Bu bölüm kaynak biyografideki bağlamıyla verilir; tarihî biyografiyle aynı kesinlik düzeyinde değerlendirilmez.
EFENDİ HAZRETLERİ Ahmed Efendi'nin irtihalinde dergah meşihati müşarünileyhe tevcih olunmuş tur. Ma'den-i ilm ü irfan olan bu zat-ı muhterem, hem meşayıhdan, hem huffaz ve hattatindendir. Seyyid Yahya namında bir muhibbi, hakk-ı alllerinde güzel bir mena kıb-name yazmıştır. Fatih'de Millet Kütübhanesi'nde 862 numarada ve tarih kısmın dadır.64 Bunun mütalaasından müsteban olduğuna göre, pederleri Hasan, onun pede m ri Ömer en-Nakkaş-ı Tokadi'dir. Tezkire-i Sali 'de "Pederleri, kibar-ı meşayıh-ı Nakşiyye'den Rumiyye şeyhi Seyyid Muhammed Efendi" diye muharrer ise de, doğ rusu Seyyid Yahya Efendi'nin sözüdür. Muhammed Emin Efendi, Tokat'ta doğmuştur. 1 100/( 1689) tarihinde lstanbul'a gelmiş, "Soğukkuyu" denilmekle ma'ruf ve Zeyrek civarındaki Plripaşa Medresesi'ne mi sa.fir olmuştur.65 Bir müddet sonra Kisedar Ali Efendi'nin oğluna hocalık etmeye başlar. Reis Kalemi Kitabeti'ne Arif mahlasıyla ta'yin olunur. Şehzade Cami'-i şerifin de ve mumaileyh Ali Efendi'nin evinde tedris-i ulum ile meşgul olup, feyz ü irfanından müstefid olanlar çoğalmıştır. Sonra Ali Efendi ile Edime'ye azimet ve avdet etmiştir. Muhammed Emin Efendi'nin musikiye intisabı olduğundan, meşahir-i musiki-şi nasandan Hafız Post ve Itri Çelebi ve Küçük Müezzin ve Nazim Çelebi'den iktisab-ı 62. Bu şiirin vezni bozuktur. (H) 63. ibarenin hesaplanmasından 1 1 24 çıkmaktadır. ( H ) 64. Adı geçen eserin şu andaki kayır numarası: Şer'iyye, No: 1 1 03 . (H) Meşayıh-ı Nakşiyye'den Hasib-i Üsküdar!, Ahmed-i Yekdest ile Emi -i Tokadi'nin menakıbını ya . mıştır. (Osmanlı Müellifleri, lll, 47 ) 65. Bu medrese hakkındaki ma'luıp.ar 3. cildde 223. sahifededir. Müraccat buyurula. Seyyid Ahmed h. Muhammed Buhar'i- i Hüseyni 63 feyz-i nağamat ve sahib-i maka.mat olarak, Mısru'l-Kahire'ye azimet edip, bir müddet sonra Hicaz'a azim olmuştur ki, 1 1 1 5/( 1 703 ) senesine müsadiftir. Hasanpaşa-zade Kı mılkımıl Bey'in imameti vazifesini der-uhde etmesi münasebetiyle, Mısru'l-Kahire'ye gitmeye muvaffak olmuşlardır. Bir eserlerinde, Mekke-i Mükerreme'ye vusGlünde, Yekdest Ahmed-i CGryani-i Nakşıbendi hazretlerine sGret-i intisablarını ber-vech-i ati bahsediyorlar: "Salik-i rah-ı hak'ikata vacibdir ki, bir kutb-ı vakitden veyahud mür'id-i kutubdan ahz-i feyz ede. Ve ene - fe-li'llahi'l-hamd ve'l-minne - nezil-i Mekke-i Mükerreme'de iken, kıbletü'l-aktab ve merciu'l-evtad ve'l-encab, sahib-i füyG.zat-ı Muhammed-i Ma'sum Hz. Ahmed-i Curyan'i eş-şehir bi-Yekdest (l<addesa'llahu sırrahu ve ne fe'ana'llahu bi-berekô.tiht ve berekiit-i enfô.sihi fi'd-dünyô. ve'l-ô.hire) hazretlerinden ahz ettim. Sene 1 1 1 5/( 1 703 ), der-Mekke-i Mükerreme. Azizimin lisan-ı şeriflerinden, "El-hamdu li'llahi teô.L:1 seni kabUl