Ara
Menü

Şeyh Ahmed Dede Efendi

Şeyh Ahmed Dede Efendi Dört sene icrâ-yı meşîhatle 1185 Muharreminde ( Nisan 1771 ) hâb-ı ebedîye daldı. Trablus’tan gelmiştir. Şeyh Yûsuf Dede Efendi Ahmed Dede’nin oğludur. Âbid, zâhid bir zât idi. Mesnevî-i şerîfe Arabca bir şerh yazmıştır. "Hângâh-ı tevhîd" (‫ )خانقاه توحيد‬târîh-i iclâsıdır (1160/1747)102. Kırksekiz sene icrâ-yı meşîhat eyledi. Cemâziye’l-evvel 1232/(Mart-Nisan 1817) yevm-i Perşembe irtihâl târîhir. Bu ibârenin…

Yol
Mevleviyye
Unvan
Sefîne-i Evliyâ’da kayıtlı tasavvuf şahsiyeti

Hayatı ve irşad çevresi

Şeyh Ahmed Dede Efendi
Dört sene icrâ-yı meşîhatle 1185 Muharreminde ( Nisan 1771 ) hâb-ı ebedîye
daldı. Trablus’tan gelmiştir.
Şeyh Yûsuf Dede Efendi
Ahmed Dede’nin oğludur. Âbid, zâhid bir zât idi. Mesnevî-i şerîfe Arabca bir
şerh yazmıştır. "Hângâh-ı tevhîd" (‫ )خانقاه توحيد‬târîh-i iclâsıdır (1160/1747)102.
Kırksekiz sene icrâ-yı meşîhat eyledi. Cemâziye’l-evvel 1232/(Mart-Nisan 1817)
yevm-i Perşembe irtihâl târîhir.

Bu ibârenin hesaplanmasından 1173 çıkmaktadır. (H)

Bu ibârenin hesaplanmasından 1189 çıkmaktadır. (H)

