Ara
Menü

Uşşâki-zâde Abdulbâki Efendi

UŞŞAKi-ZADE ABDULBAKi EFENDİ Validesi Halvayi Bacı olmak kuvvetle muhtemeldir. Abdurrahim Efendi'nin oğ lu " Uşşllkt-zade" denilmekle meşhur Abdulbaki Efendi 1 45 Mekke'ye kadı olup, gider ken 1 090/( 1 679)'da vefat etmiştir. Abdulbaki Efendi'den Uşşak! silsilesi yürümüş ve şeyhü'l-islamlar ve ulema zuhG.r etmiştir. Zi'l-ka'de 1 1 72/(Haziran 1 759)'de…

Yol
Halvetiyye
Mekân
2 bağlantı
Unvan
Tasavvuf şahsiyeti

Hayatı ve irşad çevresi

UŞŞAKi-ZADE ABDULBAKi EFENDİ

Validesi Halvayi Bacı olmak kuvvetle muhtemeldir. Abdurrahim Efendi'nin oğ lu " Uşşllkt-zade" denilmekle meşhur Abdulbaki Efendi 1 45 Mekke'ye kadı olup, gider ken 1 090/( 1 679)'da vefat etmiştir. Abdulbaki Efendi'den Uşşak! silsilesi yürümüş ve şeyhü'l-islamlar ve ulema zuhG.r etmiştir. Zi'l-ka'de 1 1 72/(Haziran 1 759)'de irtihal eden Şeyhulislam Muhammed Salih Efendi ve mahdumu olup 1 230/( 1 8 1 5 )'da irtihal eden Şeyhulislam Ahmed Es'ad Efendi merhG.mlar bu sülaledendir. Biikiyye-i Zeyl-i Atii 'yi ve Siyeru'n-Nebi'yi yazan Uşşaki-zade İbrahim Hasib Efendi 1 46 kazasker idi.

Yine kazasker /1 94/ Abdullah ve Recep Efendiler bu sülale dendir. Fatih'te Nişancı Muhammed Paşa Camii karşısında yol üstünde kabristanda medfündurlar. Recep Efendi 1 1 56/( 1 743 )'te, Abdullah Efendi 1 1 39/( 1 726-27)'da irtihal etmiş tir. Abdullah Efendi'nin oğlu Seyyid Sadreddin Efendi mevalidendir. 1 1 46/( 1 733- 34 )'da terk-i dünya eylemiştir. Şuaradandır. Dil-i zahm iişinayı dil-ber-i gaddara gösterdim O mecrUh sittz-i mihneti hünkara gösterdim gazeli bunundur. Gerek Abdullah Efendi, gerek Sadreddin Efendi "Seyyid" ta'birini isti'mal etmiş lerdir. Acaba Hz.

Pir efendimiz bir şecere-i neseblerini mi buldular da böyle yazdılar. Tedkike imkan bulunamadı. Her halde bir esası vardır. 145. Nakibu'l-eşraf Seyrek-zade Abdurrahman Efendi'ye damad olmuştur. 1 090/( 1 679)'da bunun da madı Mahir Abdullah Efendi Mekke'den ma'zGlen l 1 22/( l 7 1 0)'de vefat etmiştir. 1 46. 1 79. sahifede bir nebze bahs olunmuştur. Uşşaktler 313 SEYYİD VEHBİ Şuaradan Seyyid Vehbi vardır ki, 1 1 50/( 1 737-38) ricalindendir. Hz. Pir efendi mizin sülalesindendir. Hatta Tezkire-i Salim ve Tezkire-i Fatin'de buna dair bahis gördüm denilmiştir.

Cedd-i a'la kabilinden irtika-yı nesebleri, enfas-ı tayyibeleri kat' ı icabette manend-i seyf-i sarım olan şeyh-i savma'a-i mekarim, erbab-ı mücahedenin bülendi Şeyhu'ş-şüyuh Hüsameddin Efendi tarafına müntehi olmakla hal-i sığar-ı şe babında Hüsami mahlaslı idi. Yine Hadika'da gördüm. Vardan Şeyh-zade Muham med Efendi'yi, "Şeyh Hüsameddın-i Uşşakı evliidmdan ve Gazi Etırenos ahf&l.ından." di ye kaydetmiştir. Ana tarafından Uşşaki-zade olması ihtimali vardır.

Bu zat Sultan Se lim'de Kovacı Dede Zciviyesi'nin minberini vaz' etmiş, Kudüs ve Bursa kadılıklarmda bulunmuş ve 1 075/( 1 664-65)'de vefat edip, mezkGr zaviye banisi Şeyh Sevindik Şü caeddin-i Halveti türbesi haricinde ve kendi hanesi kurbunda medfündur. MATLÜBE HALVAYi BACI Hz. Pir'in, Hicaz'a azimetlerinden az evvel teserri buyurdukları cariyeleri Esma Ha tun'tan evvelki harem-i muhteremleridir. Kabirleri, yazdığım vechile Tatavla'ya çıka cak yokuşun sol tarafındaki mezaristandadır. Ahiren üzerine türbe yapılmıştır. lki büyük kabir taşı vardır. Baş tarafındakinin tepesi çukurdur.