ettiler." diye hacegan-ı ali-şandan beşaret-resan oldular. Bana kıyamete değin sermaye-i şereftir." Silsile-i tarikatları: Şeyh Ahmed-i Yekdest, Şeyh Mir Gelan b. Seyyid MahmGd-ı Belhi, Şeyh Mol la Ekber-i Şirgani, Mevlana Hored el-Azizan, Hace Emkineki, Hace Derviş Muham med-i Veli, Hace Muhammed el-Kadi eş-şehir bi-Zahid, Hace Ubeydullah Ahrar-ı Taşkendi, Hace Ya'kGb-ı Çerhi, Hz. Pir lmamu't-tarika Şah-ı Nakşıbend ( Kuddise sır ruhu' s-Samed) Ahmed-i Buhari ittisaliyle olan silsile-i tarikatları: Şeyh Karamani-zade Ahmed Efendi, Şeyh Osman Efendi, Şeyh Yusuf Efendi, Şeyh Hüseyin Efendi, Şeyh Muslihuddin Mustafa Efendi, Şeyh Seyyid Ahmed el-Bu har!, Şeyh Abdullah-ı llahi, Hace Ubeydullah Ahrar-ı Taşkendi, Hace Ya'kGb-ı Çer hi, Hz. Pir lmamu't-taôka Şah-ı Nakşıbend (Kuddise sırruhu's-Samed). Mektubat-ı İmam-Rabbani (Tercümesi)'nin l . cildinde, halife-i müker remleri Müstakim-zade Süleyman Sa'deddin Efendi hazretleri, cenab-ı şeyhin tercü me-i hal ve menakıb-ı ali'l-alinden bahs eder. Tarikiit-ı aliyye-i Kadiriyye vü Şazeliyye'ye olan nisbetleri be-vech-i atidir: Silsile-i Kadiriyye: Hz. Abdulkadir-i Geylani ( kuddise sırruhu) , Şeyh Taceddin ( kuddise sırruhu) , Şeyh Seyyid Şerefeddin ( kuddise sırruhu) , Şeyh Seyyid Bahaeddin (kuddise sırruhu) , 64 Sefıne-i Evliya Şeyh Seyyid Ukayl (kuddise sırruhu) , Şeyh Şemseddin (kuddise sırruhu) , Şeyh Seyyid Geda-yı Rahman b. Ebi'l-Hasan (kuddise sırruha), Şeyh Seyyid Şemseddin (kuddise sırruhu) , Seyyid Geda-yı Rahman Fuzayl (kuddise sırruhu), Şeyh Kümmel (kuddise sır ruhu), Şeyh lskender (kuddise sırruhu) , Şeyh Ahmed-i Faruki (kuddise sırruhu) , Şeyh Muhammed Ma'sum (kuddise sırruhu) , Şeyh Murad el-Kadir'i en-Nakşıbendi (kuddise sırruhu) , Şeyh Yekdest Ahmed-i Curyani (kuddise sırruhu), Şeyh Emin-i Tokadi (kud dise sırruha). Silsile-i Şazeliyye: Hz. Ebu'l-Hasan Ali eş-Şazell (kaddesa'llahu sırrahu) , Şeyh Ebu'l-Abbas Ahmed Ö b. mer el-Mürsi (kaddesa'lllihu sırrahu) , Şeyh Taceddin Ahmed b. Ataullah-ı lsken derani (kaddesa'lllihu sırrahu) , Şeyh Yasin ed-Dımeşkl (kaddesa'lllihu sırrahu) , Şeyh Ze keriyya Yahya Muhyiddin (kaddesa' llahu sırrahu) 676/( 1 277), Şeyh Yusuf el-Müzeni, Şeyh Ömer et-Telginl, Şeyh Salih, Şeyh Celaleddin-i Süyut'i, Şeyh Yusuf-ı Ermiyu ni, Şeyh Ali ez-Ziyad!, Şeyh Muhammed-i Babill, Şeyh Ahmed-i Nahli el-Mekki 1 1 2 7/( 1 7 1 5) , Şeyh Muhammed Emin-i Tokadı. (Aynı silsilenin Şeyh Zekeriyya Yahya Muhyiddin'den i'tibaren gelen bir tari kı da şu şekildedir): ... Şeyh lbnü'l-Habbaz, Şeyh el-Bedrü'l-Kabbanl, Şeyh Burhan el-Makdisi, Şeyh Abdülvahhab, Şeyh Ali eş-Şinnavi, Şeyh Ahmed, Şeyh Muhammed-i Satiha, Şeyh lbnü'l-Cemal, Şeyh Ahmed-i Nahli el-Mekki, Şeyh Muhammed Emin-i Tokadı. Müstakim-zade merhum Tac risalesi 'nde der ki: "Hiice-i dest-girim, üstad u pirim hamiyyetü't-tarika, ebu'l-emanat