Bu târih yanlış veya eksik olmalıdır. Hemen arkasından 48 yıl şeyhlik yaptıktan sonra 1232
senesinde vefat ettiği belirtildiğine göre, noktalı harflerin hesaplanmasıyla çıkan bu târihin 1184
olması gerekir. (H)
Şeyh Seyyid Kadri Dede Efendi
14 Zi’l-hicce 1234/(4 Ekim 1819)’te şeyh oldu. Evvelce Yenikapı
Mevlevîhânesi’nde hücre-nişîn idi. Ermenek şeyhi zâdedir. Bu dergâh Sultân Selîm-i
sâlis zamânında ta’mîr olunmuş idi. 33 sene meşîhati var idi. Şeyh Osmân Salâhaddîn
Dede Efendi’nin mürebbîsidir. Gâyet ciddî, vakûr, âdâb-ı şerîat ü tarîkatla müeddeb
idi. 231. sahîfede îzâh olunduğu üzere, bi’l-âhare na’şı nakl olunmağla Üsküdar
Mevlevîhânesi’nde medfûndur. Ahmed Ârif Himmetî Dede’nin şeyhi idi.
Şeyh Nazîf Ahsen Dede Efendi
Meşhûr âlim Şeyh Nazîf-i Mevlevî’dir. Mora Yenişehri’nin Oganlı
karyesindendir. Muhaddisînden Hacı Halîl Efendi’nin oğludur. Onun pederi Mahmûd
Efendi’dir. 1208/(1793-94) târîhinde zînet-bahş-ı âlem-i dünyâ olmuştur.
Gâyet zekî, müsteidd idi. Hengâm-ı tufûliyyetinde tahsîl-i ilme sâlik olup,
muhayyerü’l-ukûl netîceler elde etmiş idi. Çalışa çalışa ulûm-ı âliye vü êliyeyi elde
etti. Yenişehir’de Horasânî eâzım-ı ulemâdan Azîz Efendi Medresesi’ne müderris
oldu.
Altmışbir yaşına kadar ta’lîm (ü) tedrîs ile maşgûl oldu. Henüz küçük yaşında
Mevlevîliğe muhabbetle intisâb etti. Hicâz’a gidip geldiğinde, mezkûr medresenin
yanında bir mevlevîhâne inşâsına muvaffak oldu. 1269/(1852-53) senesinde
Muhammed Saîd Hemdem Çelebi’den destâr-ı gîsû-dâr ile mezkûr mevlevîhâneye
şeyh oldular.
Hz. Mevlânâ’dan i’tibâren gelen silsile-i tarîkatları:
Hz. Mevlânâ, Hüsâmeddîn Çelebi, Sultân Veled, Ulu Ârif Çelebi, Muzaffer
Çelebi, Cemâleddîn Çelebi, Abdülkâdir Çelebi, Ahmed Efendi, Sultân-ı Dîvânî
Muhammed Efendi, Mustafa Efendi, Hızır Şâh Efendi, Muhyî Efendi, Müstebân
Çelebi, Muhammed Efendi, Mustafa Efendi, Ârif Çelebi, Âdem Dede Efendi,
Abdülhalîm Çelebi, Müstebân Çelebi, Ârif Çelebi, Ebû Bekir Çelebi, Hasan Emîr
Dede, Süleymân Efendi, Muhammed Saîd Hemdem Çelebi, Şeyh Nazîf-i Mevlevî.
Küstüm Suyu’nun üzerine mürûr u ubûru teshîl maksadıyla hasbeten li’llâh bir
köprü inşâsına çalıştılar.
1270/(1854) târîhinde Beşiktaş Mevlevîhânesi meşîhati uhde-i ârifânelerine
tevcîh olunmağla İstanbul’a geldiler. Dokuz sene kadar burada icrâ-yı meşîhat
buyurdular. 1278/(1861-62) senesinde yetmişbir yaşında irtihâl-i dâr-ı cemâl
eylediler. Eslâfının yanında defn olundular. (Kaddesa'llâhu sırrahû)
Âlim, şâir, nazîf, zarîf idi. Meydân-ı suhan-sâzîde, vâdî-i şi’r ü edebde üstâd
idi. Ekâbir-i Mevlevî’dendir. Müretteb bir Dîvân’ı, seyr ü sülûka dâir bir eseri vardır.
Her ikisi matbû’ olup, kütüb-hâne-i irfânı tezyîn eder âsârdandır.
Yenişehir muhîti Bektaşîlik ihâtasına ma’rûz kalmak hasebiyle, te’sîr-i muhît
ile, Hz. Nazîf’de bidâyeten ba’zı mertebe lâubâlîlik zuhûr etmiş ise de, ilm ü irfânı
galebe çalarak şeh-râh-ı hakîkate sâlik olmuşlardır.
Eş’ârından:
Hakîkat şehrine kesdirme yoldan gitmek istersen
Tarîk-ı aşka gel bâb-ı Nazîf-i Mevlevî’den gir
* * *
Biz mâ-sivâyı hiçe sayan Melevîleriz
Yâr ile cânı câna katan Mevlevîleriz
Zevk-ı kudûm ü nây ve safâ-yı semâ’la
Tîr-i niyâzı arşa atan Mevlevîleriz
Deryâ-yı zâtı mevc-i sıfâtıyla bir görüp
Mecrâ-yı kesreti kapatan Mevlevîleriz
Mevc-i suverde za’fla çün bir âgâh olup
Ma’nâda havz-ı feyze batan Mevlevîleriz
Devrân-ı lutf-ı Hazret-i Monlâ’da ey Nazîf
Kevn ü mekânı hiçe satan Mevlevîleriz
* * *
Zâhidâ Hak içün ol şâhın ki cûd-ı ekmeli*
Ahmed-i Muhtâr’a vahy itdi Kitâb-ı Münzel’i
Mevlevîyim Ahmedîyim Hayderîyim ben belî
Bana besdir bir Hudâ vü bir Nebî vübir velî
‫ﻻإله إﻻ هو ﷲ العلى المنجلى‬
‫ﻻ نبى إﻻ محمد ﻻ فتى إﻻ على‬
Meclis-i rûz-ı ezelde çünki ikrârım budur
Dîn ü îmânım budur gönlümde esrârım budur
Zinde oldukca vücûdum dilde ezkârım budur
Cân fedâ itdikde hem âhirki güftârım budur
‫ﻻإله إﻻ هو ﷲ العلى المنجلى‬
‫ﻻ نبى إﻻ محمد ﻻ فتى إﻻ على‬
Cûylar taşlar ağaçlar kûhlar hâmûnlar
Nüh-felek cinn ü melek bahr ü semek nev’-i beşer
Sâkinân-ı arş u ferş ü necm ü şems ü kamer
Heb lisân-ı kâl ü hâl ile bu beyti zikr ider
‫ﻻإله إﻻ هو ﷲ العلى المنجلى‬
‫ﻻ نبى إﻻ محمد ﻻ فتى إﻻ على‬
Ma’ni-i hükm-i Rasûl’ü çünki iz’ân eyledim
Dildeki cem’iyyet-i vehmi perîşân eyledim
Mezheb-i irfânımı âfâka i’lân eyledim
Ey Muhammed ümmeti ben böyle îmân eyledim
‫ﻻإله إﻻ هو ﷲ العلى المنجلى‬
‫ﻻ نبى إﻻ محمد ﻻ فتى إﻻ على‬
Milletim ehl-i hakîkat hâlikım Rabbim Hudâ
Mezhebim râh-ı muhabbet şart-ı îmânım fenâ
Kıblem ebrû-yı Muhammed’dir imâmım Murtazâ
Dîn-i İslâm âşkârâdır ne lâzım ihtifâ
‫ﻻإله إﻻ هو ﷲ العلى المنجلى‬