Vaktiyle züvvar helva yapar bu ta şın üstüne kor, yerlermiş. Yanında iki kabir daha vardır. Birinin tarihi 1 000/( 1 592 ), di ğerinin 1037/( 1 627-28)'dir. Biri Halvayi Bacı'nm pederi Pir Muhammed Efendi olmak menkuldür. Büyüklerdendir. Hz. Pir efendimize karin olması kemaline <laldir. (Helvayi Bacı), Matlube mahlaslıdır. Ziyaretle şeref-yab oldum.

Şu nutk-ı şerif kendilerinin olmak üzere menkuldür: Aşk ile derviş olmuşum Derdime demu'.in bulmuşum Ummanı seyran itmişim Gevher alan gelsin beni Dünya darından geçmişim Dostlarımdan ayrılmışnn Ciin içinde cin bulmuşum Haber alan gelsin beni Gözüm d"ıdarım gözler Ciimm habibini özler Halis muhlis mü'min kullar Dosta giden gelsin beni 314 Sefine-i Evliyi! Kal ile kilden geçenler Hikmet kitabın seçenler Kudret dehiimn açanlar Pazar eden gelsin beni Uşşiıklyim Matlube' yim Aşıkların müştllkıyım Taliblerin sarrô.fıyım Rü'yô. gören gelsin beni Halvayi tahalluslarına sebeb 1 96. sahifedeki menkulattır.

Bunu tahkik idenler geh ider enfüsle iifakı (Tac'ın) tepeden görünüşü . Uşşakiler 315 Erenler lisanından Bülbül-i şeyda-yı aşkız Gülşen! Uşşaki'yiz Reh-revan-ı ehl-i zevkız Gülşen! Uşşaki'yiz Arif-i esrar-ı tevhıdiz Huda'ya çok şükür Peyrev-i erbab-ı sıdkız Gülşen! Uşşaki'yiz İhtida vü intiha seyrinde cevlan eyleriz Hisse-yab-ı cem' u farkız Gülşen! Uşşaki'yiz Cur'a-d&l-ı cfün-ı feyz-i akdesiz mest olmuşuz Ez-derftn pür-necd ü şevkız Gülşen!

Uşşaki'yiz Mekteb-i ilm-i ledünde eyledik tahsil-i hal Bahr-ı vahdetde garıkız Gülşeni Uşşaki'yiz Rahımız şeh-rahdır vahdet-sarily-ı mutlaka Kat' -ı rahda misl-i berkız Gülşen! U şşaki' yiz Halvetfyiz Kübrevfyiz Nitr-bahşl Mevlevi Nakşıbendi'yiz sadikız Gülşenl Uşşaki'yiz Siiye-i pak-i Cenab-ı Ahmed-i Muhtar'da Hazret-i Hak ile hakkız Gülşen! Uşşaki'yiz Biz cemfil-i tab-nak hayranıyız Vassafıyız Ders-i aşkda ayn-ı meşkız Gülşenl Uşşaki'yiz /1 96/ Tac-ı Uşşaki'nin musattah v e mücessem şekillerini yaptım. Tepesindeki beyaz düğmedir. Bezdendir, tepesi nefti renktedir.

Sarığı karam rengindedir, ya'ni bo yanmamış yündür ve sarık sarılır. Musattah resmin bir cihetini yaptım ve diğer üç ta rafı da aynı suretledir. Dörde taksim olunmuş, şeriat, tarikat, hakikat, ma'rifet esrarı nı cami'dir. Düğme sırr-ı zata işaret bir noktadan ibarettir. Kelime-i tevhidde on elif vardır. Dört defası kırka baliğ olur ki, bu da sırr-ı erbaine işarettir. "kenz-i mahfınin tılsımı" denilmesi bu hakayıka nazırdır. Bundaki maani keşf olunursa cemal-i dil-dar ru-nüma olur. Enfüsle afakın neden ibaret olduğunu bilir, kal'a-i irfanı feth eder. Al lahümme yessir lenii . Tac-ı Uşşak!

hakkında Müstakim-zade Risiiletü't-Tac'ında der ki: "Ümmi Sinan'ın halifesi müctehid-i tarikat-ı Uşşakıyye Hüsameddin Şeyh Hasan hazretleri kendi piri Emir Ahmed-i Semerkandi'den aldığı Tac-ı Sinani'den vaz' ey ledi. ( 170. sahifede bahis geçti.) Ümmi Sinan müşarünileyhten dahi hilafet duası al dıkta vaki' olmuştur. Siyadeti olmayanların ekseri aseli şem'le piçide eyleyip Mevle viyye gibi semt-i kıble zeneb-i daimi vaz'ı dahi düğme gibi kendi sünnetidir. Şeyh Ahmed nam türbe-dar Hz. Hüsameddin-i Uşşaki sikkeyi başka şekilde yapmak iste miş ise de başa çıkmadı."1 47 Hz.

Pir efendimizin ala-rivayetin Ümmi Sinan hazretlerinin ilbas buyurduğu Tac ı Sinan! tepesi elyevm Kasımpaşa'da Hankah-ı Hazret'te türbe-i mukaddesede mahfüz ı mahfaza-i ihtiram olup, her iki bayram haftasında ba'de'z-zikr cemaat-i kübra tara fından teberrüken ziyaret olunur. Bu tac-ı şerif yünden ma'mul olup rengi beyazdır. Ye aynı Sinan! tacıdır. Elyevm Hz. Pir Efendimizin sandukalarının üzerindeki tac-ı şeri fin tepesi nefti renkte ve fakat tertib-i i'mali Sinan! tacı şeklindedir. Farkı yalnız ren gindedir. Bir de tepesinde orta yerde beyaz bir düğme vardır. Şemlesi karam renginde ya'ni aseli renktedir.

