Bu bölüm kaynak biyografideki bağlamıyla verilir; tarihî biyografiyle aynı kesinlik düzeyinde değerlendirilmez.
EFENDİ HAZRETLERİ Hazine-i ilm ü hikmettir. Pederleri Ömer Efendi'dir. Bir rivayette Şamlı, rivayet i uhraya göre Amasyalıdır. Silk-i kazaya salik olup Trabzon kadılığında bulunduğu sı rada Yahya Efendi, 900/( 1495) tarihinde alem-i dünyaya gelmiştir. Sinn-i temyize erişdikte yedi sene ihtida! tahsilde ve bu esnada riyazat ve müca hedatta bulunarak İstanbul'a gelip kemalat-ı aliyyesini tezyid için meşhGr Zenbilli Ali Efendi hazretlerinden ahz-ı feyz-i ilm ü kemal ederek yükselmiştir. Peder-i alileri Şam'da medfündur. Peçevi Tarihi'nin rivayetine göre valideleri Trabzonludur. Yah ya Efendi Trabzon'da dünyaya şeref verdiği vakit, Sultan Selim Han-ı evvel, Trab zon'da vali imiş. Şehzadeleri Süleyman Han-ı Gazi'ye, Yahya Efendi'nin valideleri süt vermiştir. Bu sebeble Kanı1ni Sultan Süleyman'ın süt karındaşı olmuştur. Yahya Efendi, l stanbul'da, Canbaziyye, Efdaliyye, Fatih ve sfür birçok medrese lerde müderrislikde bulunup, 962/( lSSS)'de ihtiyar-ı inziva eylemiştir. Ulum-ı zahi reden, fünun-ı mütenevviaya aşina ve ha-husus, fenn-i tıb ve ilm-i hikmet ve ilm-i hendesede sahib-i yed-i tula imiş. Peçevi merhum diyor ki: "Mader-i muhteremeleri saray-ı amireye gah u hi-gah duhule me'zGn olmakla, Sul tan Süleyman hazretlerine ir a' saadetine vasıl olmuşlardır. Sonra racül-i kamil Seyyid Ahmed b. Muhammed Buhar'i-i Hüseyni 121 olup, taleb ve tahsilinde akranına tefevvuk etti. Müftü Ali Çelebi ( ya'ni Zenbilli Ali Efendi)'nin hizmetinde mülazım olup tariki ile Medaris-i Semaniyye'den birine va sıl olduktan sonra, bir gün Cenab-ı Padişah'a bir tezkere yazıp, hukuk-ı dirineyi is bat ettim sandı. Velakin, (.!.l _,wJ \l J '1)107 fehvasınca, renciş-i hatır-ı atırlarına· ba is olunup azl edildi ve altmış akçe ile takaüd buyuruldu. Ol sebeble ekabir kapısına tereddüdden halas olup, Beşiktaş sevahilinde bir makam edindi ve ruz u şeb taat u ibadete meşgul olup, kendüyi ziyarete gelenlerin ziyafetine ma"melekin sarf eder ol du. Ol havalide enva-i dırahtan gah gars edip, gah aşıladı. Günden güne keramat- ı aliyyesi zuhilra geldi. B u ağaçlık meşhur mesire olmuştu. Herkes giderdi. Bu sırada Evliya Çelebi'nin rivayetine göre, bir kuhistan-ı vasi' -çemen-zardadır ki, içine asla güneş te'sir etmez. Çınar, söğüt, sakız, servi ve cevz-i rilmi ağaçlarıyla mü zeyyen bir vadidir. Uyun-ı cariyeleri dibinde sahib-i hayrat tarafından bir çemen-zar ı suffe edilmiştir ki, sarı asma, kara tavuk, ishak kuşu, ispinoz, filorina, baştankara, bulbül-i bed-nam, bülbül-i nik-nam gibi kuşların feryadı ehl-i teferrücün canına can katar. İçinde yaran-ı safa taraf taraf muhabbet ederlerdi." Beşiktaş ile Ortaköy arasındaki bu mahalli satın alıp, sahil-i bahrda bir sükna ve bir mescid bina eylemiş ve sonraları etrafına medrese ve hammam ve münzevilere mahsus hücreler ve bir çeşme bina eylemiştir. Elyevm sahilde değil, set üstündedir. Neccar-zade hazretleri hakk-ı alilerinde şu yolda izhar-ı ta'zimata şuru' etmiştir: Yahyô.