Ara
Menü
3 dakikalık okuma

Bir kimse Resûl aleyhisselâma gelip, babasından şikâyet etti.

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, İrşad, Cilt 1 · s. 188

Bir kimse Resûl aleyhisselâma gelip, babasından şikâyet etti. Babasının kendisinden izin almadan, malından sarfettiğini söyledi. Resül aleyhisselâm bu zatın babasını huzuruna dâvet

etti. Bu zat bir Piri fâni idi, asasına dayanıp huzura geldiginde o zata hitaben: (Oğlunun izni olmadan malından alıyormuşsun?) buyurdular. O zat Resûl aleyhisselâmın bu sözünden, oğlu tarafından şikâyet edildiğini anladı. (Yâ Nebiyyallah, bir zamanlar ben kuvvetli idim, oğlum zayıf idi, ben zengin idim, oğlum fakir idi; bundan malımı saklamaz, kendim yemez, ona yedirirdim. Şimdi ben, zayıf ve kuvvetsiz oldum, oğlum kavi oldu ve ben fakir oldum, o gani oldu. Malını benden saklamaya başladı. Ben, o yesin diye önüne koyar idim. O benden saklar, onun bana yaptığı muameleyi ben ona yapmadım. Yine de eski kuvvetim yerinde olsa, ondan malımı esirgemem dediğinde; Resûl aleyhisselâmın mübarek gözleri yaş ile dolup, mübarek sakalları üzerine inci tanesi gibi yaşlar döküldü.

(Haydi baba, git oğlunun malından istediğin kadar sarf ey.

le, bu mal senindir) deyip oğlu da bu beyanı Nebiyye razı oldu.

Bahanın evlâdının izni olmadan malından sarf edebilmesinin caiz olduğu, bu hâdise üzerine anlaşıldı. Bir kişi gelip Resûle, anasının huysuzluğundan şikâyet etti. Efendimiz (Anan seni dokuz ay karnında taşıdığı zaman huysuz değil miydi ve seni emzirdiği zaman huysuz değil miydi, senin için uykusunu, rahatını terk ettiği zaman huysuz değil mi idi de, şimdi mi huysuz oldu)

buyurdular.

O kimse (Yâ Resûlallah, ol buyurduğunuz hakları ben ona ödüyorum şimdi) dediğinde, (Ne yaptın anana, ne gibi hizmette bulundun?) dedi. (Her şeyine baktığından maâda arkamda Kâbeyi taval ettirdim ve hac ettirdim) dedi. (Onun sana yaptığı bir gecelik hizmetin karşılığı değildir) buyurdular. Ana ve babaya hürmette her ikisini müsavi tutmalıdır, fakat ana bu şekildeki hürmete razı olmasa, baba, anaya yapılan riayete razı olmasa, oğlunun kendisini anasından üstün tutmasını dilese, evlâda düşen vazife, anayı üstün tutmasıdır. Anaya, babadan ziyade hürmet etmesi lâzımdır.

Kardeşler! Ana ve babamız hayatta iseler, onların kadrü kıymetlerini bilelim. Eğer, onlara şimdiye kadar cehâlet dolayısıyla indi ilâhideki mevkilerini bilmeyerek itaatte ve ihsanda kusur ettiysek, bundan böyle rızalarını alalım. Zira, ana ve babamızın rızası, Allahın rızasına sebep olup, onların gazabı, Allahın gazabına sebep olacağını, Allah Resûlü haber vermiştir. Ben de sizlere yukarda zikr ettim. Eğer onların rızalarını almadan âhirete gittiyseler, ne yapmamız lâzım geldiğini bilmek ve onların âhiret âleminde iken bizlerden razı olmalarının nasıl mümkün olacağını öğrenmek isterseniz; aşağıdaki tavsiyelerimi tutunuz. Beş vakit namazı kılar isek, Allaha vücut şükrünü yap-.

mış oluruz. Ebeveynimiz, ister sağ, ister ölmüş olsun, beş vakit namazın arkasından onların affı, mağfireti için dua etmemiz lâzımdır ki; onlara olan teşekkürümüzü ifa etmiş olalım. Ananın ve babanın dostlarını ve dostlarının evlâdlarını ziyaret, ana ve babamızın haklarındandır. Ana ve babanın dostlarına yapılan ihsan ve ziyaret, ana ve babaya yapılan ihsan ve ziyaret gibi olduğunu Resûlullah haber vermistir.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.