Halen Tac-ı Uşşak! budur. Alem-i zahirle de tezyin eden meşa yıh ve hulefa-yı Uşşakıyye bu tacı ve aseli renkte şemleyi isti'mal ederdi. Ümmiyyü'l-meşreb meşreb olan meşayıh ve hulefa ise aseli renk yerine yeşil sa rık sararlar. Cahid! ve lrşadi kollarından gelenlerden ba'zıları tac-ı bahirü'l-ibtihac-ı Uşşaki'yi şu şekl-i mahrutiye sokmuşlardır Fakat esasen balada arz ve tafsil olunandan ibarettir. Nefti rengi intihab ve aseli şemle isti'mal buyuran Hz. Pir efendimizdir. Tac-ı şerifin üzerindeki beyaz düğmenin ihdasına sebeb, Pir-i müşarünileyhin harem-i muhteremleri Halvayi Bacı hazretleridir.

Azizim Şeyh Mustafa Safi Efendi tarafından nakl buyurulduğuna göre, zaman-ı Hz. Pir'de halvette bulunan bir dervişe bir türlü fetih vaki' olmaz imiş. Sebebi ise canı helva istemiş. Huzur-ı kalbe ma ni' olacak derecede iştihası artmış. O muhaddere-i ismet keşfen buna muttali' olup, bir mikdar helva ihzar ile ona ikram etmiş ve baş örtüsünden bir parça yırtıp, "Bunu teberrüken başına koy , feth vaki' olur." buyurmuş. Fi'l-hakika feth vukua gelmiş. Tac-ı şerifin üzerindeki beyaz düğmenin esası budur. Hz. Pir istihsan buyurmuş. Ma'nası sırr-ı ehadiyyete işaret eden noktadan ibarettir.

Fakat bu menkul bir eserden müstanbıt olmayıp, lisandan lisana intikal etmiştir. 148 1 47 . M üstakim-zade'nin Tac Risalesi'nde okuduğuma göre Şeyh Hüsam türbe-darı olan Katib Şeyh Ahmed (Hüsami Ahmed Efendi olsa gerek) Efendi, müridlerine fıstıki çukadan rubu' ( ?) mikdarı sikke tavsiyesiyle nişan vermiştir. 1 48. Bu d üğmenin Hz. Pir efend i m iz tarafından ihdas buyurulmuş olduğunu Müstakim-zade'den ·nak len balada yazmış idim. Belki H alvayi Bacı'nın o hareketini istihsanen ihdas buyurmuşlardır. Uşşaktler 317 Safa-bahşa-yı ehl-i aşk-ı Hakdır t&:-ı Uşşakı Hz.

Salahaddin-i Uşşakı Tac-ı Hilafet Risalesi'nde buyurur ki: "Tac-ı Uşşakı, erkan-ı erbaayı havi dört terkten ibarettir ve her biri bir ma'naya işa rettir. Belki nice fehvadan remz ü kinayettir. Şr1at, tarikat, hakikat, ma'rifet esrarı nı cami'dir. Hak-i mezellet, heva-yı arzu-yı vuslat, ab-ı hayac-ı füyuzat-ı ilahiyye, ateş-i celal ile hesci-i mevhumu yakmak sırlarını havidir. Tac-ı şerifin her terkinde beş dalı vardır. 1. !slam'a, 2. lman'a, 3. İhsana, 4. irfana, 5. Zevk-ı vicdana taalluk eder. Hazerat-ı hamseye de işareti mutezammındır. ! . Hz. Gayb-ı mutlak. Ya'ni a'yan-ı sabite-i lahuciyye 2. Hz. gayb-ı izafi.

Ya'ni alem-i ervah-ı ceberut, 3. Gayb-ı izafi. Ya'ni Alem-i misal-i mutlak nüfas-ı mücerrede-i melekuti. 4. Hz. şehadec-i mutlaka. Ya'ni alem-i mülk-i nasucu. 5. Hazerac-ı erbaayı cami' olan Hz. insan-ı kamildir. Bu hazeratı cem' edip, insan-ı kamil olmaya işarettir. Ya'n1 cismimiz ve hissimiz, alem-i nasucca; nefs-i mücrimemiz ve hayalimiz, alem-i melekfıtta; aklımız ve ruhu muz, lilem-i ceberfıtta; ve a'yan-ı slibite ve sırrımız alem-i lahfıtcadır. Tac-ı Uşşaki'nin ba'zılarında yedişer dal olduğu etvar-ı seb'aya işlirettir.

Tac-ı şerifin renginin siyliha karib yeşil olması kurb u fena ahcar-ı insliniyyeden hacer-i zümrüde delalet eder. Hacer, kalb-i arifte bir kuvve-i mevhibeden ibarettir. Şeytan ol arife la hık oldukta onun kendi mülahazasından a'madan huş olur. Hassa-i zümrüdden yıla nın gözü a'ma olduğu gibi. Tlic-ı şerifin düğmesi, merkez-i daire-i vücud olan nokta-i ehadiyyetten ibarettir. Mertebe-i vahidiyyetten kinayectir. Düğmenin beyaz olması fena-fi'llahtan sonra ba ka bi'llah, mahvdan sonra sahv ve sekrden sonra ak! mertebelerine geldiğine delalet eder. Zira dürre-i beyza dedikleri akl-ı evvelden kinayedir.