-yı Beşiktaş' ı ziyliret idelim gel Oldur sebei z1net-i kühsiir- ı Beşiktaş Burada ömrünü ibadat u raat ile geçirmiş ve nice erbainler çıkarıp, riyapt ve mücahedat ile uğraşmıştır. Cemi' a'yan u erkan ve ahali vü tüccar ve hususuyla gemi ciler, Yahya Efendi hazretlerini ziyaret ederler; hediyye ve nezirler götürürlerdi ve ha cetleri için dua taleb ederlerdi. Yahya Efendi, züvvara yedirir, içirir, meyveler ikram ederdi ve ale'l-ekser alem-i istiğrakda nağme-zen olup, ( ı.> .)4JI 0" J- ı.> .)l_,l l J-İ 4)108 kelamını Hz. Ali efendimize nisbet olunan. JS'İ ..u <) el:.- ifl..k J ; ..u <) tt.:.. iflö.,. ı09 J .r.>- .r.f:- .:ı !J r" l> ı.> .J.;s. t.. r ..u J beyitini söylerlerdi. Çok kerreler ahali vü mevaliye ve fukara vü mesakine ziyafet çe ker ve her sene Fahr-i kainat (aleyhi ekmelü't-tahiyyô.t) efendimiz hazretlerinin vela- 1 07. "Sultanların vefası yoktur." (H) 1 08. "Ey vadi ahalisi! Sizin için bir hidayet rehberi yok mu ?'' (H) 1 09. "Benim bu makamım gelene geniş bir konaktır. Taamım yiyene mübahtır. Ekmek ve sirkeden baş ka bir şey olmasa bile, yanımda bulunan her şey gelene ikram edilir." ( H ) 1 22 Sefine-i Evl iya det-i seniyye-i nebeviyyelerine şeref-müsadif leyle-i mukaddesede bir büyük ziyafet keşide eder; talebe-i ulum ve fukara vü zuafadan ziyaretine gelenlere sadakalar verir lerdi. Böyle bir zat-ı sütı'.ide-sıfat idi. Vakıf-ı esrar-ı hakikat olduklarına şüphe yokdur, nutukları delalet eyler. Şiirde, "Müderris" diye tahallus buyururlardı. Beyne'l-halk, "Molla Şeyh-zade" denilmekle şöhret bulmuştu. SGflyane ve muhakkıkane söylenil miş Divan'ı vardır. "İrtihal-i Kutbu'l-ulema" ( L..LJ I ...,_.b; J li _; 1 ) 1 10 mısraının delaleti üzere 978/( 1 57 1) ve bir rivayette 977 sene-i hicriyyesi ( 1570) leyle-i adhasında, "ircil" emr-i celiline lebbeyk-zen-i icabet olarak terk-i hayat-ı müstear eylemekle, na'ş-ı mağfiret-nakşları, Sultan Süleyman ile olan münasebeti i'tibarıyla, ale's-sabah Süley maniye Cami' -i şerifine nakl edilip Bayram namazının akabinde, salar-ı cenazeyi müftiyü'l-enam ve Şeyhü'l-İslam Ebussuı'.id Efendi hazretleri kıldırmışlardır. Cemaat i uzma hazır olmuştur. Ba'dehG halen ziyaret-gah olan ve hayatta iken kendileri tara fından ihzar olunan kabirde vedia-i rahmet-i Rahman kılınmıştır. Cenazesine vüze ra, ulema, ağniya ve fukaradan hazır olmadık kimse kalmamış ve öyle bir azim kala balık olmuştur ki, misli nadir görülmüş, hatta o gün İstanbul'dan Beşiktaş'a kayık üc reti gayet fahiş bir raddeye çıkmıştır. (Kaddesa'lUıhu sırrahu) o zaman söylenilen manzı'.ime-i tarlhiyye: Cenaln Haz:ret-i Yahya Efendi ol kim anın Riyazetiyle kılup tayy-i menzil-i zühdü Nida-yı eyyetühe'n-nefsü "ircii " ta ki İrişdi gUşuna kıldı sicill-i ömrünü tay Eğerçi mest-i şaralH elest amma (ki) İçirdi saki-i peymane-i ecel ana mey Hüma olur mu bu dam-ı deniye hergiz sayd Bilir teemmül iden işbu /a-şey'i la-şey Visal-i Hakk ' ıla buldu hayat bulsa n'ola Şumar-ı sfil-i vefatı "karib-i rahmet-i Hay" ( LS""' ..;:...,. _) '-;--:! } ) = (978) 1 1O. İ barenin hesaplanmasından 92.3 çıkmaktadır. ( H ) Seyyid Ahmed b. Muhammed Buhart-i Hüseyni 1 23 Kanb-i rahmet-i Hay" olmaz