‫ﻻ نبى إﻻ محمد ﻻ فتى إﻻ على‬

Bende-i Âl-i Abâ’yım Hayderîyim Hayderî
Ey Nazîf bu yolda kurbân eyledim cân u seri
Hâsılı ber-muktezâ-yı meşreb-i Peygamberî
İ’tikâdım böyle “nahnü kasemnâ”danberi104
‫ﻻإله إﻻ هو ﷲ العلى المنجلى‬
‫ﻻ نبى إﻻ محمد ﻻ فتى إﻻ على‬
“O, apaçık ve yüce olan Allah’tan başka ilâh yoktur. Muhammed’den başka peygamber, Ali’den
başka yiğit yoktur.”
(...‫س ْمنَا َبيْنَ ُهم ﱠمعِيشَت َ ُه ْم فِي الْ َح َيا ِة الدﱡنْ َيا‬
َ َ‫نَحْ نُ ق‬...) "... Biz dünyâ hayâtında onların geçimlerini kendi aralarında
taksim ettik. " 43. Zuhruf sûresi, 32. (H)
* * *
Mushaf-ı sırr-ı Hudâ’dır sûret-i cânânımız
Fehm iden ma’nâsını oldu vâkıf-ı esrâr-ı Zât
Rûy u zülfü sûre-i Nûr u Duhân tefsîridir
La’l-i âlinden kinâyetdir Nazîf âb-ı hayât
* * *
Derd-i elem-i cevr ile nây eyleyüp efgân
Esrâr-ı Hudâ söylemede âşıka her ân
Ey dil olayım dirsen eğer mazhar-ı irfân
Allâh içün “Allâh” diyelim “Hû” diyelim Hû
Duydun mu aceb nâydan esrâr-ı Ali’yi
Bildin mi Nazîf nükte-i hubb-ı ezelîyi
Ârif olayım dirsen eğer sırr-ı hafîyi
Allâh içün “Allâh” diyelim “Hû” diyelim Hû
Gâyet rengîn bir gazel:
Dilâ hâlât-ı vaslı hem-dem-i cânân olandan sor
Tahassür âteşin pervâne-veş sûzân olandan sor
Görüp hâl-i perîşânım beni bî-hûde ta’n itme
Bu emri bir de gel mülk-i dile sultân olandan sor
Azîz-i mısr-ı vuslat sûziş-i firkat nedir bilmez
Anı tenhâ-nişîn-i külbe-i ahzân olandan sor
Seher zevkın ne bilsün hufte-gân-ı pister-i gaflet
Füyûzât-ı sabâhı haste-i hicrân olandan sor
Reh-i vuslatda cânâna dilersen cân nisâr itmek
Nazîf tîğ-ı aşka ser virüp kurbân olandan sor
Tâhirü’l-Mevlevî birâderimizin:
Ne bilsün zevk-ı tîğ-ı gamze-i dil-dârı gâfiller
Onu pîş-i nigâh-ı yârda kurbân olandan sor
Suûdu’l-Mevlevî birâderimizin:
Suûd’a sorma yâ hû în ü ânı bûd u nâ-bûdu
O bî-câsûzları bî-akl u bî-irfân olandan sor
Muharrir-i fakîrin:
Hakâyık sırrını nâ-mahremâna sorma bilmezler
Anı her hâlde yâre mahrem olmuş ârifândan sor

Şayh Nazîf Efendi merhûmun Hüseyin Fahreddîn Efendi isminde bir necl-i necîbi ve Avnî Bey nâmında bir dâmâd-ı mükerremi vardır. Pederinin irtihâlinde Hüseyin Fahreddîn Efendi yedi-sekiz yaşında idi. Altı sene sonra mevlevîhânenin olduğu yerde bir saray yapılmağa başlandı. 1283/(1866-67) târîhine müsâdifdir. Sultân Azîz’in devr-i saltanatı idi. Elyevm muhterik Ortaköy sarayının mahalli mevlevîhâne idi.

Koca bogaz içinin sevâhilinde saray yapılacak yer intihâb olunamayıp da mevlevîhânenin olduğu mahalde bunun inşâsına kıyâm eser-i cinnet olduğu gibi, Anadolu, Rumeli muhtâc-ı umrân iken milyonlarca lira sarfıyla bu râdde saray inşâsı pek abes bir iş idi, nişâne-i sefâhet idi. Mevlevîhânenin Maçka’ya naklini takdîr ederek Maçka’da yapılan mevlevîhâne 1286/(1869-70) senesinde hitâm buldu. Beşiktaş Mevlevîhânesi’nde medfûn eızze-i kirâmın kabirlerine dokunulmadı. Üzerine saray binâ olundu. Türbe mahalli mahfûz kaldı. Sandûkalarıyla muhâfaza edildi. Yalnız Şeyh Nazîf’in cesed-i şerîfi Maçka’ya nakl ve defn olundu.

Beş sene sonra Maçka Mevlevîhânesi’nin olduğu mahalle elyevm mevcûd esliha depo(su)nun inşâsı takarrur edince, buradan da mevlevîhânenin nakli lâzım gelip, Eyüp’te Bahâriye’deki mevlevîhâne inşâ olundu. Bî-çâre Şeyh Nazîf’in cesedi ikinci def’a kabrinden çıkarılıp Bahâriye’ye nakl edildi. Fakat mevlevîhâne mahalline inşâ olunan Ortaköy Sarayı’nda Sultân Abdülazîz ve ahlâfı ârâm edemediler. Orası dillerde destân olan zînet ve ihtişâmına bedel baykuş yuvası misâli oldu. Meşrûtiyyet’i müteâkib meb’ûsân (u) a’yân dâiresi ittihâz edildi. İçinden çıkan nagehânî bir ateş o muhteşem sarayı yaktı, mahv etti.

