Ara
Menü

Kendileri an-asıl Hudavendigar vilayeti dahilinde Simav kasabasına yakın Tekel­ lüf karyesinden neş'et…

Gelenek içi anlatı

Bu bölüm kaynak biyografideki bağlamıyla verilir; tarihî biyografiyle aynı kesinlik düzeyinde değerlendirilmez.

54 Sefine-ı Evliya İfade Mevlana Halid Ziyaeddin'den yürüyen silsile zamanen kesb-i ehemmiyyet etmiş­ tir. Bunu bahsimizin sonuna bırakarak diğer kollardan gelen ehl-i silsilenin tercüme­ i hallerinin beyanına şuru' olundu. ŞEYH ABDULLAH-! İ LAHI es-SİMA.vi Fatih Sultan Mehmed Han'ın lstanbul'u fethini müteakib gelen ilk Nakşıbendi şey­ hidir. Kendileri an-asıl Hudavendigar vilayeti dahilinde Simav kasabasına yakın Tekel­ lüf karyesinden neş'et eylemiştir. Kibar-ı meşayıhdan ve keşf u keramet ashabındandır. Simav'da tahsil-i .ihtida.ide bulunarak, Dersaadet'te Zeyrek Medresesi'nde bulun­ muş - ki bu medrese el-yevm tekke haline kalb olunmuş idi ve ba'dehu li-ecli's-seyaha lran'a gidip Aliyy-i Tusi hazretlerine mülaki olmuştur. Bir müddet Kirman'da müşarü­ nileyhin dersine devam eyleyerek terk-i dünya hevesine düşmekle, kitaplarını toplayıp yakmak veya suya atmak tereddüdünde iken, bir fakir görmekle, satmak üzere ona bah­ şedip, oradan mürşid taharrisi zımnında Semerkand'a kadar gitmiştir. Burada Hace Ubeydullah-ı Ahrar (s. 2 1 ) hazretlerinin sohbet-i aliyyelerine mazhar oldu. lkmal-i sü­ lukdan sonra Buhara'da Hz. Pir Şah-ı Nakşıbend efendimizin türbe-i münifesinde mu'tekif olup Hz. Pir'in ruhaniyyetleriyle feyz-yab olduktan sonra Hace Ubeydullah'ın işaretiyle vatan-ı aslisine avdet ve Hz. Abdurrahman-ı Cami ile musahabet etti. Bir müddet sonra İstanbul'a gelip pek çok canları uyandırarak ve hatta Emir Buhari haz­ retlerini yerlerine makam-ı irşada ik'ad ile kendisi Evrenos-zade Ahmed Bey'in teşvi­ kiyle Yenice-i Vardar'a azimet buyurdu. Orada talib-i Hak olanları irşada himmet et­ mekte iken 893/( 1488}'te; bir rivayette, "rahmet-i birr-i ilahi" (1 J. ..:...> ; ) terkibi­ nin natık olduğu vechi le 896/( 1491 )'da irtihal-i dar-ı beka eyledi. Kemal-name-i İ smail Hakki nam eser-i acizanemin 23. sahife ilavesinde ve Se­ fine-i E liya'nın cild-i salisinde 3 l. sahife ilavesinde şerh vardır. v İstanbul'dan mufarakatinin, halkın kesretle hücumundan münbais olduğunu, İs­ mail Hakkı merhum Silsile-name'sinde Z:'ikir-zade bahsinde yazar. Türbesi ziyaret-gah idi. Şimdi oralarının ehl-i lslam'dan tecr'id edilmiş olmasına nazaran, Yunanlılar'ın bu türbeyi hak ile yeksan etmiş olduklarına şüphe edilemez. Tar'ih-i rihleti: )) .:ı\ j l ...L.!. ...;>- ..:...> ) Jı..f sz I J. ..:...