İrşad III · kaynak sayfaları 710–715
Menâkıb-1 ebrârda, Mâ'ruf-u Kerhi'den rivayet edilmiştir ki, bir kimse her gün on kerre:
— Yâ Rabbi ümmet-i Muhammed'i islâh et.. Yâ Rabbi ümmet-i-Muhammed'in her müşkilini hallü asân et.. Yâ Rabbi ümmet-i Muhammed'e merhamet et, diye dua ederse, o kimse veliler defterine kaydolunur, denilmektedir.
Işte; hepsinin üstadları, Enbiyâlar serveri, ins-ü-cin peygamberi Hz. Muhammed Mustafa sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem efendimiz hazretleri:
- Ilâhi ümmetim.. İlahi ümmetim.. Nefsim, Fatımam.
Ayşem, ciğerpârelerim Hasan ve Hüseyinim, Rukiyyem. Zernebim, İbrahimim, Kasımım, Abdullahım ve Tayyibim hepsi hepsi ümmetime feda olsun, buyurmakta..
Sende, bu âlemlere rahmet olan Hz. Muhammet Mustafa'dan nasibini aldınsa, Eba-Bekir radıyallahu anhın duâsından hisse kaptınsa, veliler â'zamının duasından ibret ve ilham alabildinse; ümmet-i Muhammed'i seversin, onları her türlü musibetlerden irfan ve idrakinin elverdiği kadar vikaye etmeğe çalışırsın, ümmet-i Muhammed'in tevhidini, birliğini, beraberliğini, hayrını, iyiliğini ister ve gerekirse bu uğurda canını ve malını fedadan çekinmezsin. Vahdet-i islâmı, göz bebeğin gibi korur, kollar ve bu sayede Allah ve Resûlüllah indinde mergup ve mahbup olursun.
Zira, Resûlüllah sallallahu eleyhi ve sellem:
(Birbirlerinizi sevmedikçe, iyman etmiş olmazsınız. İyman etmeyen de cennete dahil olmaz. Beni de, her şeyinizden fazla sevmedikçe, iymanınız kemale ermez) buyurmuşlardır.
Oyle ise; ümmet-i Muhammed'i sevki, iyman etmiş ol..
Cennete bu âlemden dahil ol.. Resûl aleyhisselâmı, her şeyinden ziyade sevki, iymanın kemale ersin, dünyada ve âhirette saadet ve selâmete nail olasın!
Ilâhi: Biz, senin kudret ve azametini hakkiyle bilemedik.
sen bizi bilirsin.. Biz, seni göremeyiz, sen bizi görürsün.. Zât-l ülûhiyyetine karşı nice isyan ve isyanlarımız oldu, affettin.
suçlarımızı setrettin.. Ihsan buyurduğun nimetlere, hakkiyle şükredemediğimiz halde, bizleri mahrum etmedin.. Ilâhi: Biz-
leri, tevhidinden ayırma, kalplerimizi birleştir, bizleri seviştir, anlaştır ve kaynaştır.. Bizleri, Habib-i edibinden de cüdâ eyleme.
divanından kovma.. Ehl-i islâmı aziz eyle.. Ilâhi: âsi kulun, huzur-u izzetinde secde ederek zât-ı ülûhiyyetinden af ve mağfiret dileniyor.. Nefs-i levvame uyarak, sana karşı utanmadan irtikâp ettiği sayısız günahlara nedamet ederek affına ve magfiretine sığınıyor.. Bâb-ı rahmetin önünde lûtuf ve keremini bekliyor..