Alt katında mevki’-i hakârette bırakılan eızze-i kirâm hazerâtının te’sîrât-ı ma’neviyyeleri cümlesinden olduğuna şübhe edilmemelidir. Bahâriye Mevlevîhânesi’nin hitâm-ı inşâsıyla resm-i güşâdının icrâsı 18 Rabîu’l-evvel 1294/(2 Nisan 1877) Çarşamba gününe müsâdifdir.

Şeyh Hüseyin Fahreddîn Dede Efendi Hüseyin Fahreddîn Dede Efehdi, yirmidört-yirmibeş yaşına resîde olmuş ve seccâde-i meşîhate revnak vermiş idi. 1271 senesi Muharreminin onuncu (3 Ekim 1854) günü kadem-nihâde-i âlem-i şuhûd olmuştur. İsm-i âlîsinin “Hüseyin” tesmiyesi bundan mütevelliddir. Beşiktaş Mevlevîhânesi’nde gehvâre-i zîb-i şuhûd oldu. Pederinin irtihâlinde yedi-sekiz yaşında idi, nisbet-i ibtidâiyyesi pederindendir.

Pederinin irtihâlinde Karahisâr Mevlevî şeyhi Kemâleddîn Çelebi Efendi’den sonra, Mısır Dârü’l-Mevlevî’si şeyh-i kâmili Azmî Dede (Elyevm Galata Mevlevî şeyhi Ahmed Efendi’nin pederi)’den tecdîd-i inâbet eyledi. Konya’da âsitânede post-nişîn Sadreddîn Çelebi merhûmdan destâra nâil oldu ve meşâyıh sırasına geçti. 1289 senesinin Rabîu’l-evvelinin onbeşinde (23 Mayıs 1872) Yenikapı Mevlevî şeyhi ârif-i maârif-i ilâhî Osmân Salâhaddîn Dede Efendi hazretlerinin kerîme-i muhteremeleri Fâtıma Aliye Hânım ile izdivâcı vukû’ buldu.

Hasan Nazîf, Fatıma Mü’mine, Fâtıma Fasîha ve Fâtıma Ruşeynâ isminde dört evlâdı dünyâya geldi. Hüseyin Fahreddîn Efendi, Beşiktaş Rüşdîsi’nden bâ-şehâdet-nâme neş’etle Dehlevî İskender Efendi’den Fârisî, Fransızca ve kayınpederinden Arabî ve vüzerâ-yı urefâdan ve eâzım-ı ricâlden Sâmî Paşa merhûmdan Mesnevî-i şerîf okumuştur. Hilm ü tevâzuu, meclis-ârâlığı, etvâr-ı asîlânesiyle temeyyüz etmiş ricâl-i Mevleviyye’den idi. Reftârı, tarz-ı telebbüsü, usûl-i maîşeti pek kibârâne idi. İnsan güzeli idi. Gâyet mütenâsibü’l-a’zâ olup, sarı sakallı ve gâyet güzel gözlü, temiz özlü idi.

Yanağının sol tarafında bir beni vech-i tâbânına revnak-fezâ idi. İlm-i mûsikîde behre-i külliyye sâhibi olup, Beşiktaş Mevlevîhânesi ney-zenbaşısı Sâlih Efendi ile ney-zen Yûsuf Paşa’dan ney taallüm etmiş, Zekâî Dede’den Mûtiyâb-zâde Ahmed Efendi ile Yağlıkcı-zâde Ahmed Efendi’den Mi’râciyye’nin tekmîl bahsini geçmiş ve Yenikapı Mevlevî şeyhi Celâleddîn Efendi merhûmdan hisse-yâb-ı terennüm olmuştur. Acemaşîrân makâmında âyîn-i şerîfi, peş-rev ve semâı ve sâir makâmâttan dahi şarkı ve bestesi vardır.

Menâkıb-ı Mevlânâ’yı nazmen yazmışlar, bu eserlerini okuduğum zamân kendilerine ta’zîmen manzûme-i âtîyi inşâd ve takdîm etmiş idim:

