Ara
Menü
6 dakikalık okuma

Semerkant şehrinde bir saka vardı.

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, İrşad, Cilt 1 · s. 191

Semerkant şehrinde bir saka vardı. Bu zat, haftada bir Cuma günü kazandığını anne ve babasının ruhu için, fukaraya vermeyi nezir eylemişti. Her beş vakit namazdan sonra, da onlar için dua ve istiğfar ederdi. Bu ahdine uzun zaman sadık kaldı.

Fakat bir cuma günü para kazanamadı, tabii fukaraya da bir şey veremedi. Bir âlimegidip ne yapması icabettiğini sual etti. O âlim de (Oğlum, kavun, karpuz kabuklarını topla hayvanlara ver, sevabını ana ve babana bağışla, bu ahdin yerini bulur) dedi. Saka âlimin dediği gibi yaptı. O gece rûyasında ana ve babasını gördü.

Ebeveyni, (Allah senden hoşnut olsun; bize her cuma günü hediye gönderirdin, bu cuma gecesi bize hak tarafından cennet kavun ve karpuzları ikram olundu) dediler.

Ölenlerin ruhları, izni ilâhi ile her cuma gecesi evlerinin kapısı önüne gelip, şöyle hitap ederler, (Oğlum, kızım. kardeşim, yahut ehlim, sizler türlü nimetleri yiyip, bıraktığımız evlerde oturuyorsunuz. Biz, kabirde açız, sususuz ve karanlık yerdeyiz.

Hiç bizi hayır ile yâd etmiyor, ruhumuz için tasadduk etmiyorsunuz. Yakın bir zamanda siz de bizim gibi olacaksınız. Bizim için tasadduk edin) derler. Eğer, hayır ve tasadduk ile anılıyorlar ise, (Sen bizi unutmadın, Allah senden razı olsun) deyip, mesrûren döner giderler. Eğer kendileri hayır ile yâd olunmuyor iseler, (Siz bizi mahrum ettiniz, Allah da sizi mahrum etsin)

deyip, giderler.

Ölmüş olanlara, dünyada bıraktıkları evlât ve ehillerinin ahval ve harekâtı bildirilir. Onların yaptıkları iyi veya kötü

amellerinden dolayı, âhirette olanlar sevinirler veya azap duyarlar. Fakat, geride bıraktıklarını, kötülüklerden menetmeğe veya iyi ameller işlemeğe hali hayatlarındaki gibi zorlamaga kuvvetleri olmadıgından, ancak ıyılıklerınini temenni ederler. Iyilik yapanlara, âmali saliha işleyenlere dua ederler.

Kötülük yapanlara, Allahın gazabına sebep olabilecek ameller işleyenlere üzülür, azap duyarlar. Böyle hayırsız evlâtlar bıraktıklarma nâdim olurlar ve onlara bedduâ ederler. Dünyada iken evlâtlarının kötü yolda olduklarını görüp, bildikleri halde, onları bu kötülüklerinden kurtaramayan ana ve babalar, nasıl azapta iseler; âhirette de bu azap ve eza-cefa kat kat olur. Bu gibilere melekler:

— Dünyada bıraktığınız evlâtlarınızın âmaline bakın, diyerek evlâtlarının kötü amellerini gösterir ve azap ederler.

Bunun aksine, iyi ameller işleyen evlâtların ana ve babalarını da taltif ve tatyip ederler. O anne ve babalar da, evlâtlarının hayırlı amellerini görüp ferahlarlar.

Fahr-i kâinat efendimiz, Mi'rac'a vardığında; Adem aleyhisselâmın sagına bakıp ferahladığını ve soluna bakıp kederlendigini görerek, bunun sebebini Cebrail aleyhisselâmdan sorar ve şu cevabı alırlar:

— Yâ Resûlallah! Soluna bakıyor, zürriyetinden gelen kâfir ve âsi evlâtlarını görüp üzülüyor. Sağına bakıyor, mü'min ve salih evlâtlarını görerek ferahlıyor ve seviniyor.

Işte, bundan da anlaşılıyor ki, dünyada bıraktığımız veya bırakacağımız evlâtlarımızın, iyi veya kötü amelleriyle, yalnız dünyada değil, âhiret hayatında da ya sevineceğiz veya üzüleceğiz. Bunun için evlâtlarımızı iymanlı, ihlâslı ve ibadetli yetiştirmeliyiz. Onların yapacakları hayırdan ve şerden, dünyada olduğu gibi, âhirette de biz mes'ulüz. Ana ve babalarını hayır ile yâd etmeyen veya ettirmeyen evlâtlar, ölmüş olan ana ve babalarından bedduâya müstehak olurlar ve gerek onların, gerekse Hazreti Allah'ın lânetine uğrarlar. Çok kısa olan insan ömrünü tamamlayıp, önünde sonunda ölümün korkunç pençesine düştükleri zaman, onlar da mallarından, mülklerinden ayrılarak bir amel çukuru olan kabirlerine girince, mutlâka aynı âkibete uğrayacak olan evlâtlar unutmamalıdırlar ki, orada gözleri yaşlı ve mahzun bıraktıkları evlâtlarından hayır dua alabilmek midi ile cuma geceleri evlerinin kapısına gelip merhamet dileneceklerdir. Fakat ihsan olunmadığından mahzun ve mükedder dönecekler ve kendilerini hayır ile yâd etmeyen, ettirmeyen evlâtlarına bedduâ edeceklerdir.