eş-Şeyh Muham med Emin-i Tokadı (kuddise sırruhU) , mürşidi olan cenab-ı güzide-i ehl-i yemin Yek dest eş-Şeyh Ahmed-i Mekki-i CGryani'den hin-ı veda'da bir hademesinden rica ey ledikde, teberrüken kendi başında olan kisve ki, "Sare" ta'bir olunan sikke-i mu'ta de-i Hindiyandan Pesman'da bulunan h ırka-ı tarikat mesnGn olmak üzere ata kıl mışlardır ki, ziver-piş-i tahte-i hıfzları idi. Eğerçi tiic olsa idi, salikanına ziyy-i hey'et kılıp ve seng- i mezara vaz' ile emr buyururlar idi. Zaman-ı rıhletlerinde tarik-i mad de-i cismaniyyet ve salik-i cadde-i rGhaniyyet olmazdan üç gün evvel, za'f-ı bimari leri halinde destar-ı yevmiyyelerini sarıp, tabut üzerinde nihade diyu resm ile, seng i mezara istare kılınmak üzere alenen vasiyyet buyurdular idi." Hicaz'da iken, muhaddisin - i kiramdan Şeyh Ahmed-i Nahli hazretlerinden me'zun olmuşlardı ki, bu zat-ı muhterem baladaki silsile-i Şazeliyye'de ism-i alileri ge çen mürşid-i muhteremdir. Mıhammed Emin Efend i , lstanbul'a avdetlerinde neşr-i Seyyid Ahmed b. Muhammed Buhari-i Hüseyni 65 feyz-i tarikat eylediler. Ancak, tesettüre ve ihtifa-i hayata meyl-i azimleri vardı. Is tanbul'da elli sene dem-güzar olmuşlardır. 1 1 00/( 1 689) 'de gelmiş olmalarına ve elli sene kalmış bulunmalarına bakılırsa, sekiz sene seyahatle vakit geçirdikleri anlaşılır. 1 1 58 senesi Şa'banının (Eylül 1 745 ) evahirinde mübtela ol.dukları şlr-pençe illetinin te'slriyle terk-i hayat-ı müste'ar eylediler.66 Bukleli Cami'-i şerifi imamı işaret-i ma'neviyye ile gelip gasl eylemiş; cenaze na mazı Fatih Cami'-i şerifinde ba'de'l-eda mezkur medresenin hazlresinde defn edilmiştir. Kabr-i alileri ziyaret-gah-ı ehl-i aşk u muhabbettir. Türbelerinin üstü açık tır. Demir parmaklıkla muhattır. Mezar taşındaki manzGme-i atiyeyi halifesi Müsta kim-zade söylemiş, yazıyı Katib-zade Muhammed Refi' Efendi hattıyla kabre nakşe dilmiştir. Gül-sitii1H Nakşıbendiden yine tlJ!-ı ecel Bir gül-i sad-berg kat' itdi hezar ah u enin Ya'ni Tokadı Efendi ol Muhammed nam zat Arif-i bi'Uah Emln-i sırr-ı Rabbi'l-alemin Mürşid-i rah-ı hidayet haceganın erşedi Vakıf-ı sırr-ı ledün ilme 'l-yakln ayne 'l-yakln Murg-ı rehber olduJ!u ahrara pes ma'rftf idi Zdt-ı ma'sumı'l-iratle zÜ1l-cenaheyn-i Emin Siyyema baJ!-ı hadls-i Ahmed' in nahli idi Yek-be-yek dest-i kerametle olup hd' at-güzl11 Eyleyüp habs-i nefes gavvds-ı bahr-ı La-yezal Buldu dürr-i vaslı irdi asla fer'ınden hemin Asdıkadan pençe-i şlr-i ecel dur eyledi Ola Sıddlk ' ın karlbi Şlr-ı Hak' la hem-nişin Peyk-i vahdet sırr-ı ·pakinden okur tiirlhini Oldu lahuta revan Allah diyüp rUh-ı fanin ( .:..c- l (.J.J y_,:::ı .J.ll 0\ J.J ..;r'Y ı.S..J J \) = 1 1 58/( 1 748) 66. Halifesi Müscakim-ziid e'nin cerceme-i hali sırasında sCırec-i vefatını cafsilen ma'ICımac vardır. Bu tarih dahi Müstakim-zade'nindir: ...ı..