> J t!J I:; ._}...L.!. 52. "Hakk'ın rahmetine gark oldu. "Rahmet-i birr-i ilahi" ( ilahi iyiliğin rahmeti) ölüm tarihidir." ( H ) Hz. Pır Muhammed Bahaeddin Şah-ı Nakşıbend 55 Kümmel-i müşayıhdan ve zümre-i berazıhdandır. Adab-ı süluka müteallik Zadü'l­ Müştakin ve Necatü'l-Ervah risaleleri meşhurdur. lstanbul'da 1 26 1/( 1 845)'de tab' olunmuş Risale-i Molla İlahi nam eser müşarünileyhindir. Bu eserin, balada ismi geçen risaleden başka bir eser olup olmadığını tahkik edemedim. Tab' olunan eserde ismi yoktur. Mukaddimesini teberrüken ve aynen nakl ediyorum: "Molla l!ahl ki, ulemanın fa.iki, hukemanın hazıkı idi. Maarif-i ilahiyyede rif'at ha­ sıl edip, takarrub mülküne yetişmişti. Merhum Fatih Sultan Mehmed Han b. Gazi Murad Han asrında diyar- ı Buhara'dan RO.m'a gelmiş idi. Bargah-ı sultanide be-gayet makbO.liyyet ve rağbet asarı gösterilmiş idi. lstanbul'da engüşt-nüma-yı zamane olmuş idi. Şöyle ki; onun tezk'irine cem' olan aşıkan, arifan ve sadıkan, meclislerine sığmaz oldu. Ayasofya Camii, mev'ızesini dinleyici halk ile doldu. 874 sene-i hicriyyesinde ( 1469) Sultan Mehmed devrinde Ayasofya Ca­ mii'nde minbere çıkıp va'z ederdi. Meclisinde erbab-ı basiret ve ashab-ı hakikat ve ahbab-ı tarikat bulunurlardı. Bir defasında, Sultan Mehmed Han ve vükelası hazır olmuştu." lstitrad: Müşarünileyh Simavlıdır. Buhara'ya gidip, Rum'a avdetinden kinaye­ ten, "Bulıltrli'dan geldi." denilmesi muhtemeldir. Ahiren, Meslekü't-Talibin isminde gayr-ı matbu' bir eseri elime geçti. Müta­ laasıyla şeref-yab oldum. Gayet arifane yazılmış bir eser-i mübarektir. Azim istifa­ deler ettim. llm-i vahdeti pek alimane bir sOrette tasvir ve tavzih eylemiştir. Vah­ det-i vücfıd zevkına bi-hakkın salik bir merd-i kerim olduğu rfı-nümadır. (Kadde ­ sa'lllıJıu sırrahu) Mertebesi hakikaten yüksek ricalu'llahdandır. Lisan-ı Fürs üzre söylenmiş eş'arı vardır: l.ltp.. J..l;I .) 1.J" 1) L. L; ..:... 1 J 6;- 53 l.l .!l j ..::.- 1) .!l J. p .!l jJ JL. .!l j * * * .;. .ı>- ıs. -s r J>- .s w.) _,; 0 ft 54 J..ı _;. L. .JJ I J L. .JJ 1 53. "Dünyada muradına erememiş olanlardan şu dört şey istenir: Mal terki, makam terki, rahat terki, can terki. ( H ) 54. "Allah'ın rızasına teslim olursan artık kendinden geç. Çünkü Allah dilediğini yapar, dilediğine hükmeder." (H) 56 Sef'ine-i Evliya Rubai: ...._.,, Y .r-!..ı; 4-ı ..::.- .->:.; Y J IS' rt"' • . • . .:...,; ; j (""" ..:.-... 1.ı, ) ı..S ..r. Ll. J J ı.,;,.) J 5 5 .:...,; ; fl..ı; 4-ı ı) -lı J ..:...Y .s- Arabiyyü'l-ibare Şerhu ala Varidati Kübra li'ş-Şeyh Bedreddin-i Simavi, Şerh ala Miftahi'l-Gayb li'ş-Şeyh Sadreddin-i Konevi, Esrar-name, Meslekü't-Talibm, Manzume-i Mi'raciyye ve Faslü'l-Vusul dahi cümle-i asar-ı aliyyelerindendir. (Kad­ desa'lllılı.u sırrahu) lstanbul'da Unkapanı civarında Yeşil Tulumba'da "Şeyh llahl Sokağı" diye na­ mına nisbetle bir sokak vardır. Burada bir hanede oturmuş olmaları melhuzdur. Bir de Zeyrek'de Kilise Camii ittisalindeki zaviyede, gerek kendilerinin gerek halifeleri Emir Buhar! hazretlerinin ikamet buyurdukları, orada pencere üstündeki kitabeden müstebandır. 55. "Eğer işlerin yolunda ise, bu, senin tedbirinle değildir. Kötü ise, bu da senin kusurundan değildir. Teslim ve rıziiy ı kendine meslek edin de mutlu yaşa. Çünkü dünyanın iyisi de, kötüsü de senin ted­ birinle değildir." ( H ) /3 1/ SEYYİD AHMED b. MUHAMMED BVHARi i HÜSEYNİ .. Sadat-ı kiramdan ve meşayıh-ı Nakşıbendiyye'den büyük bir zattır. lsm-i alileri Ahmed'dir. An-asl Buharalı ve Hüseyniyyü'l-asldır. 