Kādiriyye tarikatına mensup bir aile çevresinde yetişmesine rağmen Nakşî-Hâlidî şeyhi Ahmed Mâhir Efendi'ye intisap etti.
1893'te seyrüsülûkünü tamamlayarak Ahmed Mâhir Efendi'den Nakşî-Hâlidî icâzetnâmesi aldı.
Çerçeve. Aile bağını büsbütün koparmamıştır: yıllar sonra Basra'dan dönerken deniz yoluyla Bombay'a gitmiş, bir hafta kalarak Kādiriyye'nin Hindiyye koluna mensup dervişlerle tanışmıştır. Tomar'ın ciltlerinden birini de Kādiriyye Silsilenâmesi teşkil eder.