Habib-i edibine olan muhabbetin ve sonsuz rahmet ve merhametinle nârından ve azabından azat eyle yâ Rabbi.. Eğer, Iblis gibi rahmetinden kovarsan, biz hangi kapıya sığınır, kimden merhamet bekleyebiliriz? Senin azap ve kabından, bizleri kim kurtarabilir? Senden gayri ibadete lâyık ve kullarına merhametli ilâh var mı? Hâşâ.. Ancak, sen varsın.. Birsin, senin şerikin ve nazirin yoktur.. Senin mülkünden başka bir mülk, senin kapından gayrı sıgınılacak bir kapı yok; ancak sen ve senin mülkün var.. Bizler, senin kullarınız. İster, bize azap eyle ve yak, ister affı mağfiretinle şâd eyle.. Emir senin, sen kerimsin, sana lâyık olan keremdir, lûtuftur. Keremine geldik, ikram eyle, lûtfuna ve merhametine sığındık, bizleri affeyle yâ Rabbi.. Bize, adaletinle değil, rahmet-i ilâhiyyen ile muamele eyle.. Sen, kitab-ı keriminde: (Şirkten gayrı bütün günahları, dilersem affederim.) buyurdun. (Innallahe lâ yağfiru en yüşrike bihi ve yağfiru mâ dûne zâlik) buyurmadın mı? Biz, şirk etmedik, sana ortak tanımadık, seni tevhid ederek birledik, Gerçi, sana lâyık hiç bir ibadette bulunamadık, âsiyiz ve mücrimiz amma müşrik değiliz, mü'miniz. Yine sen Kur'an-1 aziminde Rahman, Rahiym, Settar, Gaffar, Lâtif-ün-bil-ibâd olduğunu ilân ederek: (Ey nefislerine zulmeden kullarım! Rahmetimden ümidinizi kesmeyiniz. Ben, bütün günahlarınızı affı magfiret ederim, Zira, ben af ve mağfiret ediciyim, merhametliyim, bağışlayıcıyım..) buyurmak suretiyle mü'minlere affı umumi va'deyledin ve biz âsi, tâgi ve bâğileri dilşâd eyledin.. Affını bekliyor, kerem ve mağfiretini gözlüyoruz, rahmetinden aslâ ümidimizi kesmedik, affına geldik, bizleri affınla ebedi saadete ve selâmete erenlerden eyle yâ Rabbi.. Sen, bütün âsileri affeylesen, bahr-i rahmet-i ilâhiyyen-
den bir katre eksilmez. Ey kerem ve inayet sahibi Rabbimiz..
Ey rahmet ve merhametinin sonu olmayan mâ'budumuz.. Ey lûtuflarına payan olmayan Allahımız.. Ey mâlik-el-mülk zül-celâl-i vel-ikram olan Mevlâmız.. Bizler, ne kadar günah ve isyan sahibi dahi olsak, senin rahmet ve mağfiretin yanında, bizim günah ve isyanlarımızın cirmi ne olabilir? Ancak bir hiç.. Bizleri, gazabına uğrayanlardan eyleme. Zât-ı ülühiyyetine lâyık ameller bizde yok, hatalarımız, isyanlarımız ve nisyanlarımız ise pek çok, senin de atâ'nın nihayeti yok.. Zât-ı ecelli â'lanı kendimizden razı kılamadık, suçlarımızı biliyor ve ikrar ediyoruz, Resûl-i Hâşimi hürmetine bizleri affı mağfiretinle şâd, nârından azat, nurunu müzdât eyle yâ Rabbi.. Şekavetimizi, saadete tebdil, kötü huylarımızı ahlâk-ı Kur'aniyye ve ahlâk-ı Muhammediye tahvil eyle yâ Rabbi... Zâhirlerimizi, şeriat-ı garra-i Ahmediyye ile tezyin, bâtınlarımızı envâr-1 Kur'an ve envâr-1 tevhid-i sübhan ile tenvir eyleyerek, kalplerimizden hubbu sivâ'yı tathir, aşkullah, muhabbetullah ve muhabbet-i Resûlüllah ile tahkim eyle yâ Rabbi.. Kulaklarımızdan gaflet pamuğunu def'eyle, gözlerimizden gaflet perdesini ref'eyle, bizleri sırat-1 müstakimine sevk eyle yâ Rabbi.. Yüzlerimize nur, gözlerimize ibret ve sürur, gönüllerimize sürur ihsan ve inayet eyle yâ Rabbi.. Dillerimizi haramdan, yalandan, gıybetten, nemmâmeden, küfürden ve kötü sözlerden, boş ve faydasız konuşmalardan tathir eyleyerek, helâl lokma ile, tevhid-ü tahmid, tahiyyat-ü salâvat ile güzel sözlerle, zikrinle, şükrünle tezyin eyle yâ Rabbi.. Ağızlarımızı şarab-ı Kevser'e lâyık, burunlarımızı bûy-u Muhammed'i itr-1 Ahmedi ile taltife muvafık eyle yâ Rabbi..
Gözlerimize, gördüğünden ibret alacak basiret, kulaklarımıza hak kelâmı duyacak hassasiyet, zihinlerimize hak kelâmı anlayacak ve anladıgı ile ihlâsen amel edebilecek feraset nasibeyle yâ Rabbi.. Ruhlarımızı, ruh-u Ahmedi ile biliştir, buluştur, seviştir yâ Rabbi.. Bütün ümmet-i Muhammed'i nazar-1 rahmetinle ve nazar-ı iltifat-ı Ahmedinle şâd eyle yâ Rabbi.. Sen, öy le rahmeti bol bir Allahsın ki, bir kuluna bir kerre rahmet nazarınla nazar edersen, o kulunu bir daha nârına atmazsın.. Sana
hakkiyle ve lâyıkiyle ibadet edemedigimiz halde, sen bizim rızkımızı kesmedin.. Seni, hakkiyle ve lâyıkiyle bilemediğimiz ve sana karşı bunca isyan ettiğimiz halde, sen bizleri kahr-u tedmir eylemedin.. Ihsan buyurduğun saymakla tükenmeyen nimetlerine hakkiyle ve lâyıkiyle şükredemediğimiz halde, sen bizi aç, çıplak ve meskensiz bırakmadın.. Esmâ-i ilâhiyyeni hakkiyle ve lâyıkiyle zikrederek sana lâyık olan kulluğumuzu arz ve ifade edemediğimiz halde, sen bizi kulluğundan kovmadın.. Ilâhi...