Destarda şem'le ihtiyarı, efda! mine'l-amfun mine'ş-şlıl olduğu içindir. Tacın önü nefsi, ardı sığama sarılması, zahiri farkta, bacını cem'de olmasını mütezammındır. Şem'lenin sol tarafının ucu ız har olması zühre-i hakikatın semere-i ma'rifet olup, irşad-ı makam-ı ma'rifette oldu ğuna delalet eder." Hz.

Pir efendimizin resimde görülen sandukalarının baş ucundaki levhada muharrer olan ebyat: Eya pirim Hüsiimeddln-i Uşşaki vü imilmm Senin dergah-ı aline nisa vü pür-hata geldim KabUl eyle ki Lutfunla çü sensin derde demıdmm Seninledir kamu alem cilılımn cam cli.nfüıım 318 Settne-i Evliya B u kemter kulunun hali yamandır ey kerem,f<iinım Uyandır bu Nisa kulun feda olsun sana climm Bunun nazımesi bir hanımdır. Hz. Pir'e irtibat-ı şedid-i kalbi hasıl eden bir aşı kadır.

Mensubin-i Uşşakıyye'den Behcet Efendi tarafından söylenen medhiyyedir: Beni himmetle şad eyle eyli prrim Hüslimeddln Bu hasta kalbime sen kıl devli prrim Hüsiiıneddın Beni şfıd eyle Sultanım halas it menzil-i gamdan Dil-i mahzü.numa dolsun safa pmm Hüsameddin Yetiş imdadıma daim sıyanet eyle a'dadan Beni mahv itmesün nefs ü hevli prrim Hüsliıneddln Tarlkındır senin cümle tarikat sımm elimi' Eyli ser-tlic-ı pir ü evliya pirim Hüsiiıneddln Bu kemter Behcet'i redditme cürınü çoksa da pirim Senin olmuş kapmda bir geda prrim Hüsiiıneddln SEFER DEDE Bu zat, Hz. Pir'in kahve nakibi imiş.

Hankfthtan Dere Caddesi'ne çıkılınca tür besi görünür. Cami'-i şerife karşıdır. Sefer Dede ala-rivayetin bir gün azizinin canını sıkacak bir harekette bulunmuş, hiinkahtan destı1r edilmiş. Sefer Dede azizinden ay rılmak istemediğinden, "Efendim! Nereye gideyim?" deyince, "Ceheımeıne git!" diye ta'zir buyrulmuştur. Sefer Dede bunun üzerine düşünür, dünyada iken cehenneme git meye imkan yok. Dünya cehennemi olsa olsa fırın olabilir. Azizimin emri yerini bul sun diye, Kasımpaşa'da bir fırına gider. İçi ateş dolu görür. Hemen "Destur azizim! " di yerek fırından içeri ateş-gedeye dahil olur.

Herkesin buht u hayretini mucib olur. Es teizü bi'llah, ( . ıL ı JŞ G . . ) 149 sırrı zuhur eder. Sefer Dede'ye ateş-zar gülistan olur, bir ar gelmez Huzzarın hayretleri arasında fırından çıkar. Keyfiyyet z ar Hz. Pir'e arz olunur. Afv ile muamele buyrulur. 1 49. " . . . . Ey ateş! Serin ve esenlikli ol." 21. Enbiya sOresi, 69. ( H ) Uşşakiler 319 Bir müddet sonra Sefer Dede irtihal edince elyevm ma'mı1r olan türbesinin ol duğu mahalde defn edilir. Vakfı yok, iradı yok, Sefer Dede'yi bilen yok. Hal böyle iken geçende tesviye-i tarik sırasında türbesi tecdiden yapılır.

Bu hal Sefer Dede'nin rütbe-i bülendine şahiddir. Aradan üçyüzelli seneden ziyade müddet güzeran eylediği halde o merkadin mahfi1z kalması ve türbesinin tecdid edilmesi kuvve-i ma'neviyye sahibi olmasından başka bir şey değildir. O pir ne pirdir ki, duçar-ı gazabı olan dervi şi bile şiddet-i muhabbetine burhan göstererek onun sayesinde ateşten masun oluyor. Ya Rab! Bizi dur eyleme sen Hz. Pir'den. Hulefa-yı Hz. Pir (Hüsameddin-i Uşşak!): Ümmi Sinan Dergahı'nda Hz. Zekai zamanında yapılmış bir tomar vardır. Üskü dar'da Selimağa Kütüphiinesi'nde Hz.

