ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
1 sonuç · “küfür, -frü”
01küfür, -frü
küfür, -frü a. [Ar. ] Arapçada kelime anlamı “örtmek’ olan bu söz, dinî terim olarak AUah’m varlığını ve birliğini, O’nun buy- Hıklarım vahiy yoluyla alıp in sanlara tebliğ eden peygamber tanımama, inanmama ve onun sözlerine karşı çıkma işi, duru mu veya davranışı ifade etmek tedir. Kur’ân-ı Kerîm’de bu söz kırk bir yerde geçmekte, türev leri ise pek çok ayette isim ve sı fat biçimleriyle yer almaktadı (bk. M. F. Abdülbâkî, el-Mu'cem “kfr” maddesi). Ayrıca hadi kaynaklarında ve bu kaynakla rm “iman” bölümlerinde çokça geçmektedir (bk. Wensinck, el Mu'cem, “kff” maddesi), “küfür en büyük günahtır ve “iman (bk. bu madde) m zıddıdır. küfüv a. [Ar. ] fik. İslâm aile hukukunda, “Evlenecek eşlerin birbirlerine denk olması. ” anla mında bir hukuk terimi. külbe-i ahzân a. bk. beytü’l-ahzân külliyât-ı hams a. oÜS) [Ar. bk. nevi kümbet a. Türklerin İslâmiyet’ kabul etmelerinden sonra din ve devlet büyükleri adma anıt me zar için kullandıkları ve bi mumyalık üzerinde silindirik ya da çokgen gövdeli içten kubbe dıştan konik veya pramit şeklin de çatı ile örtülü yapılar. kün a. [< Ar. kevn] Allah’ın yaratma gücünü ve hızını ifade eden dinî-tasavvufî bir terim Kur’ân-ı Kerîm’de bu söz, “Ba 421 kürsî n kara suresi” nde “Gökri lerin ve yerin yaratıcısı bir emri n murat etti mi yalnızca “ol! ” der u ve hemen oluverir. ”; yine aynı k mealde “Âl-i İmrân suresi” nde açıkça ifade edilmektev dir. Tasavvuf ehli arasmda ise ı bu terim, “künfe-yekûn, künfeır kân” biçimlerinde kullanılmışm, tır. Tasavvuf inancııun yaradılış is felsefesine göre evrenin yaraa- tılmasından önce Allah, kendi a cemalinin yansımasmı, sevilmel- sini ve bilinmesini ister. Bundan r” dolayı bir nur yığını yaratır ve n” ona “Kün Muhammedâ! ” (Olya Muhammedi) der; nur bu hitaba cevaben “Lâ ilâhe illallah'. ” (Ale lah’tan başka Tanrı yoktur. ) der. n Bunun üzerine Allah, “Muhamamedün rasûlullah” (Muhammed, Allah’ın rasulüdür. ) diyerek n “eflâk” (dokuz felek) i, ardından da “anâsır-ı erba'a” (dört unsur). ] (bk. bu madde) yı ve “mevâlîd-i selâse” (üç oluşum, yani madent’i ler, nebâtât ve hayvanât) (bk. bu e madde) yi, sonra da “ekmel-i emahlûkât” (yaratıkların en müir kemmeli) (bk. bu madde) olan a insanı yaratır. e,