Ara
Menü

Sinân Ümmî Elmalı hazretlerinin hulefâsındandır

Gülâboğlu Şeyh Askerî Muhammed Efendi etrafında nakledilen anlatı

Gelenek içi anlatı

Bu bölüm kaynak biyografideki bağlamıyla verilir; tarihî biyografiyle aynı kesinlik düzeyinde değerlendirilmez.

Şeyh Kâşif Efendi Hazretleri

Hz. Mısrî-i Niyâzî ile pîr-daşdır. Sinân Ümmî Elmalı hazretlerinin
hulefâsındandır. Karahisârlıdır. Kütahya’da, bir rivâyette Karahisar’da Tavşanlı
karyesinde medfûndur.
Pek âşık, o mertebe muhterem bir zât-ı âlî-kadrdir. 1074/(1663-64) senesinden
sonra teşehhür etmiştir.
Kâşifü’l-Esrâr isminde bir risâlesi, bir de müretteb Dîvân’ı vardır; gayr-i
matbû’dur. Her ikisini meşâyıh-ı Uşşâkıyye’den Şeyh Muhammed Tevfîk Emîn
Efendi, yüzon yaşını mütecâviz bir sinde iken istinsâh eylemiş, ahibbâdan birinin
vâsıtasıyla mütâlaasına muvaffakiyyet elvermişidi.
Kâşifü’l-Esrâr risâlesi tabaka-i âliyede yazılmış bir eser-i kıymet-dârdır.
Bunda aşk hakkındaki bahsin bir kısmını nümûne olarak teberrüken yazıyorum:
“Aşk mâdde-i vücûddur, aşk iskât-ı kuyûddur, aşk âyîne-i cemâl-i Hak’dır,
zât-ı vücûd-ı mutlaktır, aşk cevher-i lâ-mekândır, aşk asl-ı zemîn ü âsumândır, aşk
şevk-ı tûtî-i cândır, aşk zevk-ı lezzet-i şekker-şândır, aşk der-i tecelliyât-ı ( ‫كُلﱠ يَوْ مٍ ه َُو فِي‬
‫)شَأ ْ ٍن‬71; aşktır şuûnât-ı (‫)كان ﷲ و لم يكن معه شيئ و هو إﻻ عﻼ ما عليه كان‬72; aşktır kemâlât-ı
Ehad; aşktır sırr-ı bünyân-ı Ahmed; ne evvel ne âhir ibârâtına sığar; ne zâhir
işârâtına sığar; belki “evvel aşk, âhir aşk, bâtın aşk, zâhir aşk” demek mahzâ ıstılâhdır.
Nitekim (‫) العشﻖ أصل الكائنات از وى عيان ذات و صفات‬73. Aşk dedikleri, “ayn”, “şîn”, “kâf”
değildir. Terkîb-i hurûf ile bilinir. Sanma ki, cümle kemâlât-ı ilâhiyye ve şuûnât-ı
kevniyye ondan zâhir olmuştur. Aşktan gayri yok, aşk îmân-ı kâmilden ibârettir. Aşk
cümlenin metbûudur; cümle mevcûdât ona tâbi’dir. (‫)العشﻖ هو ﷲ‬74 kelâm-ı kibârdır.”
Dîvân’ından:
Fâş oldu dilâ âleme âvâz-ı muhabbet
Her zerrede çalındı tırâbâz-ı muhabbet

"... O, her an yeni bir ilâhî tasarruftadır." 55. Rahmân sûresi, 29. (H)

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir anlatıdır. Tarihî olay, belge veya kronolojiyle aynı kesinlik düzeyinde değerlendirilmez.