Ara
Menü
3 dakikalık okuma

huzuru saacete gelen sahabiden bir zatı şerif Resûl aleyhisselâma.

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, İrşad, Cilt 1 · s. 176

Bir gün, huzuru saacete gelen sahabiden bir zatı şerif Resûl aleyhisselâma. (Ya Resûlallah! Evlât üzerine ana hakkı mı büyük, baba hakkı mı büyüktür?) diyerek sual eyledi. İki cihan serveri saadetle buyurdular:

«Evlâd üzerinde ana hakkı, baba hakkından büyüktür.» Bu sual üç defa tekrar olundu. Uç suale de cevaben: «Ana hakkı, baba hakkından büyüktür.» buyurdular.

Dördüncü sualde, «Baba hakkı büyüktür.» dediler. O zat sordu: (Ya Resûlallah! Nerlen anaya üç, babaya ise bir hak verdiniz?) Cevaben: (Annen seni dokuz ay on gün karnında taşıdı, sonra doğurdu. Sonra senin için uykularını terk etti, seni emzirdi, üç sene seni kucağında taşıdı, altını temizledi. Yedi sene sırtında taşıyıp, onsekiz sene senin çamaşırlarını yıkadı, yemeğini pişirdi önüne koydu. Kırk, elli, altmış yaşında olsan, seni merak edip yollarını gözledi. Baban ise, seni ananın rahmine ekip, senin yiyeceğini getirmiş, giyeceğini temin etmiştir. Ana ile mukayeseye imkân var mıdır?) O sahabî yine, kelâma devam edip:

(Ben de ya Resûlallah, anamın bana yaptığı yardımdan, hizmetten daha çok ona hizmet etsem acaba hakkını ödeyebilir miyim?)

sualine, Resûlullah: (Bir gecelik hakkını bile ödeyemezsin.) buyurdular. (Neden ya Resûlallah, ben de senelerdir anamı sırtımda taşıyor, onun altını temizliyor, yemeğini pişirip yediriyorum.

Yaşarsa aynı hizmetlerine bakacağım) dediğinde: (Aranızda bir fark kalıyor ki, anan seni yaşasın diye baktı, sen ananın ölümünü bekliyorsun) buyurdular.

Ana demek, sırf şevkat demektir; ana demek merhamet mâdeni demektir. Ana demek vefa, mürüvvet demektir. Nasıl hakkı ödenebilir? Insan bir defa ölür, ana her doğumda bir ölür. Doğurmanın, ölüm kadar acı olduğunu Hazreti Ali haber vermektedir. Hele, sen âciz iken seni her türlü musibetten koruyan o degil mi? Uzun geceler senin için uykusunu terk eden o değil mi? Kısa gecelerde seni emzirmek için üç dört defa uykusunu bozan o değil mi? Yemeyen, yediren o değil mi? Giymeyen, giydiren, çektiği acılarını sana göstermeyen ve bildirmeyen o değil mi! Gözleri yaşla dolu olsa, ağladığını evlâdı görür, üzülür diye, hemen tebessüme çeviren o değil mi? Evlâdı uyuduğu vakit uyandırmağa kıyamayan, evlâdının kusurlarını görmeyen, görse dahi göstermeyen, evlâdının yaptıgı cefayı hemen affeden o değil mi? Nasıl ödersin hakkını annenin? Buna imkân var mı? Ana bu, ana. Derdimizin ortağı, yaralarımızın merhemi..

Evlâdını kurtarmak için canını feda etmeye hazır olan o değil mi?.

Vay olsun onlara, azab olsun şu kimselere ki, analarını kırdılar, onları incittiler de, nâra girmeye müstehak oldular.

Müjdeler olsun, kutlu olsun şu zümreye ki, analarını hoşnud edip, Allahı razı kıldılar, Cennete dahil oldular.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.