Yarım kalan iki kazı
Nev‘îzâde Atâyî’nin naklettiği rivayete göre Yorgancı Emir Muhammed Gîlânî, vefatından önce evinde iki ayrı yer kazdırmaya başlamıştı. Bunlardan birini mezarı, diğerini ise su kuyusu yapmak niyetindeydi. Fakat her iki kazı da tamamlanmadan vefat etti. Yakınları, kuyu için açıldığını düşündükleri yere onu defnettiler.
Oğlu İsmâil Çelebi’nin rüyası
Aradan birkaç gün geçtikten sonra Yorgancı Emir, oğlu İsmâil Çelebi’nin rüyasında göründü. Cesedinin, başlangıçta mezar olarak belirlediği diğer yere nakledilmesini ve o noktanın kazılmasını istedi. İsmâil Çelebi rüyada bildirilen emri yerine getirdi; babasının naaşı gösterilen yere taşındı.
Ortaya çıkan su
Kaynağa göre yeni mezar yeri kazılırken oradan berrak ve içimi hoş bir su çıktı. Atâyî bu suyu saflığı ve lezzeti bakımından cennet suyuna ve âb-ı hayata benzetir. Yorgancı Emir’in vasiyeti doğrultusunda suyun bir sebil hâline getirildiği ve eserin yazıldığı dönemde gelen gidenlere ikram edilmeye devam ettiği aktarılır.
Mekân hafızası
Rüya, naaşın nakli ve suyun ortaya çıkışı aynı menkıbe örgüsünün birbirinden ayrılmaz parçalarıdır. Anlatı, Yorgancı Emir’in Gül Camii yakınındaki zâviyesi ve mezarı çevresinde teşekkül eden su ve ziyaret hafızasını açıklar; modern bir mezar tespit tutanağı gibi değil, Atâyî’nin kaydettiği gelenek içi rivayet olarak okunmalıdır.