-. .JJ _,..J I .:,ı;.- 1 Y,\>.- -r lJ .JJ I JJ .!..-ı..lJ- I J ).JI .S J J- lS' . t ı J... ..w. ) l:.ı .r- • ..L.p ıJ" ";}..:;. ...U .sI ..!.I _,L .).)"" \ı 1 b .si.) .::.lı. '° "-'-lı ·u L. . . ..! . ı) k.:- J.:1- 1 r' ...U I J l> )) .JJ I JN 1.1.a. ..:...> ) "->- )) J.Jj 67 ....; )""- y )J ._}.) (Muhammed Emin-i Tokadi'nin) haneleri, bu civarda Filyokuşu'nda idi. Kimse hal ü şanına vakıf olamazdı. Meclislerinde kendilerine mürşid ve şeyh muamelesi 67. "Muhammed Emin Efendi, Cenab·ı Hakk'ın sır eminidir. Dünya ve ahireti gözeten bir velidir. O, tarikat ve hadis silsilesi bakımından Buhara menşe'li olup, her iki sahada da şeyh-i kamildir. O, irşiida muhtaç olanları irşiid eden şeyhlerin en kamilidir. Bundan dolayı hak tarikat ona nisbet edilmektedir. M uhammed Emin Efendi, elindeki Nakşıbendi silsilesine göre, Hz. Ebfibekr'in samimi bir takip çisidir. Onu, ellerinde ölüm pençesi bulunan kötü bir hastalık yakalamıştır. Böylece, emr-i Hak vaki olup, vefat etmiştir. Allah, onun ebeveyninin ruhlarını da yüceltsin. Ruhu en yüksek makama erişince, vefatına şu anlamdak i tarih mısrasını yazdım: O, korkusuz ola rak Allah'a kavuşmuştur." ( H ) Seyyid Ahmed b. Muhammed Buhiirl· i Hüseyni 67 olunmayıp, hoca ile şakird arasındaki muamelenin icrasından mütelezziz olurlardı. Sohbetleri laubali ve bi-tekellüf idi. Müridlerinden biri, "Efendim, keramet buyurdu nuz. " dese, izhar-ı asar-ı celal ile türrehata başlardı ve ba'zan şutum ile huzzarı mec lislerinden tard etmek adetleri idi. Sokakta müridlerinden biri rast gelse elini öptür mezdi. İhvan gibi hareket ederdi. Tasarrufat-ı acibeleri çoktur. Herhangi bir meclis-i ilimde, ilmen ve irfanen herkese galib idi. Kadi ve Keşşaf tefsirlerini ezberden oku tuverirdi. Hadisde mütebahhir idi. Libasları avamına şebih idi. Hal ü şanını halkdan ihfa ve müridanını bu hal üzere islak ederdi. 1 1 56/( 1 743 ) senesinde şeyh-i mükerremleri Yekdest Ahmed Efendi hazretleri nin hulefasından Tatar Ahmed Efendi'nin tekkesi münhal olmuş, Şeyhu'l- islam Mustafa Efendi, bu meşihati Şeyh Muhammed Emin Efendi'ye tevcihi münasip görmüş idi. Çünkü Ahmed Efendi ile Emin Efendi pir-daş olup meşihat Emin Efen di'ye münasip oluyordu. Şeyhu'l-islam-ı müşarünileyh keyfiyyeti arzeder, iradesini istihsal edip, tevcih beratını mektupçusu Hamza-zade Abdullah Efendi ile gönder miş. Emin Efendi ise, balada yazdığım vechile ihtifa-perver olduklarından, kendisini şöhrete sevk edecek böyle bir teklifden infial hasıl ederek, nezd-i Şeyhu'l lslami'ye gidip; "Efendim, bu hakir , henüz şeyh olamadım. Şeyhlik alametim bile yok tur .. Na-müstahakka tevcih buyurulmuş." diye arz- ı i'tizar eylemesiyle, Şeyhu'l-islam efendi, "Emin Efendi! Biz sizi biliriz. Tesettür buyurmayınız . Mızrak çuvala sığmaz. Menzil-i ihtifayı geçeli otuz yıl oldu; tevcih padişahındır, kabul