Bu bölüm kaynak biyografideki bağlamıyla verilir; tarihî biyografiyle aynı kesinlik düzeyinde değerlendirilmez.
Şeyh, yemek hazırlayıp köpeklere de Bayramiyye Tarikatı 45 1 ayrıca yiyecek ihzar ve tefrik ederek, müridlerini başına toplayıp kendilerine ihzar edilen yemeği ekle şüru' ederler ve Akşemseddin'i çağırmazlar. Akşemseddin nlır-ı fe rasetle anlar ki, Hz. Şeyh hakkındaki su- i zannın cezasına duçar oluyor. Enaniyyetini ber-taraf edip köpeklerin yanma giderek, onlara tefrik olunan yiyecekten nevale-çin olmağa şitaban olduğunu Hz. Şeyh görünce, derhal da'vetle sofrasına almıştır. Akşemseddin, Cenab-ı Pir'in irşad ve delaletiyle tasfıye- i derun etti. Sülukunda az bir müddet içinde derecat-ı aliyeyi buldu. Kemalat-ı ilmiyyesi şöhret buldu. Taba betteki ihtisası da ayrıca yer tuttu. Göynük ve Torbalı'da irşad-ı nas ile meşgul olup, mürşid-i mükerremi Hz. Bayram-ı Veli'nin alem-i bekaya intikalinden sonra ca-nişi ni oldu. Fatih Sultan Mehmed Han tarafından isticlab-ı ruhaniyyetleri ümniyyesiyle, pir daşı Akbıyık Abdullah Sultan ile beraber ordu-yı hümayuna da'vet olunmuş, Edir ne'ye azimetinde mazhar-ı iltifat ü hürmetleri olmuş idi. lstanbul'un fethinde Hz.
Pa dişah'ın beraberinde bulunarak nasihatlarıyla kemalat-ı aliye vü ma'neviyyesiyle cümleyi müstefid eylemiştir. Bu sırada kevni ve irfani kerametleri zahir oldu. Fetih den üç gün evvel veya sonra Okmeydanı'nda hayme-nişin-i aram olan Akşemseddin ile Hz. Fatih muhabere ederek, gece sekizde veliyy-i müşarünileyhin menzil-i arifane sine gelmişlerdi. Hz. Şeyh, Cenab-ı Fatih'i der-aguş ile çadırına aldı. Bi'l-umum üme ra-yı guzat, dest-i pak-i Şeyh'i kemal-i hürmetle takbil etmişlerdir. Fetih müyesser olunca, daha ziyade ta'zime mazhar oldu ve Hz. Padişah'a vadi-i teselli vü cesarette büyük hizmetlerde bulundu. Kara gün dostu imiş (Fiitih'in) Akşemseddin Ki yüzilnden lemean itdi anın feth-i mübin Nusreti çeşm-i haklkatla görüp virdi haber Böyle her karı uzakdan gören erbab-ı yakin /266/ Hz. Fatih sabaha kadar şeyhin yanında bulunarak salat-ı fecri birlikte eda eylemişlerdir. Fethi müteakip Ebu Eyyub el-Ensari hazretlerinin merkad-i münevver lerinin Kostantiniyye suruna karib bir mahalde olduğunu tarih kitaplarında evvelce okumuş olduğundan bahisle, bu kabrin keşfini Hz.
Şeyh'den rica etmiştir. Bunun üzerine Hz. Fatih'le birlikte kabrin bulunduğu mahall-i mukaddese gitti ler. Buraları dümdüz ve kabirden nişane yok idi. Hz. Şeyh asasının baş paresini alnı na vaz' ile ittika ederek müddet-i medide murakabeye daldı. Muahharan başını kal dırıp Hz. Fatih'e, "Kabr-i mübarek şurasıdır. " diyerek aldığı çınar dallarının birini baş, diğerini ayak ucuna dikti. Hz. Fatih, kalb-i hümayunundaki tereddüdün külliyen iza- 452 Setlne- i Evliya lesi maksadıyla, o gece hafiyyen silah-darını göndererek Şeyh'in rekz ettiği çınar dal larının vasatına kendi parmaklarındaki yüzüğü defo ettikten sonra, mezkGr dalları yirmi adım kadar kıble tarafına nakl etmesini kendisine emr ve tenbih etti. Silah-dar ağa Padişah'ın arzusu vechile hareket etti. Ertesi gün Hz. Fatih, cenab-ı Şeyh'e tekrar ta'yin-i kabr eylemesi için haber gönderip derhal yine türbenin olduğu mahalle geldi. Padişah dahi bulundu.