859/( 1445 )'da dünyayı teşrif bu­ yurdular. Bidayeten Hace Ubeydullah-ı Ahrar hazretlerine mülaki olmuşlardır. Şaka­ yık'ın beyanına göre, Hace Ubeydullah'a karin olup onun emriyle Şeyh Alxlullah-ı llahi'ye intisab eylemiştir. Hace Ubeydullah, Emir Buhari'ye fevka'l-ade ta'zim eder­ ler imiş. Emir Buhar! ise, bu halden fevka'l-ade sıkılır imiş. Bir gün, bu halini ihsas edince Hace Ubeydullah, "Biz size nasıl ta'zim etmeyeUm ki, siz hem nesl-i pllk-i Ra­ sul'densiniz, hem de Hace MahmUd-ı Fağnevl ahfadındansımz." buyurmuşlardır. Şeyh Alxlullah-ı llahi'ye mülakatları Buhara'dadır. Alxlullah-ı llahi Buhara'dan Rum'a avdet buyuracağı zaman, Ahmed-i Buhar!, evlad u ıyalini, mal ü menalini Bu­ hara'da terkedip, şeyhiyle beraber hicret etmiştir. Simav kasabasına gelmişler, birkaç sene beraber bulunmuşlar, burada Ahmed-i Buhar! seyr ü sülukunu ikmal eylemiştir. Şeyh llahi, Emir Buhari'yi gözü gibi severdi. Hatta "Seyyid Buharı, bize altı sene yatsı abdestiyle sabah nanu1zım kıldırdı." diye i'lan-ı mefharet ederdi. Emir Buhar!, Ku­ düs tarikıyla Haremeyn-i Muhteremeyn'i ziyarete gitmişti. Şeyhinin irtihali üzerine, lstanbul'da ca-nişin oldular. lstanbul'da ilk defa olarak Nakşıbndi Dergahı'nı te'sis ve inşa eden Ahmed-i Buhar! hazretleridir. Eğrikapı dahilinde, Ayvansaray üstündeki mescid ve zevayayı inşa eylemiştir. Burada irşad-ı ibad ile meşgul olmuştur. Hz. Fatih, daha yakın bir mahalde bulunmalarını arzu edip, halen Fatih civarında kain mahalde bir dergah te'sisine şuru' edip, Mahdumları Sultan Bayezld-i Sani ikmale ve hücreler te'sisine muvaffak olmuştur. Hz. Şeyh, buraya nakl-i mekan eylediler. Her taraftan birçok ta- 58 Set'ine-i Evliya libler gelip, hıdemat-ı şerlfesine ragıb oldular. Her gelenler, isti'dadlarına göre feyz buldular. Menakıb-namelerinde mestur olduğu üzre, Emir Buhar! hazretlerinin mülazım-ı meclis-i adab u tarikatları olan ahali ve eall ve mevallden birçok sekene-i memleket, huzGr-ı şerif ve dfüre-i füyuzat-ı rediflerinde öyle bir sGret-i ta'zim-karanede zanG-ze­ de-i edeb Ü terbiyet olurlardı ki, zat-ı alllerini başlarına bir hüma-yı saadet konmuş farz ederek ve az bir hareket etseler uçacak ve kendilerini şu dünya-değer ni'met ve saadetten mahrum bırakacak zanneyleyerek saatlerce bulundukları yerden kımıl­ az damak şöyle dursun, başlarını oynatamazlardı. Zat-ı allleri yer, az uyur, çok ibadet eyler ve daima sünnet-i seniyye üzre hareket ederdi. A'lem-i ulemadan idi. Bir ayet­ i kerimeye üç-dört vecih üzre ma'na verirlerdi. lstanbul'a geldikleri zaman, bu belde-i mübareke kendilerine bir diyar-ı gurbet gelmiş. Çünkü ne kimse kendilerini, ne de kendileri kimseyi bilmediklerinden, yal­ nız, derece-i nihayede muhabbet-i kalbiyyesi olan Şeyh Vefa hazretlerinin makam-ı alisini sual ve taharri ile Cami' -i şeriflerine gider ve bir tarafta ikindi namazını eda ederler. O aralık, Şeyh Vefa hazretleri, dervişleriyle maan meşgul-i zikru'llah idi. Na­ zarları yek-diğerine mün'atıf olunca, ikisi de, bera-yı musafaha pa-ber-cay-ı kıyam u ihtiram olup, Şeyh Vefa hazretleri müşarünileyhi der-ağuş ederek sohbet-i ezeliyyele­ rini izhar ve irae ve zat-ı şeriflerini müridlerine, "Misafrr-i muhteremimizdrr. Hakk-ı ati­ sinde hürmet gösteriniz. Mihmiin-perverlik ediniz." diye emretmiştir. Hakayık-ı suflyeden bahis pek çok manzumeleri vardır: .J; ) .:ı )..li ı .J\j) el; ...:-.. 