Ara
Menü

Hucurât sûresi, 26

Gülâboğlu Şeyh Askerî Muhammed Efendi etrafında nakledilen anlatı

Gelenek içi anlatı

Bu bölüm kaynak biyografideki bağlamıyla verilir; tarihî biyografiyle aynı kesinlik düzeyinde değerlendirilmez.

(... ِ‫" )كُلﱡ نَفْسٍ ذَآئِقَةُ الْ َم ْوت‬Her nefis/canlı ölümü tadacaktır..." 3. Âl-i İmrân sûresi, 185. (H)

Âsitân-ı aşka hıdmet-kâr olan anlar bizi

Kahr u lutfu dil-berin minnet gelür cânımıza
Gül ile gül hâr ile hem-hâr olan anlar bizi
Münsabığdır sıbğatu’llâh ile cism ü cânımız
Rengimiz içre muvâfık yâr olan anlar bizi
Hâb-ı gafletden uyandı kalbimiz irfân ile
Giceler tâ subha dek bîdâr olan anlar bizi
Sırr-ı vahdet rûşen oldu gayr-i Hakk’ı görmeyiz
Kendiliğin kendide bî-zâr olan anlar bizi
Her nefesde biz “ene’l-Hak” söyleriz tevhîd ile
Keşf-i aşkın dârına ber-dâr olan anlar bizi
Gül gibi hoş-bûyumuz âfâka doldu nutkıla
Bülbül ü pür-âteş ü pür-zâr olan anlar bizi
Gayb-ı mutlak gibi mestûruz mezâhirde yakîn
Cilvemizde Kâşif-i esrâr olan anlar bizi
Bu satırları (s. 118-125 ve 137-143) yazan ümerâ-yı mümtâze-i bahriyyeden
Ahmed Râsim Bey kardeşimdir. Sefîne-i Evliyâ’da onun da yazısı bulunmayı vesîle-i
şefâat addettiğimden tevâzuuna rağmen, bu ibâreyi fakîr söyledim, kendine cebren
yazdırdım. Cenâb-ı Hak ondan râzı olsun.

MEVLEVÎLER KISMININ ZEYLİ

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir anlatıdır. Tarihî olay, belge veya kronolojiyle aynı kesinlik düzeyinde değerlendirilmez.