Ara
Menü
2 dakikalık okuma

Hazreti Hasan Radiyallahu anh, bir gün çölde giderken, bir ârâbîye rastgeldi.

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, İrşad, Cilt 1 · s. 190

Hazreti Hasan Radiyallahu anh, bir gün çölde giderken, bir ârâbîye rastgeldi. Devesinden aşağı inip, o ârâbîyi devesine bindirdi ve başındaki güneşliği ârâbînin başına örttü. Onun hâl ve hatırını sordu. İmamla bulunan diğer arkadaşları: (Ya imam bu bir köylüdür, siz bir sultansınız, iki cihan serverinin torunu Fâtıma radıyallahu anhânın yavrusu, imamı Ali'nin oğlusunuz. Bir ârâbîye bu kadar hürmetin sebebi nedir?) dediklerinde: (Bu ârâbî babam Ali'nin dostudur, bu yaptığım hürmetle babama olan hürmeti ifa ediyorum) buyurdular.

Bir kimsenin, ana ve babası yahut ikisinden birisi, evlâdlarından razı olmadığı halde ölseler; asî evlâd, onlar için dua ve istiğfar edip onların ruhları için Kur'an okutsa, yahut sadaka verse haklarını ödemiş olur. Resûlullah Sallallahü aleyhi ve sellem buyurdu ki (Bir kimse her cuma günü ana ve babasının kabrini ziyaret etse, ana ve babasına ihsan edenlerden yazılır. Sadakaların en hayırlısı, ana ve baba için verilendir.)

Bir kimse, cuma gecesi akşam ile yatsı namazı arasında iki rekât namaz kılıp, her rekâtında bir Fatiha ve on beş Ayetel Kürsi ve on beş Ihlâs sûresi okusa, selâmdan sonra yirmi kerre salatü selâm etse ve bu namazın sevâbını, ana ve babaya bağışlasa muhakkak ana ve babanın haklarını ödemiş olur.

Bir kimse, nafile namaz kılarken, anası seslense, nafile namazı bozup, anasına (Buyurun) demesi, yanına çagırdı ise gitmesi lâzımdır, demişler. Farz namazı kılıyor. ise, yahut namaz kıldığını ana ve babası bildiği halde çağırırlar ise, namazı bozması câiz değildir. Ana ve babasının ruhları için çeşmetlerine tahvil eyleyip, ikram eder.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.