Hüdai Kütüphanesi'nden menkul kitapların Tarih kısmında 122 numaralı bir tomar daha vardır. Bunlardan Selimağa Kütüphane si'ndekinde, "Seyyid Memicdn ı Saruhfini, Şeyh Abdurrahmiin-ı Saruhfini, Şeyh Receb-i - Kastamont, Şeyh Hasan-ı Konevt, Şeyh Hasan-ı Saruhant, Şeyh Abdurrahmin-ı Gerıniyli nt, Şeyh Mustafa Siroz!, Şeyh Osmiin-ı Telmv, Şeyh Kiisım- ı İstanbuli, Şeyh Tacedıhn-i Karamiini" muharrerdir. Şeyh Taceddin-i Karamani'den Şeyh Mustafa Emrullah-ı Bosnavi, ondan Şeyh Abdurrahman-ı Aksarayi-i Budini, ondan Mustafa Peçevi (Zi'l-ka'del 1 10/Mayıs 1 699) ve Mustafa-yı Bosnavi ( 1093/1682, Kasımpaşa'da medfûndur.

) ve müşarüni leyhimadan Mustafa Peçevi'den Hüsameddin b. Mustafa Bosnevi ( 1 1 50/1 737-38, Kasımpaşa'da medfûndur. ) ahz-ı feyz ettiği muharrerdir. Hz. Hüsameddin-i Uşşaki'nin halifeleri olarak şu isimler mezkurdur: Şeyh Memican, Seyyid Hamza, Şeyh Hasan-ı Konevi, Şeyh Abdurrahman-ı Germiyani, Şeyh Hasan-ı Saruhan!, Şeyh Kasım-ı lstanbuli, Şeyh Hasan-ı Konevi, Şeyh Abdurrahman-ı Saruhan!, Şeyh Mustafa Sirozi, Şeyh Receb-i Kastamoni, Şeyh Muslihuddin, Şeyh Osman-ı Tebrizi, Hacı Muhammed-i Karaman!.

Kütüp-hane-i acizi kitapları meyanında Şerh-i İlahi-i Etvar-ı Seb'a diye Şeyh Mustafa Peçevi-i Uşşaki nam zatın bir risalesi vardır. Onun baş tarafında silsile-i tari katı gösteriyor ki, Hüsameddin-i Uşşaki halifesi Şeyh Muhammed-i Belgradi nam zat tan yürüyen bir kol vardır. Demek ki, Şeyh Muhammed-i Belgradi nam bir halife-i Pir daha ma'lum olmuştur. İsimleri ma'lum olmayan daha ne kadar hulefa-i Hz. Pir vardır? Hulefa-yı müşarünileyhimden ancak Cenab-ı Pir efendimizin nefes-i nefisine mazhar olan Şeyh Memican hazretleridir ki umum şuabat-ı Uşşakıyye'nin mecmaıdır.

Elde bulunan asarda Şeyh Memican'dan başkası gayr-i mezkurdur. Hacı Muhammed-i Karamani'den bir kol teşa"ub edip Ali b. Muhammed el-Ka raman!, İbrahim-i Edimevi, Şeyh Musa Muslihuddin, Şeyh Hasan-ı Filibevi Efen di'ye kadar yürümüştür. MezkGr tomarda gördüm. mükerreren arz eylediğim vechile Hz. Hüsameddin şöhretten ziyadesiyle ictinab buyurmuş olduğundan hal-i hayatla rında velvele-endaz-ı cihan olmaktan hazer eylediler. Memican hazretleri ve onlardan inşiab eden silsileler hakkındaki izahat u tafsi latı atiye bırakarak hankah-ı Hz.

P'ir'e atf-ı nazar-ı tedkik edelim Hankahın Siiret-i Teessüsü: Atideki tafs'ilatla da teeyyüd edeceği üzere zaman-ı Hz. P'ir'de burada hankah su retinde bir bina mevcud değildi. Yalnız bir hane veya konak vardı. İrtihallerinde hal-i hayat-ı sur'ilerinde daima ikamet buyurdukları odanın olduğu mahalle defn olundular. Bi'l-ahare mahdum-ı mükerremleri Kadı Mustafa Efendi bu haneyi evladiyyet ol mak üzere meşrGta edip, ba'zı musakkafat dahi vakf ve türbe-darlık ihdas edip, bunu evladına meşruta etmiştir.

Mustafa Efendi'nin irtihalinden sonra neslinden Abalı Şeyh Hüsameddin Efendi türbe-dar olup, zükurdan evladı olmamakla üç adet kerime sinden birini tercüme-i hali yazılacak olan Şeyh Ahmed Hüsam! Efendi'ye tezv'ic ile. dairesini ona ferağ eylemiş. Şeyh Ahmed Hüsam! Efendi zamanında ya'ni 1 1 50/( 1 737-38) ile 1 168/( 1 755) seneleri arasında ise pirdaşlarından Tersane Emini Yusuf Efendi haneyi esasından yı kıp yeniden bir mescid ve şeyh meskeni ve ahşab bir minare yaptırmış, imam ve mü ezzin vazifeleri ta'yin eylemiştir. Zaman zaman ta'mir ve tevsi' oluna oluna şimdiki hale gelmiştir.

Edirneli Şeyh Muhammed Sıdki Efendi tarafından da ez-ser-i nev ta'mir ve ihyasına hasr-ı himmet olunmuştur. Bina-yı hazırın hüsn-i tertib ile inşasında ve türbe-i münife ve tevhid hanenin tarz-ı i'marında merhum Şeyh Cemaleddin Efendi'nin hüsn-i hıdmeti ve cennet-mekan Sultan Abdülhamid Han-ı sani merhumun uluvv-ı himmeti meşhud olmuştur. Cenab-ı Hak her ikisinin makamını Firdevs-i berin eylesin. Amin. Yevm-i Zikir: Asitane-i Hz.

