HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Bu metin, Cerrâhî silsile arşivindeki kişi dosyasının tamamı esas alınarak paragraf ve manzume düzeni korunmak suretiyle hazırlanmıştır. Gelenek içi menkıbeler tarihî kayıtlarla aynı kesinlikte değerlendirilmez.
Hayatı ve silsiledeki yeri
X٧I. LEMZA؛ ŞEYH MUHAMMED HÂREZMÎ HAZRETLERİNİ BEYAN EDER
O. evliyâ.nın delîli. ulemânın seçkini, sâlihlerin merhametlesi, Nebilerin sultânı ve Pîr'in ışığı, tarikat ve hakîkatde asrının seçkini, eşyânın hakikatinden haberdâr olan şeyhlerin büyüklerindendir. "Şeyh Muhammed Hârezmî" hazretlerinin ismi, "Muhammed", lâkabı "Kerîmüddîn", künyesi,'Ebû'l-Füyûzât", şöhreti "Âhî Muhammed''dir. Horasan'ın,,Hârezm "vilâyetinde doğduğundan "Hârezmî" nisbesiyle de anılmıştır. Kendisi önceleri, ümmetin âlimlerinden iken, gördüğü bir rü’yâ üzerine bî'ât ederek, "Gîlân٠'da Şeyh'iyle birlikte uzun süre bir arada bulunmuşlardır. Sonra Şeyh’i tarafından hilâfetle Hârezm'e gönderildi. Uzun süre Hârezm Zâviyesinde irşâd üzere olmuştur. Bunu tâkiben Hârezm'den göç ederek, Gîlân'da "Heri" kasabasına yerleşti. Vefatına kadar burada irşâdla meşgûl oldu.
Şiir
Nâr-i irfâniyle bulup reunâk,
Âna tilmiz olan olur mutlâk,
Ânın ile muâmete eyler,
îlm-i tevhtd'i bildirir âna Hakk
Menkıbelerinden biri şöyle nakl edilir; -Hârezm'de oturduğu sıralarda, hâlvet ve tevhîd ettiklerinde, zikirlerinin yankılan çok uzaklardan duyulurdu. L&mi'؛ Çelebi, "Nefehâtü'l-Üns" Tercümesi"inde bu olayı şöyle hikâye eder. Dostlarından biri:,,. Sultânım, bu ne hâldir ki, bunca uzaklıktan Zikru.llâh'ınızın sesi duyulur?" deyince, Şeyh şöyle buyurdu: Şeyh Zâhid Hazretleri, hâtûnuyla bir gece sohbet etmekte iken hanımı: ٠ Ey Şeyh.im, bir gün bir emr-i Hakk vâki olup, vefât ettiğinizde, yerinize hangi evlâdınızı münâsib görürsünüz? diye sorunca.
Şeyh: -Ey Hâtûn, bu sorunun cevâbını bilmek istersen, şimdi herkes yatağına yatıp uyumakta iken, her birini isimleriyle çağınp, seslenelim, kim bizim sedâmızı işitip, cevâp verirse, makâmımız elbette ona nasîb ve kime mukadder ise. onun icâbet etmesi mukarrerdir" dedi. Sonra kendi evlâdlan dâhil bütün dervişlerini isimleriyle tek tek andı. Sedâlanna bir cevâb gelmedi. Sonra bu dâîsine hitâb eyledi. İlk seslenişte istiğrak hâlinde bulunduğumdan sah- ve düşerek, cevâb veremedim. İkinci defâ çağırınca: ". Lebbeyk" diyerek، cevâb verdim.
O sırada ben tahminen Şeyh hazretlerinden üç fersâh mesâfe uzaklıkta bulunuyordum" dedi.