Okudum menkabe-i Hazret-i Mevlânâ’yı

Arz-ı takdîs iderim câme-i evlânâyı

Nâzım-ı muhteremi Şeyh Hüseyin Fahreddîn
Mevlevî gül-şenine bülbül-i şeydâ-yı nevîn
Ârif ü âlim ü fâzıldır o zât-ı âlî
Gül-sitân-ı edebin neyyir-i pür-iclâli
Aşk u irfânı ile cümleye mümtâz olmuş
Beyne’l-uşşâk-ı hakîkatde ser-efrâz olmuş
Peder-i muhteremi Şeyh Nazîf-i meşhûr
Menba’-ı ilm ü kemâlât idi el-hak mebrûr
Mazhar-ı ilm-i ledün mahrem-i sırr-ı takdîr
Vâkıf-ı sırr-ı hakîkat idi ol şeyh-i şehîr
Nâil-i feyz-i şerîfi olup ol necl-i necîb
Andelîb-i edeb-istân idi ol zât-ı edîb
Rehber-i Mevleviyân nûr-ı kulûb-ı uşşâk
Mahzen-i hilm ü kerem hazret-i şeyh-i âfâk
Mevlevî mektebinin hâce-i pür-esrârı
Mesnevî âleminin tûti-i hoş-güftârı
Hılye-i zevkını tasvîr idemezler şuarâ
Bâb-ı medhinde düşer acze edîb ü bülegâ
Meclis-i sohbetine cân atan erbâb-ı garâm
Vecd ü hâletle olurlardı bütün mest ü müdâm
Şems-i feyzinden alır neş’eyi ashâb-ı tarîk
Râh-ı gurbetde mürîdâna odur şeyh-i şefîk
Zevk-ı medhiyle safâ buldu onun Vassâf’ı
Nûr-ı feyziyle münevver ola kalbi sâfî
Ol meded-res bana yâ şeyh Hüseyin Fahreddîn
Pîrinin aşkına sen eyle beni feyze karîn
Hüseyin Fahreddîn Efendi koleraya tutuldu, ânî olarak hastalandı. 21 Ramazân
1329 ve 1 Eylül 1327( 13 Eylül 1911) târîhine müsâdif Perşembe günü irtihâl-i dâr-ı
cinân eyledi. Na’ş-ı münîfi Eyüpsultan’a nakl ile namâzı ba’de’l-edâ Bahâriye
Dergâhı’nda, peder-i ekreminin kabri yanında vedîa-i rahmet-i Rahmân kılındı.
(Kaddesa'llâhu sırrahû)
Sultân Mehmed Reşâd Hân’ın müşârünileyhe hürmet ve teveccühü vardı.
1326/(1908) senesinde mevlevîhâneyi mükemmelen ta’mîr eyledi. Resm-i güşâdının
hîn-i icrâsında bi’z-zât hâzır bulundu. Vükelâ, a’yân ve ricâl-i devlet dahi hâzır oldu.
Merhûm Çarşamba günleri Mesnevî-i şerîf okuturlardı. Hîn-i irtihâlinde
ellisekiz yaşında idi. Mevlevîhânenin yevm-i mahsûsu Çarşambadır.
Münîr İsmetî merhûmun:
Aşk-ı Mevlânâ ile gitdi Hüseyn-i Mevlevî
(‫)عشﻖ موﻻنا ايله كتدى حسين مولوى‬105
Üsküdarlı Tal’at Bey’in:
Vâsıl ola cemâle vâsıl ola cemâle
Gitdi Hüseyin Efendi dergâh-ı Zü’l-celâle
(‫)كتدي حسين افندى دركاه ذو الجﻼله‬106
Merhûm-ı mûmâileyh (kuddise sırruhû) hazretlerinin dervîşânından ve
dergâh-ı mezkûr hücre-nişînânından Manisalı İbrâhîm Zuhûrî Dede Efendi
hazretlerinin söyledikleri târîh:
Galata Mevlevîhânesi — XVIII. yüzyıl ön cephe gravürü
BAĞLI YOLUN MADDÎ HAFIZASIGalata Mevlevîhânesi — XVIII. yüzyıl ön cephe gravürü

Galata Mevlevîhânesi’nin XVIII. yüzyıldaki ön cephesini gösteren tarihî gravür. Mimari ayrıntılar, üretildiği dönemin görsel tanıklığı olarak değerlendirilmelidir.

Ağ ve yol

Eserleri ve metinleri

İlk 3 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Eserleri ve metinleri 1

Meydân-ı suhan-sâzîde, vâdî-i şi’r ü edebde üstâd idi. Müretteb bir Dîvân’ı, seyr ü sülûka dâir bir eseri vardır. Her ikisi matbû’ olup, kütüb-hâne-i irfânı tezyîn eder âsârdandır.

Metni gösterMetni daralt

Meydân-ı suhan-sâzîde, vâdî-i şi’r ü edebde üstâd idi. Müretteb bir Dîvân’ı, seyr ü sülûka dâir bir eseri vardır. Her ikisi matbû’ olup, kütüb-hâne-i irfânı tezyîn eder âsârdandır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
TARİHÎ KAYIT

Eserleri ve metinleri 2

Müretteb bir Dîvân’ı, seyr ü sülûka dâir bir eseri vardır. Her ikisi matbû’ olup, kütüb-hâne-i irfânı tezyîn eder âsârdandır. Yenişehir muhîti Bektaşîlik ihâtasına ma’rûz kalmak hasebiyle, te’sîr-i muhît ile, Hz.