Pir'de sonraları ictima' halinde icra-yı ayin-i tarikat olmaya baş lanmak lüzumu hasıl olunca seccade-nişin-i hizmet olan meşayıh-ı kiramdan biri ta rafından Perşembe günleri tahsis edilmiştir. Hadikatü'l-Cevami'de mütalaa-güzar-ı

COĞRAFÎ HAFIZA2 bağlantılı mekânMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi2 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Menkıbeler

İlk 1 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

Huzur-ı kalbe ma­ ni' olacak derecede iştihası artmış

Huzur-ı kalbe ma­ ni' olacak derecede iştihası artmış. O muhaddere-i ismet keşfen buna muttali' olup, bir mikdar helva ihzar ile ona ikram etmiş ve baş örtüsünden bir parça yırtıp, "Bunu teberrüken başına koy , feth vaki' olur." buyurmuş. Tac-ı şerifin üzerindeki beyaz düğmenin esası budur.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç
Gelenek içi anlatı

Bu bölüm kaynak biyografideki bağlamıyla verilir; tarihî biyografiyle aynı kesinlik düzeyinde değerlendirilmez.

UŞŞAKi-ZADE ABDULBAKi EFENDİ Validesi Halvayi Bacı olmak kuvvetle muhtemeldir. Abdurrahim Efendi'nin oğ­ lu " Uşşllkt-zade" denilmekle meşhur Abdulbaki Efendi 1 45 Mekke'ye kadı olup, gider­ ken 1 090/( 1 679)'da vefat etmiştir. Abdulbaki Efendi'den Uşşak! silsilesi yürümüş ve şeyhü'l-islamlar ve ulema zuhG.r etmiştir. Zi'l-ka'de 1 1 72/(Haziran 1 759)'de irtihal eden Şeyhulislam Muhammed Salih Efendi ve mahdumu olup 1 230/( 1 8 1 5 )'da irtihal eden Şeyhulislam Ahmed Es'ad Efendi merhG.mlar bu sülaledendir. Biikiyye-i Zeyl-i Atii 'yi ve Siyeru'n-Nebi'yi yazan Uşşaki-zade İbrahim Hasib Efendi 1 46 kazasker idi. Yine kazasker /1 94/ Abdullah ve Recep Efendiler bu sülale­ dendir. Fatih'te Nişancı Muhammed Paşa Camii karşısında yol üstünde kabristanda medfündurlar. Recep Efendi 1 1 56/( 1 743 )'te, Abdullah Efendi 1 1 39/( 1 726-27)'da irtihal etmiş­ tir. Abdullah Efendi'nin oğlu Seyyid Sadreddin Efendi mevalidendir. 1 1 46/( 1 733- 34 )'da terk-i dünya eylemiştir. Şuaradandır. Dil-i zahm iişinayı dil-ber-i gaddara gösterdim O mecrUh sittz-i mihneti hünkara gösterdim gazeli bunundur. Gerek Abdullah Efendi, gerek Sadreddin Efendi "Seyyid" ta'birini isti'mal etmiş­ lerdir. Acaba Hz. Pir efendimiz bir şecere-i neseblerini mi buldular da böyle yazdılar. Tedkike imkan bulunamadı. Her halde bir esası vardır. 145. Nakibu'l-eşraf Seyrek-zade Abdurrahman Efendi'ye damad olmuştur. 1 090/( 1 679)'da bunun da­ madı Mahir Abdullah Efendi Mekke'den ma'zGlen l 1 22/( l 7 1 0)'de vefat etmiştir. 1 46. 1 79. sahifede bir nebze bahs olunmuştur. Uşşaktler 313 SEYYİD VEHBİ Şuaradan Seyyid Vehbi vardır ki, 1 1 50/( 1 737-38) ricalindendir. Hz. Pir efendi­ mizin sülalesindendir. Hatta Tezkire-i Salim ve Tezkire-i Fatin'de buna dair bahis gördüm denilmiştir. Cedd-i a'la kabilinden irtika-yı nesebleri, enfas-ı tayyibeleri kat'­ ı icabette manend-i seyf-i sarım olan şeyh-i savma'a-i mekarim, erbab-ı mücahedenin bülendi Şeyhu'ş-şüyuh Hüsameddin Efendi tarafına müntehi olmakla hal-i sığar-ı şe­ babında Hüsami mahlaslı idi. Yine Hadika'da gördüm. Vardan Şeyh-zade Muham­ med Efendi'yi, "Şeyh Hüsameddın-i Uşşakı evliidmdan ve Gazi Etırenos ahf&l.