lazım." demiş; bunun üzerine Emin Efendi, "Efendim, bu şartla kabul ederim ki, Mnkahda. oturamam. Bu su retle razı olunur ve müsaade buyurulursa beratı kabUl ederim. " cevabını vermiş idi. Ka bul olunmuş ve küçük biraderini tekkede iskan ile, kendisi kema-kan hanesinde kalmış ve zikir günleri dahi bulunmamıştır. H iç olmazsa mevlid cem'iyyetlerinde bulunması, postunda oturması halk tarafından rica edilmiş ve hatta bir cem'iyyet te Hz. Şeyh gelecek d iye öyle bir tehalük gösterilmiştir ki, tekkede yer bulunmamış. Emin Efendi ziyy-i avamda olarak ve hiç kimseye kendisini tanıttırmayarak tekke ye gelip cemaatin arasına sokulmuş, oturmuş. Yanında bulunan cemaatten biri, "Acaba efendim, bu dsitdnede şeyh olan Tokadı Emin Efendi hazretlerini görmek naslb olmayacak mı , bu gün de gelmeyecek mi?" diye kendisine sormuş, Emin Efendi, "Bira der! O adam sizin işittiğiniz gibi değildir . Adı bir herifdir. Maahaza geldiği zaman size gös teririm." demiştir. Hıtam-ı mevlidde duayı, meşayıhdan bir zata havale ile, halkın arasına karışıp tagayyüb etmiştir. Tac yerine kavuk giyer, destar sararlarmış. Menakıb-name'de gördüm: MeşhUr Darüssaade Ağası Hacı Beşir Ağa ile Medine-i Münevvere'de görüşüp, Beşir Ağa kendisinden çok mütelezziz olarak, İstanbul'da Otakçılar'da bir tekke yap tırıp, meşihatini teklif ettiği halde, kabul etmemiş, Şeyhü'l-islam Mustafa Efendi da- 68 Setlne- i Evliya hi, Eyüp'de inşa eylediği dergahın meşihatına kendilerini bir türlü imaleye muvaffak olamamıştır. Emir Buhar! Dergahı meşihatı, şekl-i mesrud üzere iki sene uhdelerinde kalabilmiş idi. Müstakim-zade hazretlerinin, el-Vasaya fi'l-Uhud ve'l-Mevasikı'l-Ma'dud nam ahid-namesinde, 1 44. bahsin nihayetinde buyurur ki: "Kuvve-i kudsiyye sahibleri olan ehlu'llah (kaddesa'llôlıu esriirahum) hararet-i kesret i şuğl sebebiyle, kuva-yı cismaniyyede, kuva-yı hakkaniyye bi-avni'l-latif hadis olup, onun feyezanı takviyyet ve heyecan peyda eder. Ba'zı enbiya ve nice evliyada müte addid menkuhalar ve kesret-i serari bulunması, bu cihetten, hatta harr-ı zikr ve nur ı fikirde izabe-i et'ıme edip, hazma muin olmakla, şeyhim Muhammed Emin-i Toka di (kuddise sırruhu) hazretlerinden, sinn ü sali doksana karib iken, vakt olurdu ki, şübban ve kühulun tahammülleri muhal olan harikulade mertebesi, kesret-i eki ve vefret-i şurb kat'a mi'desinde sıklet ve bir eser-i redi dahi peyda ve hiss olunmadığı, bu fakirin birkaç kerre meşhudum olmuştur. Onlar Asa-yı Kelim (aleyhi't-teslfm) gi bidir. Sairlerine makisun aleyh olmazlar. Zira bu hal ile yine eyyam-ı kesire bir hab be tenavül eylemeyip, cu' dahi kendine kat'a sıklet vermezdi. ( - )68 es rarından feyz-yab olanlar tavr-ı vahid üzere hayvan gibi murtabıt olmaz: Her an bir şan ile mesture-i kıbab-ı sübhandır." Hüsn-i hat ashabından olduklarını Tezkiretü'l-Hatratin (Tuhfetü'l-Hatra tin ) 'de yazıyor. Hatt-ı destlerini havi Delfillü'l-Hayrat, manzfü-ı fakiranem oldu. Merham Hafız Osman şivesinde bir güzel yazıdır. imzasını, (..._ J J l I _;:AA) \ -...;5' dj u"l-4 J JI ı..