Ey ehl-i-iyman! Ana ve babalarımızı hayır ile yâd edelim.

Onları kapımızdan boş çevireyelim. Mahzun ve mükedder etmeyelim. Yaptığımız ve yapacağımız hayırlarla onları sevindirelim ve ruhlarını şâd edelim. Ölüye hürmet, insanlara mahsus bir haslettir. Hayvanda bu vasıf yoktur. Düşünelim ve akıldan çıkarmayalım ki, çok yakın bir gelecekte bizler de ölümü tadacağız. Bizler de, ana ve babalarımız gibi, bu fâni dünyadan el ve etek çekeceğiz. Biz, onları hayır ile yâd edersek, çocuklarımız da bizleri hayır ile yâd edeceklerdir. İnsanoğlu, ne ekerse onu biçer. Cuma geceleri, kapımıza gelen ana ve babalarımızın ruh.

larını şâd edersek, öldükten sonra bizler de evlâtlarımızın kapısından boş dönmeyiz. Bunu, muhakkak olarak bilmek lâzımdır.

Akibet ölümdür. Bu gerçeği şimdiden düşünerek, o günler için hazırlıklı, tedarikli bulunmalıyız. Bu tedarike, çocuklarımızı da hazırlamamız gerekir. Bizler, ana ve babalarımızı, ikram ve ihsan ile şâd edersek, yaptığımız ve yapacağımız hayır ve hasenat evlâtlarımıza da bir ibret dersi, bir talim olacak ve onlar da bizden sonra bizi taklide çalışarak, gördüklerini tatbik edeceklerdir.

Ana ve babaya itaat ve ihsanın, hürmet ve muhabbetin azalması, aşağıda açıklayacağımız bazı haberlere göre kıyametin yakın olduğuna ve ışrat-ı-saatten bulunduğuna apaçık bir delildir.

Kıyamet alâmetlerinden en mühimminin, ana ve babaya itaatsizlik olduğu aşikârdır. Bilmem, şimdi ana ve babaya itaat ve ihsan oluyor mu? Ana ve baba kadri biliniyor mu?

Imam-ül-enbiya efendimiz, Cebrail aleyhisselâma:

— Benden sonra dünyaya iner misin? diye sual buyurduklarında, şu cevabı almışlardır:

— Evet, on defa daha inip, bu on seferin her birisinde, insanlığa lâyık olan sıfatların birisini ref'edeceğim. Bunlardan bir tanesi de, ana ve babaya itaat ve ihsanın kaldırılması olacaktır.

Ana ve babaya isyan, kıyametin kopmasına sebep teşkil edecektir. Tabiî, gören ve anlayanlar için...

Bir gün, Resûlü Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem efendimiz, Cebrail aleyhisselâma hitaben:

— Yâ Cebrail! Ben, âhirete gittikten sonra dünyaya iner misin? diye sormuşlar ve:

— Evet, Yâ Resûlallah! sizden sonra, dünyaya on defa daha inerim. Sonra, kıyamet kopar, buyurmuştur. Efendimiz, bu on defa inişin sebebini sorduklarında, Cebrail aleyhisselâm:

Birinci inişimde, dünyadan bereketi kaldırınım.

ikinci inişimde, kalplerden merhameti kaldırırım.

Üçüncü inişiınde, mahlükattan muhabbeti, ana ve babaya itaati ve ihsanı kaldırırım.

Dördüncü inişimde, utanmayı, hayâyı kaldırırım.

Beşinci inişimde, kalplerden Allah korkusunu kaldırınım.

Altıncı inişimde, fukaradan sabrı kaldırırım.

Yedinci inişinde, zenginlerden sehaveti, cömertliğı kaldın- Sekizinci inişimde, emirlerden ve ümeradan adaleti kaldı- Dokuzuncu inişimde, Kur'an-ı Kerimi ve ahkâmını kaldırırim.

Onuncu ve sonuncu inişimde de, kalplerden iymanı kaldınrım, buyurmuşlardır.

Hadis-i-Cebrail'de. Resûl-ü-sakaleyn efendimize kıyamet âlâmetlerinden sorulduğunda:

— Köleler, efendilerini doğurduğu zaman kıyameti bekleyiniz, cevabını vermişlerdi. Kıyamete yakın bir zamanda, ana ve babaya hiç hürmet edilmeyeceği, hattâ evlâtların efendi gibi, ana ve babaların da köle gibi olacakları haber verilmiştir.

Tekrar, tekrar söylerim ki; ana ve babasına itaat eden aziz olur. Onları zelil eden de zelil olur. Ana ve babasına, bu zilleti revâ görüp, aynı zillete uğramayan:

— Işte... Ben, zelil olmadım, diye böbürlenmesin... Dünyada, mâruz kalacağı zilletten başka, âhirette de dûçar olacağı azabı, şimdiden kendilerine müjdelerim.

Buna mukabil, ana ve babasına hürmet ve itaat edenleri de dünyada izzetle ve âhirette saadetle tebşir ederim. Bu; etme - bulma dünyasıdır. Ne ekersen, onu biçeceğin mutlâk ve

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.