idi tô.rlhi Enlsi olmasa Yahya'ya her nefes "ya Hay! Sultan Selim-i sani hal-i hazırdaki türbe-i şerifeyi inşa eylemiştir. Türbe-i şerife nin kapısı üstündeki taşa, "Kutbu'l-arifin, gavsü'l-vô.sılın Hazret-i Pir Mevlana Yahya kudisse sırruhu'l-all'' yazılmıştır. Türbe-i şerifeleri pek muhteşemdir. Hakikaten müs tağrak-ı envar-ı ruhaniyyettir. Padişahların ikamet-gahlarına kurbiyyeti, devam-ı umranına en büyük amil-i müessir olmuştur. Yahya Efendi merhı1mun hangi tarikat-ı aliyyeye nisbeti olduğu meçhuldür. Zi ra kendileri şiddetle tesettüre meyyal idi. Rical-i mesturinden bulunuyorlar. Üvesiy yü'l-meşrebdirler. Ne sözlerinden, ne de eş'arından, nisbetlerine dair bir şemme al mak mümkin değildir. Evliya-yı ahfiyanın meslekleri böyledir. Menakıb-name'lerin de gördüm, deniliyor ki: "Nefes-i mübarekleri hastalara ayn-ı şifa, Üveysi-meşreb, kudsi-cevher, ehl-i dil, su fi, şair, tabib, hakim, sahi, kerim, müşfik, halim, zeki, taki, haluk idi. Ziyaretine ge lenler kereminden, kerametinden, kelimat-ı hikmetinden, edviyye-i tababetinden, haleviyyat-ı ni'metinden, ilm ü faziletinden müstefid ve müstef'ız olurlar idi. Sohbe tinde her kim olur ise olsun, "/..şık!" diye hitab buyururdu. Pek çok menkabe ve ne vadirden bahsederdi. İnşa ettiği mesacid ve medaris-i ilmiyye vü tıbbiyye ve tekke ler ve hammamlar vardır." Şeyhu'l-lslam Ebussuud Efendi merhum, müşarünileyhe yazdığı bir mektubunda, "Seyyô.h-ı sahhar-ı hikmet ve sebbô.h-ı bihô.r-ı ma'rifet, hô.zin-i mehô.zin-i nukUd-ı maô.rif-i ilahi ve hô.fız-ı esrar-ı kemalatı nô.-mütenô.hl, ulema ve hükemanın merci' ü mesnedi." diye ta'zimat-ı mahsusada bulunmuşlardır. Nakl olunur ki, "Balaban" isminde bir çobanın iki re's koyunu sürüden ayrılıp koşarak Yahya Efendi merhumun dairesine gelir. Çoban bunları arar, bulamaz. Sual ve tahkik için Yahya Efendi'nin huzuruna geldikte, "Bu adam koyunlarının taharrisi için daJ! ve taşları dolaşıp yorulmuş ve acıkmıştır. Buna ekmek ve tereyaJ!ı ve bal geti riniz." diye huddamına emr edip ihzar olununca, İşte sana terayaJ!ı mumlu bal u tô.ze nan Diler isen yaJ!a ban diler isen bala ban beyitiyle ikram ve iltifat ederler. Çoban bu halden müteessir olup uğradığı nazar-ı kimya-eserin te'siriyle şeref-i lslam'a mazhar olup o iki koyunun şükrane-i iman ola rak kurban edilmesini niyaz edince, Yahya Efendi bu manzumeyi söylemiştir: Subh-dem iki gaııem menzile mihmiin gel.di Her görenler didiler tekyeye kurban gel.di Kurd tablatludan anı sakının lutf eyleyin Hazın idüp dirler ana ni'met-i Sübhiin gel.di Yolda çokdur çalıcı anları çaylak gibi Her aç olan ana dir derdime demıiin gel.di B ir koy una sığarır iki koyunu niceler Çeküp avurda yutar dir bize ihsan gel.di Ey Müderris ola gör rlii bugün bunlara sen Enbiya zamresi hep aleme çoban gel.di Nutuklarından: Ders-i aşkı biz fenli sahnında tekmil itmişiz Sanına gel seyr-i semtini ile tahsil itmişiz Sü.hte olup yandık titmlin-ı talebde nice y ıl * Me'kel-i devr içre gam tasını takbil itmişiz Müstaidd-i ilm olup kıldık medaris seyrini Ma ' rife t ders-hiinesin biz kiil ile kil itmişiz Bulduk istiğna ile tevhld ü