:
«Ramazanı son gecesi oldugunda, semavat ve arz ve melâike, ümmeti Muhammedin musibetine ağlarlar» dediğinde, biz dedik ki: «Ya Resülallah! Hangi musibete?.» Saadetle buyurdular: «Ramazanın gitmesi musibetine», «Zira ramazanda dualar kabul, sadakat makbul ve ecri kat kat hasenata verilen sevap peli çok, azâb ise kaldırılmış, günahlar af olmuş, hangi musibet ramazanın gitmesi kadar büyüktür?» Ramazanin gitmesine, sema ve arz ağlıyor, yerler gökler inliyor. Halbuki asıl ağlamak bize düşer, inlemeler ve teessüfler bize gerek. Zira, böyle mübarek bir aydan ayrılıyoruz. Bir daha ramazana yetişeceğimiz meçhûl?.. Yine bu aya mahsus lûtf-u İlâhiyeye bakınız; Allahü Tâlânın kiramen kâtibine emr eyleyip: «Ummeti Muhammedin hasenatını yazınız, seyyiatını yazmayınız, geçen günahlarını da siliniz.» dediğini Resûl Aleyhisselâm haber vermektedir.
Allah için oruç tutan, orucunu helâl lokma ile tutup, helâl lokma ile açmalıdır. Yoksa haram ile tutulan orucun faidesi, ancak açlık ve susuzluk ile perhizdir. Yine, haram lokma ile açılan oruç da böyledir. Zaten, islâmda her işin meşrû, helâl olması şarttır. Allahtan korkmadan, insan ve hayvan hakkına tecavüz eden kişinin hali dünyada ve âhirette çok müşküldür. Dikkat ediniz; ibadullahın hakkını zulmen yiyenlerin çocuklarının ya deli veyahut her birinin bir türlü derde müptelâ olduğunu göreceksiniz. Hayvan olsun, insan olsun; onların haklarını gözetiniz. Hele gayrı müslimlerin hakkına çok dikkat etmeliyiz. Zira, onlar yarın kıyamet gününde kendi haklarına tecavüz edip gasbeden mü'minlerin îymanına sarılıp indi ilâhide mahküm ettireceklerdir.
Âbâü-ecdadımız, bu gibi gayrı müslimlerin haklarına tecavüzün ne kadar mühim bir günah olduğunu bildiklerinden, onlar hakkında (Reâya) tâbirini kullanmışlardır.
Kıyamette hak kaza edilir, herkes yaptığını bulur. Kimseye zulüm olunmaz. Yukarıda söyledigimiz gibi, haram yemenin yalnız âhirette değil, dünyada da cezası görülmektedir.
Adem Aleyhisselâm, Allahın haram ettiği şeyi yemese, oğlu Kâbil, Habil'i katl eylemezdi. Aşağıdaki kıssayı ibretle oku:
- 76 _