Buhara’nın yaklaşık 14 km. kuzeyindeki Râmîten kasabasında doğdu.571 Mahmûd Encîrfağnevî’ye intisap edip tasavvufî eğitimini tamamladı ve onun halifesi oldu. Bir süre Râmîten civarında halkı irşad ettikten sonra Bâverd/ Ebîverd’e göç etti. Orada da bazı müridleri oldu. Daha sonra Bâverd’den Harizm’e gitti ve oraya yerleşti. Bu yüzden Buharalılar kendisine Ali Râmîtenî derken Harizmliler Ali Bâverdî demekteydiler. Tasavvuf ehli arasında “Azîzân” lakabıyla meşhur idi. Rivayete göre kendisine ait bir söz söyleyeceği zaman “Azîzân/Azizler şöyle diyor” diyerek cümleye başlardı. Bu yüzden Azîzân lakabıyla meşhur oldu.
Bu lakaba nispetle Râmîtenî’den sonra bu tarikata “Azîzân Tarikatı” denmeye başlanmış ise de “Hâcegân” ismi kadar meşhur olmamıştır.572 Zikir telkini konusunda cehrî ve hafî iki ayrı usûl uygulamıştır.573 Râmîtenî’nin Harezm şahı ile iyi münasebetler içinde olduğu bilinmektedir. Aldığı mânevî bir işaret üzerine Râmîtenî, Harezm diyarına hicrete karar verir. Harizm’e gittiğinde, kendisini sadece dokumacı olarak tanıtan Ali Râmîtenî, şehre girip ikâmet etmek üzere şahtan izin almak için iki müridini gönderir. Onlara; “Varın gidin şaha. Kapınıza fakir bir dokumacı geldi ve şehrinize girip ikâmet etmek üzere sizden izin istiyor. İzniniz olursa girecek, değilse geri dönecek. İzin verirseniz, buna dair bir ferman veya vesika talep ediyor.” deyin diye emir verir. Dervişler Râmîtenî’nin emrini aynen yerine getirirler.
Böyle bir teklife alışık olmayan şah, önce şaşırır. Sonra da istenilen imzalı vesikayı verir. Dervişler şahın fermanını şeyhe getirince, o da Harezm’e girer ve şehrin kenar mahallesinde bir eve yerleşir.574 Şeyh Harizm’e yerleştikten sonra her sabah ırgat pazarına gidip birkaç