> .:ı li )ali .:.ıı-İ ..w... I ı:.ıl_;J ı .1.;l>- _.r....ul l o1u)69 sfüetinde tahrir buyurmuşlardır. Urafa-yı kiramdan Hafız Tahsin Efendi, Hünkar lmamı Hafız Raşid Efendi mer humdan naklen beyan eyledi ki, Muhammed Emin Efendi bidayet-i halde tahsil-i ulum ile meşgul olarak Zeyrek Cami'-i şerifinde kürsi şeyhi olmuşlar; henüz meşayıh-ı ızama ve mesleklerine muhabbeti uyanamadığından ta'n ederler ve kurside esna-yı va'zda o zamanın feridlerinden Şeyh Osman Fazli-i llahi-i Celveti hazretlerine seng endaz-ı ta'riz olurlarmış. Osman Fazli Efendi, bu esnada Zeyrek civarındaki Kilise Ca mii ittisalinde ikamet buyururlarmış. Bir gün Muhammed Emin Efendi, va'zdan fariğ oldukları sırada, sokakta Osman Fazli hazretlerine mülaki olurlar. Emin Efendi'ye hi taben, "Senelerden beri alış veriş ettiğimiz hırıstiyan bakkalı müslümiin ediniz, ben de sizin komşunuz sarhoşu o halinden vazgeçireyim." buyururlar. Emin Efendi, "Sarhoş <:iiten 68. " ....O ( Allah ) , bana yed irir ve içirir." 26. Şuara süresi, 79. (H) 69. "Bunu, Kadir olan Allah'ın rahmetine muhtaç, fakir, hafızu'l-Kur'an ve "Dai-ziid e" diye tanınan es-Seyyid Muhammed Emin eı;-Tokadi yazmıştır." ( H ) Seyyid Ahmed b. Muhammed Buhari·i Hüseyni 69 müslüman olduğundan onu yola getinnek kolaydır, işin mühimmi bu bakkalı müslüman et mektir. Bunu siz der-uhde buyurunuz. Sarhoş bana kalsın." diye mülatefe ederler. Eınln Efendi, sarhoşun hanesine giderek, şiddet ve mülayemetle işretin fenalığından bahs edince, sarhoş, "Ben evimde müstakil bi'r-re 'yim . Kimsenin müdahalesini kabul etmem." diye Emin Efendi'yi dövmeye kalkar. Osman Efendi ise, bir gün bakkala uğrar, "Odan daki Meryem ana kandili sönmüş , niçin yakmıyorsun!" der. Bakkal, "Odasına kimsenin girdiği yok. Bu adam nasıl bildi?" diye hayret eder. Diğer bir gün, "Kiliseye niçin gitmi yorsun!" der. Fakat nazar·ı kimya-eseri bakkala isabet eder. Bakkalın içine bir ateş dü şer. Osman Efendi'nin nezdine azimetle kabul-ı lslamiyyet'e karar verir. Bi'l-cümle müşterileriyle hesaplaşır, dükkandan keff-i yed eder. Hz. Şeyh'e iltica eyler, müslü man olur. Müridanı sırasına girer. Emin Efendi, sokakta Osman Efendi'ye tesadüf ile, sarhoştan duçar olduğu haka reti anlatır. Osman Efendi de, bakkalın müslüman olduğunu söyler ve maiyyetinde bulunan bakkalı gösterir, isminin Muhammed olduğunu bildirir. Emin Efendi görür ki, bakkal hakikaten müslüman olmuş. Şeyhin kemalatını takdir ile, dahil-i dfüre-i sohbetleri olarak bir gün huzur-ı alilerinde kendilerinin de müridliğe kabulünü rica ederler. Kürsüde kema-kan kendisine seng-endiiz-ı ta'rlz olmak şartıyla kabul edecek lerini