56 .J; .J; .J; .J; t,;.:ı .J; * * * J ıf.. .:I .J} o.:ı Ş l; L. c.S Ş ) .:ıL,... 5 7 c.S).:ı .:ı c.S b .J'"" \ _,> c.SI \J )j ..:r- 1 .S- Emir Buhar! hazretlerinin bir Divançe'sini gördüm. Türkçedir. Vefa'da Atıf Bey Kütübhanesi 'nin tasavvuf kısmında 1 398 numarada, Risale-i Türkiyye li-Hazret-i Sünhül Efendi nam eserin zeylindedir. Bir gazelini teberrüken yazıyorum: 56. "Dünya'da dört şeyi terk etmek ariflerin tacıdır. Bunlar, terk-i dünya, terk-i ukba, terk-i hesti, terk­ i terkd ir." (H) 57. "Ey efendi ! Dünyayı ve ukbayı terk etmeden bizim mahallimize gelme. Çünkü bu pazarda bir başka kazanç vardır." ( H ) Seyyid Ahmed b. Muhammed Buhari-i Hüseyni 59 Gazel: Halk içinde gerçi biz dlvô.11eyüz Hakk'ı bilmiş halkdan blgô.neyüz Duymuşuz dlvfüıelikden kadrini Sanmanuz kim bir dahi uslanayuz Şem' -i ruh-sarı görüp can atmışuz Dôstlar pervaneyüz püryaneyüz Hamdü li'llah genc-i ma'nii bizdedür Sureta gerçi ki (biz) vlrfüıeyüz Hakk'a virdük biz Buhari gönlümüz Hiç ola mı gayrile aldanayuz o zamanın şive-i beyanı olup, harfiyyen yazılmıştır. Hz. Emir'in altı oğlu vardı. Gerek bu altı evladı, gerek damadı Mahmud Çelebi, ricalu'llah sırasına geçmiş zevat-! kiramdandır. Bidil.yeten Buhara'dan gelirken evlad ü iyalini orada bırakmışlardı. İhtimal ki, sonradan cümlesini buraya celb buyurmuşlardır. Sinn-i alileri altmışüç çağında iken 922 senesi şehr-i Cemaziye'l-ahiresinde (Temmuz 1 5 16) bir Pazartesi günü, vakt-i duhadan evvel alem-i bekaya rıhlet ve ha­ let-i nez'da cümle ahbab u yaran ve ashabıyla veda' ve istihlal ederek ve her birine icra-yı vesaya vü nasihat buyurarak büyüklüklerini göstermişlerdir. Gasl olunurken üç kere gözlerini açıp gassale nazar buyurdukları gibi, kabre in­ dirilirken yatırıldıkta, hemen kıble canibine ve sağ tarafı üzerine döndüklerini hazır bulunan huffaz ve müridan görüp hep bir ağızdan salat ü selam getirdikleri meşhur ve mütevatirdir. Hakk-ı alilerinde söylenen tarihlerden: Kam ol şems-i hakikat saye-i lutf-ı ilah Kutb-ı irşad-ı tarikat mürşid-i gerdun-perıôh Şu' le salımşdı Buhara'dan doğup Rum üstüne Mefhar-i al-i aba idi vü mülk-i dine şah 60 Sefıne-i Evliya Koydu encüm gibi ashabın dolandı meh-sıflit Gaym-ı gamdan oldu /a-büd çehre-i alem siyah Can dimağın çünki bu sevda buharı kapladı Dil didi tanh "ey Seyyid Buhciri vcih vah" ( o lJ o l J ı.S J <..