Ara
Menü

Şeyh'in asarını birer birer gösterdi ve dedi ki: "Bu gün çok işim…

Şeyh Cemâleddin-i Afgâni etrafında nakledilen anlatı

Gelenek içi anlatı

Bu bölüm kaynak biyografideki bağlamıyla verilir; tarihî biyografiyle aynı kesinlik düzeyinde değerlendirilmez.

l bnü'l-Emin Seyyid Ahmed Tevfik Bey 41 1 Burhan Efendi'ye bir zaman tesadüfümde gerek pederinin ve biraderinin, gerek kendinin tercüme-i halini yazıp vermesini rica etmiş idim. Bir seneye yakın taallül gösterdi. Murad el-Buhari ( Dergahı) şeyhi Ahmed Muhtar Efendi'ye müracaat ettim, cevab alamadım. Bir gün Şeyh Abdülkadir'in ruhaniyyetine hitaben, "Yii Şeyh! Benim dünyevi bekledigim bir menfllllt yok. Hasbeten li'llilh tercüme-i halini yazmayı istedim. Ne bira.derinden, ne de mahdumundan eser-i icabet göremedim, mahzun oldüm. Senin uluvv-i kadr ü kemaline lmiiıım var; vakıf olduğun esriir-ı tevhld hürmetine benim mes'Ulümü is'iif et. Kardeşinin ve mahdumunun kalblerinde bir te'slr husUle getir. İstedigim ma'lumiitı ba­ na versinler. Ashilb-ı müriicaatı merdUd etmek büyüklük şiim degildir." dedim. Te'slrat-ı garibesi: O gün Burhan Efendi'nin kalbine bir in'ikas vaki olmuş, mahdumuna hitaben, "Evladım, şimdi Hacı Hüseyin Bey'in köşkünü bul, onu gör, benden istedigi ma'lumiitı ver. /234/ Yazılarımı ve biraderin el yazısı ile muharrer Esrcir-ı Tevhid'i ona hediyye ettim, gö­ tür." diye emreder.

Seyyid Celal Bey namındaki mahdumu, arar bulur, bu ma'lumatı ve emanatı verir. Ertesi günü Eyüp'te Murad el-Buhar! Dergahı'na gittim. Hz. Abdül­ kadir'i ve pederini ziyaret ettim. Ahmed Muhtar Efendi ile görüştüm. O da arzumun fevkında izahat verdi. Yazdığım şeyleri tetkik ve tashih etti. Silsile-nameleri, şecere­ nameyi, Hz. Şeyh'in asarını birer birer gösterdi ve dedi ki: "Bu gün çok işim vardı. Ma'nevl bir kuvvet beni tuttu; siz geldiniz. Sebeb, size intiziir imiş. Hz. Şeyh' in rUhiiniyyeti böyle istemiş." Hz. Şeyh'in böyle bir kerametini de, bu suretle muharrir-i fakir gördüm. (Kadde­ sa'lliihu sırrahu) ŞEYH CEMALEDDİN-İ AFGANi Mücahidin-i lslamiyye'dendiP. Afganistan'da 1 2 54/( 1 838) senesinde tevellüd et­ miştir. Küner (} Ş) sadatına mensub bulunmakla ma'rGftur. Şeyh Cemaleddin, mü­ kemmel tahsil görmüş, dinimizin felsefesini anlamış, siyaset-i cihanı tedkik etmiş ea­ zımdandır. Şeyh Abdülkadir Efendi'nin pederi Seyyid Süleyman Efendi hazretleriyle ilmi tasavvufi mubahaselerde bulunmuş ve ondan ahz-ı feyz eylemiştir.

Medeniyyet-i şarkıyyeyi, medeniyyet- i garbiyye ile te'life çalışırdı. Sultan Ab­ dülaziz merhumun devr-i saltanatının nihayetine doğru lstanbul'a gelmiştir. Murad el-Buhari Dergahı'nda Seyyid Süleyman hazretleriyle sohbetleri vaki' olmuş idi. Devr- i Hamidl'de, Münif Paşa merhumun delaletiyle Meclis- i Maarif a'zalığına ta'yin olunmuş idi. Darü'l-Fünun'da ve Fatih Cami'-i şerifinde ilmi musahabelerde bulunur. 412 Seflne-i Evliya Seyyid İsa Han namında bir zat, müşarünileyh hakkında yazdığı makalede diyor ki: "Bir gün Fatih Cami'-i şerifinde riciil -i devlet, ulema ve bir cemiiat-ı kübra huzurun­ da Hz. Mevlana'nın Mesnevi-i şerifinden takrir ve tercüme ettiği beyitlerden, .) y _,... ; .) .;>- .) r r .) /' ; J 4 J .:,,;..- .):!' (...lİ .;>- h ..!.d.> _,... 302 ı..> I ...1.tl ; c:ıl:.;- .J:!I .) Mübahase-i ilmiyyesi esnasında orada, cemaat içinde hazır bulunan sudurdan /235/ Hoca Yunus Vehbi Efendi, bu mubahase-i ilmiyye netayicini tağlit ederek, gizlice Şeyhü'l-islam Akşehirli Hasan Fehmi Efendi vasıtasıyla Sultan Abdülaziz'e bi'l-ih­ bar, allli.me-i şehirin Mısır'a nefy ü klasına badi olmuştu.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir anlatıdır. Tarihî olay, belge veya kronolojiyle aynı kesinlik düzeyinde değerlendirilmez.