“Biz zorpazuluğu böyle gün için yaparız”
Reşehât, Emîr Külâl’in gençliğinde güreş tuttuğunu ve onu seyretmek için kalabalıkların toplandığını nakleder. Bir gün seyircilerden biri, seyyid bir gencin kuvvet gösterisiyle uğraşmasını içinden yadırgadı. Ardından uykuya daldı ve rüyasında kıyametin koptuğunu, göğsüne kadar çamura battığını gördü. Emîr Külâl iki kolundan tutarak onu çamurdan çıkardı. Adam uyandığında Külâl meydandan ona dönüp, “Biz zorpazuluğu böyle gün için yaparız” dedi.
Baba Semmâsî’nin nazarı
Başka bir gün Baba Semmâsî güreş meydanının kenarından geçerken durup Emîr Külâl’i seyretti. Yanındaki dervişlerden biri, şeyhin bu seyirdeki hikmetini içinden sorguladı. Semmâsî onun düşüncesini sezerek, meydanda sohbetiyle pek çok kişinin kemale ereceği bir er bulunduğunu, nazarının ona yöneldiğini ve onu kazanmak istediğini söyledi.
Meydandan halvethaneye
O anda Emîr Külâl’in gözü Baba Semmâsî’ye takıldı. Kaynak bunu, şeyhin câzibesinin onu kendinden alması diye anlatır. Semmâsî ayrılınca Külâl de meydanı bırakıp arkasından gitti. Şeyh onu halvethanesine aldı, tarikat terbiyesine başlattı ve mânevî evlât kabul etti. Bundan sonra onu güreş meydanında ve çarşıda gören olmadığı söylenir.
Yirmi yıllık hizmet
Emîr Külâl’in yaklaşık yirmi yıl Baba Semmâsî’nin hizmetinde bulunduğu; pazartesi ve perşembe günleri Suhârî’den Semmâs’a gidip geldiği aktarılır. Menkıbe, bedensel kuvveti irşad, hizmet ve insanı mânevî sıkıntıdan çıkarma sembolüne dönüştürür.