1Tâ ezelden biz bu aşk içinde rüsvâ olmuşuz,
2İsmimizdir söylenen mâ’nada Ankâ olmuşuz.
3Gerçi sûret âleminde sandılar kesretteyiz,
4Kesret içre bilmediler ferd-i tenhâ olmuşuz.
5Şol izâfât-u taayyün sofların giysek ne var,
6Çünkü andan soyunup ma’nen muarrâ olmuşuz.
7Mantık-at-tayr’ın lûgâtı muğlâkından söyleriz,
8Herkes anlamaz bizi, bizler muammâ olmuşuz
9Lafz u sûret cism ile anlamak isterler bizi,
10Biz ne elfâzız ne sûret, cümle mâ’nâ olmuşuz.
11Katreler ırmağa, ırmak erdi bahre, cem olup,
12Karışup birbirine hâlâ o deryâ olmuşuz.
13Zerreler şemse, güneş erişti vahdet kânına,
14Kalmadı aslâ taaddüd ferd-ü yektâ olmuşuz.
15Her kesâfet kim izâfet gösterir âyînede,
16Ol kudûret tozunu silüp mücellâ olmuşuz.
17Zâhidin zikrettiği şol harf-i savtın resmidir,
18Zâkir-u mezkûr zikre biz müsemmâ olmuşuz.
19Sofunun şol hûy-u hâyi narâsından almazız,
20Vasl-ı deryâyız biz, ol sesden müberrâ olmuşuz.
21"Alleme’l esmâ"ya mazhar istersen gel berû,
22Âdem u hem ana ta’lim olan esmâ olmuşuz.
23Ten gözüyle Mısrî’yi sûrette görsem deme kim,
24Zirâ biz ol Kâf-ı sûret içre Ankâ olmuşuz.