Ara
Menü

Yorgancı Emir Muhammed Gîlânî

Yorgancı Emir Muhammed Gîlânî (ö. 977/1569-70), yorgancılıkla geçinen, Haremeyn'de tasavvuf eğitimini tamamlayan ve Gül Camii yakınında zâviye kuran seyyid şeyhtir.

Vefat
1569
Unvan
Gîlânlı seyyid, saray çevresi şeyhi ve Gül Camii yakınındaki zâviyenin kurucusu

Gîlân'dan İstanbul'a

Gîlân'da doğdu. Seyyidlik alâmeti olarak iki yana uzattığı saçları ve geçimini yorgan dikerek sağlaması sebebiyle “Yorgancı Emir” diye tanındı. İlk yıllarında Ebü'l-Feth Türbesi'nin hizmetinde bulundu.

Haremeyn yolculuğu

920/1514-15 dolaylarında hacca gitti; Mekke'de bazı şeyhlerle görüşerek tasavvuf eğitimini tamamladı. Kaynak mürşid isimlerini vermediğinden belirli bir ana yol aidiyeti üretilmemiştir.

Belgrad seferi ve saray çevresi

927/1521 Belgrad seferinde padişahın maiyetinde bulundu. Fetih gününü önceden haber verdiği anlatısı menkıbe katmanında tutulur. Kendisine bağlanan günlük elli akçenin genel görevli defteri yerine Harem-i Hâs hizmetlileri defterine yazılmasını istediği; saray görevlilerine eğitim için zaman zaman saraya girdiği kaydedilir.

Zâviye ve vefatı

977/1569-70'te bir elçi maiyetiyle yaşanan yol kavgasında aldığı darbe sonucu öldü. Gül Camii yakınındaki zâviyesine defnedildi. Olay Atâyî'nin taraflı ve sert dili yerine idarî çekirdeğiyle aktarılmıştır.

Ağ ve yol

Menkıbeler

İlk 2 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

Belgrad fethinin gününü haber verme

Yorgancı Emir Muhammed Gîlânî’nin 927/1521 Belgrad seferinde padişahın maiyetinde bulunduğu; gördüğü bir rüyaya dayanarak fetih gününü önceden haber verdiği aktarılır.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Belgrad seferine katılması

Nev‘îzâde Atâyî, Yorgancı Emir Muhammed Gîlânî’nin hac yolculuğundan döndükten sonra 927/1521’deki Belgrad seferine padişahın maiyetiyle katıldığını kaydeder. Kaynakta onun bu sırada hükümdarın ve sefer halkının gönlünü kuvvetlendiren bir şahsiyet olarak görüldüğü belirtilir.

Fetih gününe dair rüya

Aktarılan rivayete göre Yorgancı Emir, gördüğü bir rüyadan hareketle Belgrad’ın fethedileceği günü tayin etti ve zaferi önceden müjdeledi. Bu haberin müminlerin gönlünü rahatlattığı söylenir. Seferde bulunması biyografik kaydın parçasıdır; fetih gününün rüya yoluyla önceden bildirilmesi ise kaynağın menkıbevî anlatı katmanıdır.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Nev‘îzâde Atâyî, Hadâ’iku’l-Hakâ’ik fî Tekmileti’ş-Şakā’ik, s. 676-683.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Mezar yeri ve su anlatısı

Yorgancı Emir’in evinde biri mezar, diğeri kuyu olmak üzere iki yer kazdırdığı; yanlış yere defnedildikten sonra oğlunun rüyasına girerek gerçek mezar yerini gösterdiği ve oradan berrak su çıktığı anlatılır.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Yarım kalan iki kazı

Nev‘îzâde Atâyî’nin naklettiği rivayete göre Yorgancı Emir Muhammed Gîlânî, vefatından önce evinde iki ayrı yer kazdırmaya başlamıştı. Bunlardan birini mezarı, diğerini ise su kuyusu yapmak niyetindeydi. Fakat her iki kazı da tamamlanmadan vefat etti. Yakınları, kuyu için açıldığını düşündükleri yere onu defnettiler.

Oğlu İsmâil Çelebi’nin rüyası

Aradan birkaç gün geçtikten sonra Yorgancı Emir, oğlu İsmâil Çelebi’nin rüyasında göründü. Cesedinin, başlangıçta mezar olarak belirlediği diğer yere nakledilmesini ve o noktanın kazılmasını istedi. İsmâil Çelebi rüyada bildirilen emri yerine getirdi; babasının naaşı gösterilen yere taşındı.

Ortaya çıkan su

Kaynağa göre yeni mezar yeri kazılırken oradan berrak ve içimi hoş bir su çıktı. Atâyî bu suyu saflığı ve lezzeti bakımından cennet suyuna ve âb-ı hayata benzetir. Yorgancı Emir’in vasiyeti doğrultusunda suyun bir sebil hâline getirildiği ve eserin yazıldığı dönemde gelen gidenlere ikram edilmeye devam ettiği aktarılır.

Mekân hafızası

Rüya, naaşın nakli ve suyun ortaya çıkışı aynı menkıbe örgüsünün birbirinden ayrılmaz parçalarıdır. Anlatı, Yorgancı Emir’in Gül Camii yakınındaki zâviyesi ve mezarı çevresinde teşekkül eden su ve ziyaret hafızasını açıklar; modern bir mezar tespit tutanağı gibi değil, Atâyî’nin kaydettiği gelenek içi rivayet olarak okunmalıdır.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Nev‘îzâde Atâyî, Hadâ’iku’l-Hakâ’ik fî Tekmileti’ş-Şakā’ik, s. 676-683.