Metni gösterMetni daralt

Müretteb bir Dîvân’ı, seyr ü sülûka dâir bir eseri vardır. Her ikisi matbû’ olup, kütüb-hâne-i irfânı tezyîn eder âsârdandır. Yenişehir muhîti Bektaşîlik ihâtasına ma’rûz kalmak hasebiyle, te’sîr-i muhît ile, Hz.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
TARİHÎ KAYIT

Eserleri ve metinleri 3

Acemaşîrân makâmında âyîn-i şerîfi, peş-rev ve semâı ve sâir makâmâttan dahi şarkı ve bestesi vardır. Menâkıb-ı Mevlânâ’yı nazmen yazmışlar, bu eserlerini okuduğum zamân kendilerine ta’zîmen manzûme-i âtîyi inşâd ve takdîm etmiş idim: Okudum menkabe-i Hazret-i Mevlânâ’yı Arz-ı takdîs iderim câme-i evlânâyı Nâzım-ı muhteremi Şeyh Hüseyin Fahreddîn Mevlevî gül-şenine bülbül-i şeydâ-yı nevîn Ârif ü âlim ü fâzıldır o zât-ı âlî Gül-sitân-ı edebin neyyir-i pür-iclâli Aşk u irfânı ile cümleye mümtâz olmuş Beyne’l-uşşâk-ı hakîkatde ser-efrâz olmuş Peder-i muhteremi Şeyh Nazîf-i meşhûr Menba’-ı ilm ü kemâlât idi el-hak mebrûr Mazhar-ı ilm-i ledün mahrem-i sırr-ı takdîr Vâkıf-ı sırr-ı hakîkat idi ol şeyh-i şehîr Nâil-i feyz-i şerîfi olup ol necl-i necîb Andelîb-i edeb-istân idi ol zât-ı edîb Rehber-i Mevleviyân nûr-ı kulûb-ı uşşâk Mahzen-i hilm ü kerem hazret-i şeyh-i âfâk Mevlevî mektebinin hâce-i pür-esrârı Mesnevî âleminin tûti-i hoş-güftârı Hılye-i zevkını tasvîr idemezler şuarâ Bâb-ı medhinde düşer acze edîb ü bülegâ Meclis-i sohbetine cân

Metni gösterMetni daralt

Acemaşîrân makâmında âyîn-i şerîfi, peş-rev ve semâı ve sâir makâmâttan dahi şarkı ve bestesi vardır. Menâkıb-ı Mevlânâ’yı nazmen yazmışlar, bu eserlerini okuduğum zamân kendilerine ta’zîmen manzûme-i âtîyi inşâd ve takdîm etmiş idim: Okudum menkabe-i Hazret-i Mevlânâ’yı Arz-ı takdîs iderim câme-i evlânâyı Nâzım-ı muhteremi Şeyh Hüseyin Fahreddîn Mevlevî gül-şenine bülbül-i şeydâ-yı nevîn Ârif ü âlim ü fâzıldır o zât-ı âlî Gül-sitân-ı edebin neyyir-i pür-iclâli Aşk u irfânı ile cümleye mümtâz olmuş Beyne’l-uşşâk-ı hakîkatde ser-efrâz olmuş Peder-i muhteremi Şeyh Nazîf-i meşhûr Menba’-ı ilm ü kemâlât idi el-hak mebrûr Mazhar-ı ilm-i ledün mahrem-i sırr-ı takdîr Vâkıf-ı sırr-ı hakîkat idi ol şeyh-i şehîr Nâil-i feyz-i şerîfi olup ol necl-i necîb Andelîb-i edeb-istân idi ol zât-ı edîb Rehber-i Mevleviyân nûr-ı kulûb-ı uşşâk Mahzen-i hilm ü kerem hazret-i şeyh-i âfâk Mevlevî mektebinin hâce-i pür-esrârı Mesnevî âleminin tûti-i hoş-güftârı Hılye-i zevkını tasvîr idemezler şuarâ Bâb-ı medhinde düşer acze edîb ü bülegâ Meclis-i sohbetine cân

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.

Öğütleri

İlk 1 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Söz, öğüt ve irşad kaydı 1

Küstüm Suyu’nun üzerine mürûr u ubûru teshîl maksadıyla hasbeten li’llâh bir köprü inşâsına çalıştılar. 1270/(1854) târîhinde Beşiktaş Mevlevîhânesi meşîhati uhde-i ârifânelerine tevcîh olunmağla İstanbul’a geldiler. Dokuz sene kadar burada icrâ-yı meşîhat buyurdular. 1278/(1861-62) senesinde yetmişbir yaşında irtihâl-i dâr-ı cemâl eylediler. Eslâfının yanında defn olundular. (Kaddesa'llâhu sırrahû) Âlim, şâir, nazîf, zarîf idi.

Metni gösterMetni daralt

Küstüm Suyu’nun üzerine mürûr u ubûru teshîl maksadıyla hasbeten li’llâh bir köprü inşâsına çalıştılar. 1270/(1854) târîhinde Beşiktaş Mevlevîhânesi meşîhati uhde-i ârifânelerine tevcîh olunmağla İstanbul’a geldiler. Dokuz sene kadar burada icrâ-yı meşîhat buyurdular. 1278/(1861-62) senesinde yetmişbir yaşında irtihâl-i dâr-ı cemâl eylediler. Eslâfının yanında defn olundular. (Kaddesa'llâhu sırrahû) Âlim, şâir, nazîf, zarîf idi.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.