Ilâhi.. Ilâhi.. Mevlâya, Mevlâm.. Rabbim.. Allahim... Rezzakım... Kapına sığındık, Habib-i edibini şefi getirdik, rahmetine güvendik; ism-i â'zamın hürmetine, Kur'an'ın hürmetine, zât-i ecelli â'lan izzetine bizleri kapından boş çevirme. Ellerimizi boşa açtırma.. Ellerimiz, dergeh'i izzetine açıldı, kalplerimize lûtf-u inayetin, kerem-i hidayetin saçıldı, ak ile kara, zulmet ile nur seçildi, gözlerimiz giyrân, cigerlerimiz püryân, rahmet ve merhametini umuyoruz; bizleri her ân rahmetine daldır, kalplerimizi aşkınla yandır, gönüllerimizi muhabbetinle doldur, yolunda oldur, öyle öldür, gözlerimize sırlarını bildir, ilm-i ledünnüne bandır, susuzlugumuzu Habibinin mübarek elleriyle dindir, bizleri böylece sevindir yâ Rabbi.. Sana varan doğru yolda sâbit-kadem eyle, mü'min yaşat, mü'min öldür, sâlihlere ilhak eyle yâ Rabbi... Akibetlerimizi iyman ve islâm üzerinde hayreyle yâ Rabbi.. Ellerimiz tutarken, senin rizan için tuttur;
ayaklarımız yürürken, senin rizana yürüt; dillerimiz söylerken, senin için söylet; ecel yastığına başımızı koyduğumuzda, çenelerimiz kilitlenmeden, dillerimiz tutulmadan, ism-i şerifini anarak emanetini teslim etmeği bizlerden esirgeme yâ Rabbi.. Meeklerinin: (Korkma.. Mahzun olma..) diyerek, cennetle tebşir ettikleri ashab-ı saadete bizleri de ithal ve IRC|'| emr-i celilinin lezzet ve istigrakı içinde ölüm acılarını duyurma yâ Rabbi..
Son yolculuğa çıkılan o korkunç günü, bizlere affın ve mağfiretinle bir bayram günü eyle yâ Rabbi.. Evlâd-ü yalimizin feryat ve figanlarına, dostlarımızın gözyaşlarına bağışlayarak, o karanlık kimsesizler evinde amellerimizle başbaşa kaldığımızda, bizleri korkutma yâ Rabbi.. Musallâya yatırıldığımızda, kalpleri haşetinle titreyen, gözleri aşkınla yaş döken bir iki mü'mi-
nin, üzerimize kılacakları namaz hürmetine iyiligimiz hakkında vapılacak şehadeti kabule karin eyle yâ Rabbi.. Yalnızlık evi.
amel sandığı, altı toprak, üstü toprak o kapısız, bacasız, eve vardığımızda, kıbleye karşı yan yatırılıp, üzerimize toprak örtüldüğünde, yakınlarımız ve ahbaplarımız bizi yalnız bırakarak gittiklerinde, MÜNKER NEKIR isimleriyle isimlendirdiğin iki azim meleği, güzel sıfatla irsal eyleyarek, suallerine cevap vermeği müyesser eyle yâ Rabbi.. Kâbirlerimizi Ravza't-ün min Riyaz-ül-cinan eyle yâ rabbi. Kabir azabından ve kabir korkularından emin eyle yâ Rabbi.. Kabirlerimizden kalkarak mahşer yerine vardığımızda, bizleri uryan haşretme yâ Rabbi...