> 1 ) * * * Müşkil imiş firkati şeyhin be-gayet ah şeyh Kande gitdi hey diriğ ol mazhar-ı Allah şeyh Bu firak u hasrete bu derde vü bu halete Gönlüme didim ki di tarih didi "vah şeyh" ( o lJ ) Cami', türbe, konak ve hücreler, yakın vakte kadar ma'mfir idi. Fakat meşhGr Ci­ bali harik-ı kebirinde kamilen yanmıştır. Elyevm müşrif-i harabdır. Damadları Hace Mahmud Efendi, 938/( l S l S)'de irtihal etmiştir. Halileleri Şeri­ fe Fatıma Hanım 921/( 15 1 5)'te vefat etmiştir. Türbe karşısındaki kabristanda med­ fündurlar. Hace Abdullah-ı llahi'nin hafidi Hace Ahmed Sadık b. Hace Muhammed Abdüsemi' el-Hüseyni, 994/( 1 586)'te vefat eylemiştir; minare dibinde medfündur. "Ahmed Sadık Efendi gitdi dünyadan" (.J.)l,t.) <..>.J.::S" 15...La l J.)L,.:. ..L.>-İ)58 tarihidir. Muhammed Abdüssemi' Efendi 953/( 1 546)'te Kaşgar'da vefat etmiştir. Sadık Efendi-zade Hace Ziyaeddin 1 l l 1/( 1699)'de vefat etmiştir. Baba Ca'fer'in, Zindanka­ pısı'ndaki türbesinde medfündur. EGRİKAPI DAHİLİNDEKİ DERGAH VE MUSLİHUDDİN MUSTAFA EFENDİ Ahmed-i Buhari hazretleri, ilk def'a burayı te'sis buyurmuştu. Burası mülk oldu­ ğundan, veresesi yedinde kaldı. Kerime-zadesini tezevvüc eden Hacegan-ı Nakşıbe­ di'den Muslihuddin Mustafa Efendi, (burayı) vakfa tahvil eyledi. (Muslihuddin Efendi) 1 068/( 1658)'de irtihal eyledi. "Rızau'llah" (.JJ I '"W. J) (ve­ fatına) tarihdir. Mihrab önünde medfündur. Mezar taşı mevcuddur. Kitabesi: Rıhlet itdi yine bir kan-ı kerem dünyadan Yürü kan ağl.a di/a başla heman feryada 58. İ barenin hesaplanmasından 946 .çıkmaktadır. ( H ) Sryyid Ahmed b. Muhammed Buhari-i Hüseyni 61 Yoğıdı zerre kadar meyl-i fenli gül-şenine Uçmağa mürg-ı dili olmuşıdı amade Ruhı' çün bir Fatiha okuyan imanla gide Muslı Efendi aceb itdi mesken bekaya* (l.Aı lS-1.:ı l l> .ı.:;ı ) = 1068 59 Onun yerine halifesi Şeyh Hüseyin Efendi; sonra Şeyh Yusuf Efendi, ( r l_? l' I J J l J .)) (ibaresinin ifade ettiği) 1 100/( 1689)'de; sonra Şeyh Osman Efen­ di ( 1 137/1 725 ); sonra da Karamani-zade Şeyh Ahmed Efendi ca-nişin oldular. KARAMANI-ZADE ŞEYH AHMED EFENDİ Ahmed Efendi, Çelebi Şeyh Muhammed-i Halveti'den ahz-ı feyz eyledi. I I 49/( 1 736)'da irtihal eyledi. "Ta'bir-i rahat" ( ..;:...:.- 1.J p:"Ü) tarihidir.60 Ashab-ı kiram­ dan EbU Şeybe el-Hudri Türbesi haricinde, Toklu İbrahim Dede kurbünde medfündur. Tarih beyti: Car olunca ekrem-i ashaba ol ptr-i kemal Geçdi Şeyh Ahmed didiler tfirth tamam (..L..>- İ l>..l::S' ) 1 149 61 = "Senin zatın kamu medhe ehakdır ya Resftla'llfih" matla'lı na't-ı şerifi ve siiir asiir-ı manzumesi ''ardır. KIRIMI ŞEYH AHMED EFENDİ (Karamani-zade Ahmed Efendi'den sonra) Kırım! Ahmed Efendi seccade-nişin olmuştur. Mekke-i Mükerreme'de iken Şeyh Yekdest Ahmed Efendi'den el-alıp müs­ tahlef oldu. 1 1 56/( 1 743) senesine kadar burada icra-yı meşihat eyledi. Sene-i mezku­ rede irtihal etti. "İntekale'l-mürşid" ( ..Ll. )\ 1 ) tarihidir. Mihriib önünde medfündur. Mezarı mevcuddur. Kitabesi: Ahmed Efendi ptr-i mübarek Tatar şöhret ahrar-ı baya 59. Bu ibarenin hesaplanmasından 1 103 çıkmaktadır. ( H ) 60. Bu ibarenin hesaplanmasından verilen tarih çıkmamaktadır. (H) 61. B u ibarenin hesaplanmasından 1 000 çıkmaktadır. (H)

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir anlatıdır. Tarihî olay, belge veya kronolojiyle aynı kesinlik düzeyinde değerlendirilmez.