Hâşim Baba, Celvetî bir ailede yetişmiş; daha sonra Bektaşîliğe intisap ederek Hacıbektaş’ta bulunmuştu. İncelenen çalışma, onun iki yolun erkânını bir arada yorumlama teşebbüsünün hem Bektaşî hem de Celvetî çevrelerde bütünüyle kabul görmediğini belirtir. Yaklaşık yarım asırlık irşad hayatına rağmen ölümünden sonra yaşanan cenaze hadisesi bu gerilimin en belirgin hâtırası olarak nakledilir.
Rivayete göre Hâşim Baba’nın cenazesi, defnedilmek üzere Üsküdar’daki Aziz Mahmud Hüdâyî Dergâhı’na getirildi. Fakat dergâhın postnişini Büyük Rûşen Efendi cenazeyi içeri kabul etmedi. Bunun üzerine cenaze namazı dergâhın alt kapısı önünde kılındı; Hâşim Baba, Cennet Efendi hazîresine defnedildi.
Çalışma, yalnız Hüdâyî Dergâhı çevresinin değil, Nâsûhî mensupları dâhil başka tekke çevrelerinin de Hâşim Baba’ya mesafeli kaldığını kaydeder. Bu anlatı, cenaze ve defin yerini açıklayan biyografik bir kayıt olmakla birlikte, tarafların tavrını yorumlayan bölümü dönem içi tarikat aidiyeti tartışmalarının hafızası olarak okunmalıdır.