teklif ve beyan ederler. "Aman Efendim, bu nasıl olur!" diye i'tizar eylerse de, "Bu şart esastır." demeleriyle kabul şerefinden mahrum kalmamak için kabul ederler. Kürsüde sGfıyyuna ta'rlze sevk-i kelam vaki' olunca, "Hele o Osman Fazlı Efendi yok mu!" diyerek hüngür hüngür ağlamaya başlar, cemaat ise keyfiyyetten haber-dar olmadıklarından, "Bakalım ne yolda ta'rlz edecek!" diye muntazır olurlarmış. İlerisinin zuhur etmediğini görürlermiş. Burada nakl ettiğim hikayeyi tarih ile te'llf edemedim. Zira Emln-i Tokadl'nin lstanbul'a gelmesi 1 100/( 1 689)'dedir. Osman Fazlı hazretlerinin Mağosa'ya i'zamı 1 1 01/( 1 690)'dedir. Orada irtihali 1 1 02/( 1 69 1 )'dedir. O zaman lstanbul'da değildi. Emln-i Toka.dl ise henüz İstanbul'a gelmiş ve Zeyrek'te va'z edecek derecede değildi. Tarihe karışmış bir mes'eledir. Belki lstanbul'a geldiği sene va'z etmiş ve va'zında ta arruz-kar olmuştur. O zaman Hz. Osman-ı Fazlı, lstanbul'da idi. Yahut bu vak'a baş ka başka zevat arasında cari olmuş bir hakikatin müşarünileyhimaya isnaden nakl edildiği müstedeldir. el-Ilmu inda'llah. Bir gün huzı1r-ı arifanelerinde bulundukları sırada mazhar-ı tecelliyyat olan Hz. Şeyh, hazıruna hitaben, "Herkes ne isterse istesin." buyurmuş; herkes bir şey istemiş, dua etmişler. Emin Efendi ise mazhar-ı kemalat olmalarını ve ba'de'l-irtihal kabirle rine ziyarete gelenlerin muradat-ı dünyeviyye vü uhreviyyelerinin hasıl olmasını te· menni edince, "Büyük bir şey istediniz." diyerek bir müddet sonra maksudunun husu lü tebşir buyurulmuştur. 70 Seftne-i Evliya Emin Efendi hazretleri fi'l-haklka derece-i kemalde yükselmişler ve kabr-i enver leri fi'l-hakika metaf ve kabul-gah-ı maksGd-ı erbab- ı hacac olmuştur. Muharrir-i kemter bunu kiraren tecrübe ettim. Hüsn-i niyyet ve sıdk u istikametle kabr-i mual lalarını ziyaret ve burada izhar-ı temenniyyat yüzünden bir çok emellerime nail ol dum. Her ne zaman emr-i dünya üzerinde zorluğum olsa orada hallolunur. lnayat-ı cellle-i Sübhaniyye'ye nihayet olmaz. Fakat bilmek, bulmak ve layıkı vechile dilemek lazımdır. Dergah-ı Azamefte red yoktur. İş, istemenin yolunu bilme lidir. Üsküdarlı şfür-i merhum Tal'at-ı Mevlevi ne güzel söyler: Zdt-ı Hak' dan taleb vukuuıula Sineden ma-sivii silinmelidir Her dua müstecab olur amma Talebin sureti biliı\melidir Türbe-i şerifelerine civar olan mahallin sahibi, tüccardan Ahmed Efendi mer hum, sokaktan gelen sel, kabr-i enverlerine zarar vermesin diye, sokağın zeminini düzlettirmiş ve tahte'z-ı:emin mükemmel bir mecra yaptırmış. Türbe-i şerifelerine bir zamanlar i'tina ile bakılırken sonraları muhacirler eline düşerek uşşak-ı Emin'in arzu etmediği bir şekle girmiştir. Kabr-i pür-nur-ı Tokıldı'dir bu Ziiire menba' -ı şildıdir bu /4 1/ Asar-ı Aliyyeleri: l . İrşadü's-Salikin 2 . Risaletü'l-Atvar 3. Şerh-i Kaside-i Askalani