ından." di­ ye kaydetmiştir. Ana tarafından Uşşaki-zade olması ihtimali vardır. Bu zat Sultan Se­ lim'de Kovacı Dede Zciviyesi'nin minberini vaz' etmiş, Kudüs ve Bursa kadılıklarmda bulunmuş ve 1 075/( 1 664-65)'de vefat edip, mezkGr zaviye banisi Şeyh Sevindik Şü­ caeddin-i Halveti türbesi haricinde ve kendi hanesi kurbunda medfündur. MATLÜBE HALVAYi BACI Hz. Pir'in, Hicaz'a azimetlerinden az evvel teserri buyurdukları cariyeleri Esma Ha­ tun'tan evvelki harem-i muhteremleridir. Kabirleri, yazdığım vechile Tatavla'ya çıka­ cak yokuşun sol tarafındaki mezaristandadır. Ahiren üzerine türbe yapılmıştır. lki büyük kabir taşı vardır. Baş tarafındakinin tepesi çukurdur. Vaktiyle züvvar helva yapar bu ta­ şın üstüne kor, yerlermiş. Yanında iki kabir daha vardır. Birinin tarihi 1 000/( 1 592 ), di­ ğerinin 1037/( 1 627-28)'dir. Biri Halvayi Bacı'nm pederi Pir Muhammed Efendi olmak menkuldür. Büyüklerdendir. Hz. Pir efendimize karin olması kemaline <laldir. (Helvayi Bacı), Matlube mahlaslıdır. Ziyaretle şeref-yab oldum. Şu nutk-ı şerif kendilerinin olmak üzere menkuldür: Aşk ile derviş olmuşum Derdime demu'.in bulmuşum Ummanı seyran itmişim Gevher alan gelsin beni Dünya darından geçmişim Dostlarımdan ayrılmışnn Ciin içinde cin bulmuşum Haber alan gelsin beni Gözüm d"ıdarım gözler Ciimm habibini özler Halis muhlis mü'min kullar Dosta giden gelsin beni 314 Sefine-i Evliyi! Kal ile kilden geçenler Hikmet kitabın seçenler Kudret dehiimn açanlar Pazar eden gelsin beni Uşşiıklyim Matlube' yim Aşıkların müştllkıyım Taliblerin sarrô.fıyım Rü'yô. gören gelsin beni Halvayi tahalluslarına sebeb 1 96. sahifedeki menkulattır. Bunu tahkik idenler geh ider enfüsle iifakı (Tac'ın) tepeden görünüşü . Uşşakiler 315 Erenler lisanından Bülbül-i şeyda-yı aşkız Gülşen! Uşşaki'yiz Reh-revan-ı ehl-i zevkız Gülşen! Uşşaki'yiz Arif-i esrar-ı tevhıdiz Huda'ya çok şükür Peyrev-i erbab-ı sıdkız Gülşen! Uşşaki'yiz İhtida vü intiha seyrinde cevlan eyleriz Hisse-yab-ı cem' u farkız Gülşen! Uşşaki'yiz Cur'a-d&l-ı cfün-ı feyz-i akdesiz mest olmuşuz Ez-derftn pür-necd ü şevkız Gülşen! Uşşaki'yiz Mekteb-i ilm-i ledünde eyledik tahsil-i hal Bahr-ı vahdetde garıkız Gülşeni Uşşaki'yiz Rahımız şeh-rahdır vahdet-sarily-ı mutlaka Kat' -ı rahda misl-i berkız Gülşen! U şşaki' yiz Halvetfyiz Kübrevfyiz Nitr-bahşl Mevlevi Nakşıbendi'yiz sadikız Gülşenl Uşşaki'yiz Siiye-i pak-i Cenab-ı Ahmed-i Muhtar'da Hazret-i Hak ile hakkız Gülşen! Uşşaki'yiz Biz cemfil-i tab-nak hayranıyız Vassafıyız Ders-i aşkda ayn-ı meşkız Gülşenl Uşşaki'yiz /1 96/ Tac-ı Uşşaki'nin musattah v e mücessem şekillerini yaptım. Tepesindeki beyaz düğmedir. Bezdendir, tepesi nefti renktedir. Sarığı karam rengindedir, ya'ni bo­ yanmamış yündür ve sarık sarılır. Musattah resmin bir cihetini yaptım ve diğer üç ta­ rafı da aynı suretledir. Dörde taksim olunmuş, şeriat, tarikat, hakikat, ma'rifet esrarı­ nı cami'dir. Düğme sırr-ı zata işaret bir noktadan ibarettir. Kelime-i tevhidde on elif vardır. Dört defası kırka baliğ olur ki, bu da sırr-ı erbaine işarettir. "kenz-i mahfınin tılsımı" denilmesi bu hakayıka nazırdır. Bundaki maani keşf olunursa cemal-i dil-dar ru-nüma olur. Enfüsle afakın neden ibaret olduğunu bilir, kal'a-i irfanı feth eder. Al­ lahümme yessir lenii . Tac-ı Uşşak! hakkında Müstakim-zade Risiiletü't-Tac'ında der ki: "Ümmi Sinan'ın halifesi müctehid-i tarikat-ı Uşşakıyye Hüsameddin Şeyh Hasan hazretleri kendi piri Emir Ahmed-i Semerkandi'den aldığı Tac-ı Sinani'den vaz' ey­ ledi. ( 170. sahifede bahis geçti.) Ümmi Sinan müşarünileyhten dahi hilafet duası al­ dıkta vaki' olmuştur. Siyadeti olmayanların ekseri aseli şem'le piçide eyleyip Mevle­ viyye gibi semt-i kıble zeneb-i daimi vaz'ı dahi düğme gibi kendi sünnetidir. Şeyh Ahmed nam türbe-dar Hz. Hüsameddin-i Uşşaki sikkeyi başka şekilde yapmak iste­ miş ise de başa çıkmadı."1 47 Hz. Pir efendimizin ala-rivayetin Ümmi Sinan hazretlerinin ilbas buyurduğu