hayre t babını Hücre-i fakr u feniida nefsi tezlll itmişiz Safha i zilletde bulduk şübheye şô.fı cevab - Kliinlit icmalin ol vech üzre tafsil itmişiz * * * Adım adım paye-i aşka basalıdan fıtratım Hamdü li'Ulah gün-be-gün durmayup artdı devletüm Aşk neslmi kuy-ı yamı dem-be-dem bayın virür Hak nazardan saklaya aşıldı gayet rifatüm Seyyid Ahmed b. Muhammed Buhari-i Hüseyni 1 25 Devr,i aşkın ben Müderris hiıtemi'l,uşşakıyım Giyemez kimse sonunda hırkam ile kisvetüm * * * Ehl,i derdin derdine demıiin Hu tekraM Hu Sır nedir ki inletir aşıkları ezkar,ı Hu Bag,, Hu' da bülbül isen dur beru efgana gel Kim baJıar,ı Hu irüp oldu zemin gü/,zaM Hu Kıhna bı,hUde kelamı Hu' ya sarf it ömrünü İrgüre tô. sırr,ı lahuta seni efkô.M Hu Ahse-ıı,i şek! üzre şol aşıkları hep bend iden Hafka,i zikri dem,a,dem döndüren pergô.r,ı Hu Katıdır taşdan Müderris kalbin eğer Hu diyüp İnle-ınezse-ıı gayretin yok inletir dağları Hu * * * A.b,ı tevhld ile dilden ma,siva nakşını yu Ma,hüve 'l,maksUd Hu'dur iki ale-ınde (de) Hu .._;, J 'l ..t>-\ _, .J) ..ı.11 LC) ili ı_,_;;.:.. ı _, ı_,ı_, l_,;5' ...u ı ı_,_,5'.ll_, Ya İlahi bu ne sırdır ki mürfd,i aşk olan Sa'y ile bahr,ı muhJt,i ilm olur bir katre su DlıM vahdetde İmam,ı aşk ile kılmaz namaz İ tmeyen Mansur,veş ı hayô.tnıdan vudu SavH ta ' bire sığınınaz ına'ni,i aşk,ı havas Söyleme bu zarı ey Yahya umuma rft,be,rft * * * 1 1 !. "Şübhesiz Allah, hakkında hiç bir şübhe olmayan tek ilahtır. O'nu çokça zikredin, O'na şükredin ve O'ndan mağfiret dileyin." ( H ) Ledünn ilmini ehliyle hemin Mevla bilür dirler Mesail-geh ola şer'I anı molla bilür dirler Gönül bahrında meknunu ne bilsün sliyir-i sahil Derun-ı dun-ı deryayı yine derya bilür dirler Urfu:-ı zevk-ı rUhô.nl alô.ık ehli bilmezler Tecerrüd zevkının neydüğini Isa bilür dirler Belagat ehli nazın ile ider dil ehlini teshir Bu sırrı anlamayanlar anı esma bilür dirler Müderris sen karar eyle dem-a dem biib-ı hikmetde Yalan olmasun anlar kim seni kimya bilür dirler Türbe-i şerifelerini ziyarette gördüğüm levha ve kabirler hakkındaki ma'lumatım ber-vech-i atidir: Hz. Şeyh'in sandukalarının baş tarafındaki levhada: Kutub aktab-ı kerem Hazret-i Yahya Efendi'dir* Bu zat-ı ma'nevlnin şan-ı vasfı bl-nihayetdir Ümld-i müstefiz-i lutf-ı Hakk olmakla her talib Bu zatın iltiması şübhesiz makbUl-i Hazret' tir. (Yahya Efendi Dergahı) Cennet-mekan Sultan Mahmud Han-ı sanl hatt-ı destiyle muharrer büyük bir levhada şu ayet-i celile, nazarları tezyin eder: - ..... * 'fi ,,., :. J :. ... !, ... , - "' ... ,.. ,,. • j ıız (l.1- J ı J i..ı..a. L.;. .!.l l.:L) l..i ı ı ) Yahya Efendi'nin mahdumları Şeyh İbrahim Efendi, türbede sol tarafta medfün dur. Onun sol tarafında valide-i mükerremeleri Afife Hatun karin-i rahmettir. Yahya Efendi'nin yanında evlad-ı ma'nevisi ve Sultan Süleyman-ı Kanuni ke rimesi Tasasız Raziye Sultan asude-nişin-i rahmettir. Onun yanında Sultan Abdül hamid-i sanı merhumun kerimesi Hatice S u ltan yatar. Türbe kapısından girilince 1 12. "Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeci v e bir uyarıcı olarak gönderdik." 3 3 . Ahzab Suresi, 45. ( H )