Ömer Fuâdî, Şa‘bân-ı Velî'nin vefatı sırasında dokuz yaşında olduğunu ve cenaze merasimine katıldığını bildirir. Çocuklukta gördüğü kalabalık, bağlılık ve matem hâlinin hafızasında uzun süre kaldığını; daha sonra pîrin halifeleri ve yaşlı müridlerinden anlatılar dinlediğini söyler.
Bu kayıt, Fuâdî'nin pîri yetişkin bir mürid olarak tanıdığı anlamına gelmez. Menâkıbnâmeyi kaleme alırken çocukluk hatırasını sonraki sözlü tanıklıklar, tekke kayıtları ve Şâbânî çevresinin ortak hafızasıyla birleştirmiştir. Bu nedenle anlatı hem görgü hatırası hem de sonraki derleme katmanı olarak okunur.