ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
2 sonuç · “Baklayı Çıkar Ağzından”
01Baklayı Çıkar Ağzından Bakara
Arapça, sığır demektir. Sûfiyyeye göre bu, nefisten kinayedir. Nefsde riyazete istidat kazanılınca, nefsin ıslah oluşu, ve nevasının sona erdirilmesi gibi durumlar ortaya çıkar. Nefs için koç kelimesi de kinaye olarak kullanılır. Ancak koç, riyazetten önce kullanılır. Aynı şekilde, nefse, bedene de (yani, büyük baş hayvan da) denir. Bu da sülûka girdikten sonra, nefs hakkında kullanılan bir kinayedir.
Baklayı Çıkar Ağzından
Yani ne demek gerekiyorsa, haydi çekinmeden söyle bakalım, manasında kullanılan bir deyim. Sır saklamasını bilmeyenlere de “ağzında bakla ıslanmaz” deyimi kullanılır.Baklanın açıklaması şöyledir:Tasavvufta, yeni derviş olmuş birisi, sufiliğe adapte olmaya çalışırken, ilk anda eski huylarını terkedemediği için münasebetsiz bir iş görüp, uygunsuz bir söz duyduğu zaman, hemen kötü kötü konuşur, eleştirirmiş, Şeyhi “derviş kardeş” demiş, “yolumuz edeb yoludur. Böyle kötü konuşma, bu huyundan vazgeç”. Derviş “ne yapayım” demiş “fakir de istemiyorum ama ağzım alışmış.” deyince, şeyh dervişe bir bakla vermiş. “Bunu” demiş “dilinin altına koy, kötü konuşacağın zaman ağırlığını hissetin mi vazgeç”. Derviş “eyvallah” demiş baklayı dilinin altına koymuş. Gerçekten de kötü konuşacağı zaman, ilk heceyi söyler söylemez, baklanın yuvarlanışı, dervişi kendine getirmeye başlamış. Zaman geçtikçe de kötü konuşmaktan vaz geçmiş, ama yine de, ağzından baklayı çıkarmamış. Hafif yağmurlu bir gün şeyhiyle bir yere gidiyormuş, Şeyh önde, derviş bir adım gerisinde ve solunda yürürken, evin birisinin camı tıklatılmış, başını uzatan bir kadın “derviş babalar biraz durun” demiştir. Şeyh, “herhalde, ya bir hasta var nefes edilecek, ya da kadının bir problemi var soracak” demiş ve durup beklemeye başlamış, bir müddet sonra “yürü derviş kardeş” demiş şeyh, tam adımını atarken pencere yine tıklatılmış “Biraz daha durun” demiş kadın. Şeyh, “herhalde hastayı hazırlıyorlar, yahut kaç göç yüzünden hazırlanıyorlar” demiş, durmuş. Ama, yağmur sağanak haline gelmiş. Şeyh de derviş de sırılsıklam olmuşlar. Derken yine pencereye tıklatılmış ve kadın “haydi gidin artık” demiş. Şeyh “peki bacım, bizi niye beklettin” deyince kadın demiş ki : “Tavukları kuluçkaya yatırdım, sizin kavuklarınız büyük. Civcivler tepeli çıksın diye, size karşı yatırdım”. Şeyh bu sözü duyunca, dervişe dönüp, “derviş kardeş” demiş, “çıkar baklayı ağzından”. İslamda kötü söz konuşmak yasaklanmış iken bu şekilde zulme haksızlığa maruz kalanların, ölçüyü kaçırmadan sözlü olarak karşılık vermesi, Kur’an-ı Kerim’de de yer almış bir husustur : “Zulmedilmenin dışında Allah, açıktan kötü söz söylenmesini sevmez…” (Nisa/148).