Korku ile gözlerin yuvalarından fırladığı o günde, bizleri Habib-i edibine bahşeyle ya Rabbi.. Elleri zincirlerle ve kelepçelerle, boyunları bukağılarla vurdurulanlardan eyleme yâ Rabbi.. Cemi Enbiyâ'nın. o günün dehşet ve şiddetinden diz üstü düşerek kavimlerini ve evlâd-ü yallerini unuttukları, nefislerinin kaygusuna düşdükleri NEFSİ NEFSI diye inledikleri o günde. Habibinin Arş-ı Rahmana karşı secde ederek: (Fatımam, Zeynebim, Rukiyyem, Abdullahım, Kasımım, İbrahimim, Tayyibim, Hasanım, Hüseyinim Ummetime fedadır.. İlle ümmetim..
ille ümmetim.. Ümmetimi bana ver) diye ağlayıp feryadına karş1: (Ey habibim.. Secdeden başını kaldır.. Şefaatin kabulümüzdür, sözün tutulur, ümmetini sana verdim, onları al Cennetime götür..) hitab-ı izzetin vârid olan fırka-i saadete bizleri de idhal.
nârından azad ve nurumuzu müzdad eyle yâ Rabbi.. Firdevs-i â'lada ve civar-ı Mustafa'da iskân ve matlâb-ı âli olan cemalinle cümlemizi in'am eyle yâ Rabbi..
Ey yerin ve göğün sahibi, bilinen ve bilinmeyen, görünen ve görünmeyen âlemlerin Rabbi ve mürebbisi olan ulu Allah...
Hamd-ü senâlar ancak sana mahsustur.. Kerem-ü inayetin ve lûtf-u hidayetinle bu üç cilt içindeki otuz üç risâleyi ben âciz ve fakire yazdırmak gibi büyük bir nimeti ihsan buyurduğun için. Zât-ı ülûhiyyetine ne kadar şükretsem, yine de bu nimet ve ihsanının şükrüne edaya kadir olamayacağımı biliyorum.
Aczime ve cehlime ragmen, yazdırmak lûtfunda bulunduğun bu nâciz eserimi, ind-i ilâhiyyende ve ind-i Resûl-ü Rabbilâle-
miynde makbul, zât-ı ahadiyyetin izzetine ve Resûl-i Hâşimi hürmetine mergup ve mahbub eyle yâ Rabbi... Ibadullah üzerinde beklenen ve umulan tesirini halk eyle yâ Rabbi.. Bu risâlemizdeki kusur ve küsurlarımızı, hata ve nisyanlarımızı, saffet samimiyyet ve hüsnü niyyetimize bağışlayarak, affı setreyle, bu yüzden bizi yevm-i cezada rezil eyleme yâ Rabbi.. Zât-1 ülühiyyetine ve Resül-ü zişâna olan aşkımın, muhabbetimin ve bağlılığımın âciz bir nişanesi olarak yazdığımız bu eserimizi okuyanların gönüllerine safa, kalplerine ıstıfâ, yüzlerine nur, gözlerine sürür, özlerine şu'ur ihsan ve inayet buyurarak, okudukları ile âmil olmağı ve ihlâs ile amel etmeği nasip ve müyesser eyle yâ Rabbi.. İRŞÂD', okuyanların kalplerine muhabbetini ve Resûlünün meveddetini ilka buyurarak, cümlesini Habib-i edibine itaat eden ve riza-i ilâhine mazhar olan sâlihler zümresine ilhak ve idhal eyle yâ Rabbi...
Bu nâciz risâlemizden hasıl olan ecri; evvelen bizzat, hâce-i kâinat. hulâsa-i fahr-i mevcudat aleyhi ve âlihi ekmel-üttahiyyat efendimiz hazretlerinin, Ravza-i pâk-i ıtırnâk-i Muhammediyyelerine hediye eyledim, habibini haberdar eyle ya Rabbi... Ruh-u Nebiyyül-enâmı, bizden ve bu risâlemizi okuyanların cümlesinden hoşnut ve razı eyle yâ Rabbi.. Himem-i ruhanniyyet-i Muhammediyye'yi, üzerimize sâyebân eyle yâ Rabbi. Ruh-u ahmediyye ile ruhlarımızı birleştir, buluştur ve seviştir ya Rabbi.. Nazarı iltifat-1 Resûl ile cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i şâdan-ü handân eyle yâ Rabbi..
Ve sair Enbiyâ-i izâm ve Rüsül-i fihamın da ervah-ı tayyibelerini haberdar eyle yâ Rabbi..
Al. evlâd. ezvâç, ebeveyn-i Resûlüllah Cenab-ı Hz. Abdullah ve Hz. Amine validemizin ruhlarını da haberdar eyle yâ Rabbi.. Bahusus, hamse-i âl-i aba, aşere-i mübeşsere-i pür-safa ile, hassatan yâr-ı gar-ı refik, mürted ve zındıkları katleden hakkında ENE MEDINET-ÜS SIDK EBÂ-BEKIR BÂBÜHA buyurulan, Ebâ A'işe'i Sıddıyka zevc-in Nebiyyil-Hâlik evvel-il hulefâir-râşidiyn-el-mürşidiyn Hz. Eba-Bekir-is-Sıddıyk radıyallahu anh efendimizin ruh-u pür fütuhlarını haberdar ve cümlemizden hoşnut ve razı eyle yâ Rabbi..