Kavram dünyası

İlk 6 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Tarikî ve tarihî bağlantı 1

Evvelce Yenikapı Mevlevîhânesi’nde hücre-nişîn idi. Bu dergâh Sultân Selîm-i sâlis zamânında ta’mîr olunmuş idi. 33 sene meşîhati var idi. Şeyh Osmân Salâhaddîn Dede Efendi’nin mürebbîsidir.

Metni gösterMetni daralt

Evvelce Yenikapı Mevlevîhânesi’nde hücre-nişîn idi. Bu dergâh Sultân Selîm-i sâlis zamânında ta’mîr olunmuş idi. 33 sene meşîhati var idi. Şeyh Osmân Salâhaddîn Dede Efendi’nin mürebbîsidir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
TARİHÎ KAYIT

Tarikî ve tarihî bağlantı 2

Şeyh Osmân Salâhaddîn Dede Efendi’nin mürebbîsidir. Gâyet ciddî, vakûr, âdâb-ı şerîat ü tarîkatla müeddeb idi. 231. sahîfede îzâh olunduğu üzere, bi’l-âhare na’şı nakl olunmağla Üsküdar Mevlevîhânesi’nde medfûndur. Şeyh Nazîf Ahsen Dede Efendi Meşhûr âlim Şeyh Nazîf-i Mevlevî’dir.

Metni gösterMetni daralt

Şeyh Osmân Salâhaddîn Dede Efendi’nin mürebbîsidir. Gâyet ciddî, vakûr, âdâb-ı şerîat ü tarîkatla müeddeb idi. 231. sahîfede îzâh olunduğu üzere, bi’l-âhare na’şı nakl olunmağla Üsküdar Mevlevîhânesi’nde medfûndur. Şeyh Nazîf Ahsen Dede Efendi Meşhûr âlim Şeyh Nazîf-i Mevlevî’dir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
TARİHÎ KAYIT

Tarikî ve tarihî bağlantı 3

Henüz küçük yaşında Mevlevîliğe muhabbetle intisâb etti. Hicâz’a gidip geldiğinde, mezkûr medresenin yanında bir mevlevîhâne inşâsına muvaffak oldu. 1269/(1852-53) senesinde Muhammed Saîd Hemdem Çelebi’den destâr-ı gîsû-dâr ile mezkûr mevlevîhâneye şeyh oldular. Mevlânâ’dan i’tibâren gelen silsile-i tarîkatları: Hz.

Metni gösterMetni daralt

Henüz küçük yaşında Mevlevîliğe muhabbetle intisâb etti. Hicâz’a gidip geldiğinde, mezkûr medresenin yanında bir mevlevîhâne inşâsına muvaffak oldu. 1269/(1852-53) senesinde Muhammed Saîd Hemdem Çelebi’den destâr-ı gîsû-dâr ile mezkûr mevlevîhâneye şeyh oldular. Mevlânâ’dan i’tibâren gelen silsile-i tarîkatları: Hz.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
TARİHÎ KAYIT

Tarikî ve tarihî bağlantı 4

Hicâz’a gidip geldiğinde, mezkûr medresenin yanında bir mevlevîhâne inşâsına muvaffak oldu. 1269/(1852-53) senesinde Muhammed Saîd Hemdem Çelebi’den destâr-ı gîsû-dâr ile mezkûr mevlevîhâneye şeyh oldular. Mevlânâ’dan i’tibâren gelen silsile-i tarîkatları: Hz. Mevlânâ, Hüsâmeddîn Çelebi, Sultân Veled, Ulu Ârif Çelebi, Muzaffer Çelebi, Cemâleddîn Çelebi, Abdülkâdir Çelebi, Ahmed Efendi, Sultân-ı Dîvânî Muhammed Efendi, Mustafa Efendi, Hızır Şâh Efendi, Muhyî Efendi, Müstebân Çelebi, Muhammed Efendi, Mustafa Efendi, Ârif Çelebi, Âdem Dede Efendi, Abdülhalîm Çelebi, Müstebân Çelebi, Ârif Çelebi, Ebû Bekir Çelebi, Hasan Emîr Dede, Süleymân Efendi, Muhammed Saîd Hemdem Çelebi, Şeyh Nazîf-i Mevlevî.

