ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
7 sonuç · “Va'îd”
01Şihâbüddîn Ahmed Zerrûk el-Fâsî
Şihâbüddîn Ahmed Zerrûk el-Fâsî (1442–1493/94), fıkıh, akaid ve tasavvufu İslâm–iman–ihsan bütünlüğü içinde ele alan; Kavâidü’t-tasavvuf ve Hikem şerhleriyle etkili olan Zerrûkıyye pîridir.
Bana va'îdiyye
Büyük misli günah işleyen müminlerin Sün âhirette şefaatten yararlanama yıp ebediyen cehennemde kala caklarmı savunan ve Şi'â’nm bi ^J kolu olan “Mu'tezile” ve daki “Hâricîler” için kullanılmıştır. îm’i vâ'iz 680
ehl-i va'îd
Gut, Jul) Büyük s. günah işleyen bir mümin için kötümser bir hüküm öngören “Mu'tezile” (bk. bu madde) ve “Havâric” (bk. bu madde) mensupları için kullanılan kelâm terimi, bk. va'd ve va'îd, ashâbu’l- va'îd
va'd ve va'îd
fırkasının beş inanç üzer kurduğu ilkelerinden biri. Bu rim, “va'd” ile iyiliği, “va'îd” kötülük ve cezayı anlatmakta Bu hüküm doğrultusun “Mu'tezile” kelâmcıları büy 677 vahdâniyye amı, günah işleyen müminlerin kü lan, çük günahlarmm affedileceği spet yani küçük günahlarından dola htaç yı herhangi bir cezaya çarptındi nlmayacağı; buna karşm büyük yan günahlarından dolayı hiçbir şe mda faatten nasibini alamayacağı ve üzel ebediyen cehennemde kalacağı Al nı savunmuşlardır. ve
mek va'îd
İslâmî inanç ve abul fırkalardan biri olan “Mu'tezile (Kader inancını inkâr eden Ha dininden bir fırka) fırkasının be Glı« inanç üzerine kurduğu ilkele hiy.” rinden birini ifade eden “va'd Hz. ve va'îd” (bk. bu madde) ilkesi ân-ı nin bir unsuru olan bu terim yler insanları iyiliğe yönlendirmek edir veya kötülükten uzak tutmak 144; için ileride olabilecek olaylar ecm önceden haber vererek onlar rıca dan gelebilecek kötülüğü, azab ân-ı ve cezayı ifade etmektedir. aldı-
ashâbu’l-va'îd
“Mu'tezile” (bk. bu madde) ye göre “va'îd”i, yani kötülükleri ön plana çıkaran zihniyet için kullanılan kelâm terimi, bk. ehl-i va'îd ashâbu’l-yemîn a. jMrtl) Kıyamet gününde dünyaya ilişkin amel defterinin sağ taraflarmdan verilecek olan cehenneme girecek olanlar, “ashâbu’ş- şimâl” karşıtı
Va'îd
Allahü teâlânın azâb yapacağına söz vermesi. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Şimdi, benim dünyâda ve âhirette va'îdimden korkanlara va'z-u nasîhat et! (Kâf sûresi: 45) Mekke müşriklerinden önceki kavimler, Peygamberlerini tekzîb ettiler ( yalanladılar ). Onlara va'îdim hak (vâcib) oldu. (Kehf sûresi: 14) ... Allah'ım, ey sağlam ipin ve dosdoğru işin sâhibi! Senden va'îd gününde, emniyet ve sonsuzluk gününde Cennet'ini dilerim. (Hadîs-i şerîf-Sünen-i Tirmizî)