Gelenek içi anlatı
Bu bölüm kaynak biyografideki bağlamıyla verilir; tarihî biyografiyle aynı kesinlik düzeyinde değerlendirilmez.
Cüneyd, mezheb-i Sevrî’yi ihtiyâr eylemiş ve bu mezhep üzerine fetvâlar vermiştir.
Sevrî mezhebi, Şafiî mezhebinden başka bir şey değildir. Hz. Cüneyd, İmâm Şâfiî
talebesinden Sevrî’den ders okumuş ve bu meslekte devâm eylemiştir.
Şeyh Nûri ve Şeyh Şiblî ve Şeyh Ebu’l-Abbâs, Cüneyd hakkında, “İlm-i tasavvufta
imâmımız ve merci' ve muktedâmız, seyyidü’t-tâife Cüneyd hazretleridir.” buyurmuşlardı.
Ehl-i zâhir, ehl-i bâtının muktedâsı olduklarından, “seyyidü’t-tâife” denildi. Âlem-i
ma’nâda dîdâr-ı bâhiri’l-envâr-ı nebevîyi müşâhede şerefine mazhar olup, “Yâ Cüneyd!
Ümmetime vâiz olup sebîl-i müstakîmi göster.” emr-i âlî-i risâlet-penâhîsini şeref telâkkî
edince, ale’s-sabâh umûm-ı meşâyıh u ulemâyı toplayıp keyfiyyeti tefhîm edince herkes
arz-ı inkıyâd etmiş, va’z u nasîhattan müstefîd olmuştur.
Bir gün va’z esnâsında bir tersâ müslümân kıyâfetine girip, Hz. Cüneyd’e, ( اتق وا فراس ة
فإن ه ينﻈ ر بن ور ﷲ،)الم ؤمن35 hadîs-i şerîfinin ma’nâsı nedir?” diye suâl sorunca, bir müddet
sükûttan sonra, “Şehâdet getir, âvân-ı İslâm’ın erişti” diye keşf-i hâl etmekle, o racül
hakîkaten müslümân olunca, “Oğlum hadîs-i şerîfin ma’nâsı budur.” demiştir.36