Metni gösterMetni daralt

Hicâz’a gidip geldiğinde, mezkûr medresenin yanında bir mevlevîhâne inşâsına muvaffak oldu. 1269/(1852-53) senesinde Muhammed Saîd Hemdem Çelebi’den destâr-ı gîsû-dâr ile mezkûr mevlevîhâneye şeyh oldular. Mevlânâ’dan i’tibâren gelen silsile-i tarîkatları: Hz. Mevlânâ, Hüsâmeddîn Çelebi, Sultân Veled, Ulu Ârif Çelebi, Muzaffer Çelebi, Cemâleddîn Çelebi, Abdülkâdir Çelebi, Ahmed Efendi, Sultân-ı Dîvânî Muhammed Efendi, Mustafa Efendi, Hızır Şâh Efendi, Muhyî Efendi, Müstebân Çelebi, Muhammed Efendi, Mustafa Efendi, Ârif Çelebi, Âdem Dede Efendi, Abdülhalîm Çelebi, Müstebân Çelebi, Ârif Çelebi, Ebû Bekir Çelebi, Hasan Emîr Dede, Süleymân Efendi, Muhammed Saîd Hemdem Çelebi, Şeyh Nazîf-i Mevlevî.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
TARİHÎ KAYIT

Tarikî ve tarihî bağlantı 5

Biz dünyâ hayâtında onların geçimlerini kendi aralarında taksim ettik. Zuhruf sûresi, 32. (H) * * * Mushaf-ı sırr-ı Hudâ’dır sûret-i cânânımız Fehm iden ma’nâsını oldu vâkıf-ı esrâr-ı Zât Rûy u zülfü sûre-i Nûr u Duhân tefsîridir La’l-i âlinden kinâyetdir Nazîf âb-ı hayât * * * Derd-i elem-i cevr ile nây eyleyüp efgân Esrâr-ı Hudâ söylemede âşıka her ân Ey dil olayım dirsen eğer mazhar-ı irfân Allâh içün “Allâh” diyelim “Hû” diyelim Hû Duydun mu aceb nâydan esrâr-ı Ali’yi Bildin mi Nazîf nükte-i hubb-ı ezelîyi Ârif olayım dirsen eğer sırr-ı hafîyi Allâh içün “Allâh” diyelim “Hû” diyelim Hû Gâyet rengîn bir gazel: Dilâ hâlât-ı vaslı hem-dem-i cânân olandan sor Tahassür âteşin pervâne-veş sûzân olandan sor Görüp hâl-i perîşânım beni bî-hûde ta’n itme Bu emri bir de gel mülk-i dile sultân olandan sor Azîz-i mısr-ı vuslat sûziş-i firkat nedir bilmez Anı tenhâ-nişîn-i külbe-i ahzân olandan sor Seher zevkın ne bilsün hufte-gân-ı pister-i gaflet Füyûzât-ı sabâhı haste-i hicrân olandan sor Reh-i vuslatda cânâna dilersen cân nisâr itmek Nazîf

Metni gösterMetni daralt

Biz dünyâ hayâtında onların geçimlerini kendi aralarında taksim ettik. Zuhruf sûresi, 32. (H) * * * Mushaf-ı sırr-ı Hudâ’dır sûret-i cânânımız Fehm iden ma’nâsını oldu vâkıf-ı esrâr-ı Zât Rûy u zülfü sûre-i Nûr u Duhân tefsîridir La’l-i âlinden kinâyetdir Nazîf âb-ı hayât * * * Derd-i elem-i cevr ile nây eyleyüp efgân Esrâr-ı Hudâ söylemede âşıka her ân Ey dil olayım dirsen eğer mazhar-ı irfân Allâh içün “Allâh” diyelim “Hû” diyelim Hû Duydun mu aceb nâydan esrâr-ı Ali’yi Bildin mi Nazîf nükte-i hubb-ı ezelîyi Ârif olayım dirsen eğer sırr-ı hafîyi Allâh içün “Allâh” diyelim “Hû” diyelim Hû Gâyet rengîn bir gazel: Dilâ hâlât-ı vaslı hem-dem-i cânân olandan sor Tahassür âteşin pervâne-veş sûzân olandan sor Görüp hâl-i perîşânım beni bî-hûde ta’n itme Bu emri bir de gel mülk-i dile sultân olandan sor Azîz-i mısr-ı vuslat sûziş-i firkat nedir bilmez Anı tenhâ-nişîn-i külbe-i ahzân olandan sor Seher zevkın ne bilsün hufte-gân-ı pister-i gaflet Füyûzât-ı sabâhı haste-i hicrân olandan sor Reh-i vuslatda cânâna dilersen cân nisâr itmek Nazîf

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
TARİHÎ KAYIT

Tarikî ve tarihî bağlantı 6

Mevlevîhânenin Maçka’ya naklini takdîr ederek Maçka’da yapılan mevlevîhâne 1286/(1869-70) senesinde hitâm buldu. Beşiktaş Mevlevîhânesi’nde medfûn eızze-i kirâmın kabirlerine dokunulmadı. Yalnız Şeyh Nazîf’in cesed-i şerîfi Maçka’ya nakl ve defn olundu.

Metni gösterMetni daralt

Mevlevîhânenin Maçka’ya naklini takdîr ederek Maçka’da yapılan mevlevîhâne 1286/(1869-70) senesinde hitâm buldu. Beşiktaş Mevlevîhânesi’nde medfûn eızze-i kirâmın kabirlerine dokunulmadı. Yalnız Şeyh Nazîf’in cesed-i şerîfi Maçka’ya nakl ve defn olundu.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.