Şiir
Sem,-i câna irişüb oldum nidâ-yi hazret i,
Geldi t âb'a ol zemân feyz-i Hüdâ,ran lezzeti
himmeti ile bu İÇİ halledeceğiz. Ammâ sen hâc ve tavâfdan s.nra orada kendini mahallenden tanîdî^n birisinden orada borç para al ve bunun İçin Mekke kadısının huzûrunda bir sened tanzim ettirki, bu elinde bir hüccet (delil) olsun" diye tenbih ettikten sonra, onu "Rida'smın altma al. di. ٠ zât bu hâli şöyle anlattı: ''"Hemen 0 önda tayy-1 mekân ile kendimi Arafat da^nda buldum. Hemen hacılar arasına kançıp, hâc fârizasım ye- rine getirdim, üç gün Minfi'da oturdum. Kendi memleketimden ve dostla- nmdan bir çok kimse ile konuştum.
Sonra Şeyh.in emrini hatırlayıp, borç İçin bize çok yakm oturan bir komşumdan para alıp, bunu bir senedle ka- dı'ya tasdikli bir.hüccet eyledim, üçüncü ص Mekke'den gidilmek gerek- tiginde, üzerime bir gaflet gelip, hemen orada uyuya kaldım. Gözümü aç- tığımda, kendimi Şeyh'in huzûrunda buldum. Borç olarak aldı.m akça- larla cebimde duruyordu. Hemen şeyh hazretlerinin ayaklarına kapanıp, ellerini öpüp, elhamdülillah dileğim oldu" deyip, huzurundan aynlıp. evi- me Edebilmek İçin iznini rica ettim. Şeyh hazretleri: ''-Sakin ben sağ ol- dukça kimseye bu halin bizden sudür ettiğini demeyesin.
Yoksa çok za- rarlı çıkarsın.' diye, bana sıkı tenbihlerde bulundu ve bana izin verdi. Ben, d.^u evime hanımıma ^ttim. Komşular bana mani olmak istediler. Ben hac ettiğimi söylediysem de, bana sihir etmişler, bunu cinn tutmuş'' deyip, inanmadılar. Beni Hacılar dönünceye kadar ellerinde tuttular. Ha- Cilarla birlikte 0 komşum olan ve kendisinden borç aldığım kişi dönünce ona sordular. Do^u olduğunu öğrenince çok hayret ettiler. Bizi Kadı Efendi'nin huzûrana götürdüler.
0 zat, benim kendisinden borç aldığımı ve burada ödemed.ni söyleyip, bir süreti onda bulunan senedi Kadi'ya göstermesi ve bunu bazı hacların buna şâhid olarak, taşdîk etmeleri üze٠,rinej Kadı, bana hemen borcumu ödememi emretti. Ben de: ''-Sultanim, şimdi benim hac etti^m şer'ân kabul olundu mu?"deyince. Kadı Efendi: Evet" dedi Ben: ''-Hatunuma talak vermiştim, ne olacak?" dedim. Kâdı: -Sözün yerine geldi, talak düştü'' dedi. Bende borcumu ödeyip, hatunuma •kavuştum." dedi. Halk bu olayı işitince, 0 zât'ı evliyadan bir kişi sanmaya başladı.
Şeyh vefat etti^nde, bu halin aslını soranlara anlattım. Bütün halk çeyh'e hayran kalıp, hayır duasını alamadıkları İçin çok üzülüp, ha. yıllandılar. Şeyh Muhammed Hazretleri, (780 H./1378-79 M.) senesinde vefat etti. Kabri.'Heri'' kasabasındadır. Kasabanın ana yolu üzerinde köprü ya- ninda bulunan.'Halveti'ler Mezarl.'.ndadır. şah Muhammed Muzaffe. riddin, Fars Irakmda Şâh idi ve Timûr zamanında ayaklanmıştı. Rûm'da ise Â1-İ Osman'dan "Gâzî Hüdâvendigâr" asridir. Kendisinin yetişkin dört halifesi şunlardır: "Şeyh Muhammed Karsi, Şeyh Kutbüddin-i Tebrizi,