Tac­ ı Sinan! tepesi elyevm Kasımpaşa'da Hankah-ı Hazret'te türbe-i mukaddesede mahfüz­ ı mahfaza-i ihtiram olup, her iki bayram haftasında ba'de'z-zikr cemaat-i kübra tara­ fından teberrüken ziyaret olunur. Bu tac-ı şerif yünden ma'mul olup rengi beyazdır. Ye aynı Sinan! tacıdır. Elyevm Hz. Pir Efendimizin sandukalarının üzerindeki tac-ı şeri­ fin tepesi nefti renkte ve fakat tertib-i i'mali Sinan! tacı şeklindedir. Farkı yalnız ren­ gindedir. Bir de tepesinde orta yerde beyaz bir düğme vardır. Şemlesi karam renginde ya'ni aseli renktedir. Halen Tac-ı Uşşak! budur. Alem-i zahirle de tezyin eden meşa­ yıh ve hulefa-yı Uşşakıyye bu tacı ve aseli renkte şemleyi isti'mal ederdi. Ümmiyyü'l-meşreb meşreb olan meşayıh ve hulefa ise aseli renk yerine yeşil sa­ rık sararlar. Cahid! ve lrşadi kollarından gelenlerden ba'zıları tac-ı bahirü'l-ibtihac-ı Uşşaki'yi şu şekl-i mahrutiye sokmuşlardır Fakat esasen balada arz ve tafsil olunandan ibarettir. Nefti rengi intihab ve aseli şemle isti'mal buyuran Hz. Pir efendimizdir. Tac-ı şerifin üzerindeki beyaz düğmenin ihdasına sebeb, Pir-i müşarünileyhin harem-i muhteremleri Halvayi Bacı hazretleridir. Azizim Şeyh Mustafa Safi Efendi tarafından nakl buyurulduğuna göre, zaman-ı Hz. Pir'de halvette bulunan bir dervişe bir türlü fetih vaki' olmaz imiş. Sebebi ise canı helva istemiş. Huzur-ı kalbe ma­ ni' olacak derecede iştihası artmış. O muhaddere-i ismet keşfen buna muttali' olup, bir mikdar helva ihzar ile ona ikram etmiş ve baş örtüsünden bir parça yırtıp, "Bunu teberrüken başına koy , feth vaki' olur." buyurmuş. Fi'l-hakika feth vukua gelmiş. Tac-ı şerifin üzerindeki beyaz düğmenin esası budur. Hz. Pir istihsan buyurmuş. Ma'nası sırr-ı ehadiyyete işaret eden noktadan ibarettir. Fakat bu menkul bir eserden müstanbıt olmayıp, lisandan lisana intikal etmiştir. 148 1 47 . M üstakim-zade'nin Tac Risalesi'nde okuduğuma göre Şeyh Hüsam türbe-darı olan Katib Şeyh Ahmed (Hüsami Ahmed Efendi olsa gerek) Efendi, müridlerine fıstıki çukadan rubu' ( ?) mikdarı sikke tavsiyesiyle nişan vermiştir. 1 48. Bu d üğmenin Hz. Pir efend i m iz tarafından ihdas buyurulmuş olduğunu Müstakim-zade'den ·nak­ len balada yazmış idim. Belki H alvayi Bacı'nın o hareketini istihsanen ihdas buyurmuşlardır. Uşşaktler 317 Safa-bahşa-yı ehl-i aşk-ı Hakdır t&:-ı Uşşakı Hz. Salahaddin-i Uşşakı Tac-ı Hilafet Risalesi'nde buyurur ki: "Tac-ı Uşşakı, erkan-ı erbaayı havi dört terkten ibarettir ve her biri bir ma'naya işa­ rettir. Belki nice fehvadan remz ü kinayettir. Şr1at, tarikat, hakikat, ma'rifet esrarı­ nı cami'dir. Hak-i mezellet, heva-yı arzu-yı vuslat, ab-ı hayac-ı füyuzat-ı ilahiyye, ateş-i celal ile hesci-i mevhumu yakmak sırlarını havidir. Tac-ı şerifin her terkinde beş dalı vardır. 1. !slam'a, 2. lman'a, 3. İhsana, 4. irfana, 5. Zevk-ı vicdana taalluk eder. Hazerat-ı hamseye de işareti mutezammındır. ! . Hz. Gayb-ı mutlak. Ya'ni a'yan-ı sabite-i lahuciyye 2. Hz. gayb-ı izafi. Ya'ni alem-i ervah-ı ceberut, 3. Gayb-ı izafi. Ya'ni Alem-i misal-i mutlak nüfas-ı mücerrede-i melekuti. 4. Hz. şehadec-i mutlaka. Ya'ni alem-i mülk-i nasucu. 5. Hazerac-ı erbaayı cami' olan Hz. insan-ı kamildir. Bu hazeratı cem' edip, insan-ı kamil olmaya işarettir. Ya'n1 cismimiz ve hissimiz, alem-i nasucca; nefs-i mücrimemiz ve hayalimiz, alem-i melekfıtta; aklımız ve ruhu­ muz, lilem-i ceberfıtta; ve a'yan-ı slibite ve sırrımız alem-i lahfıtcadır. Tac-ı Uşşaki'nin ba'zılarında yedişer dal olduğu etvar-ı seb'aya işlirettir. Tac-ı şerifin renginin siyliha karib yeşil olması kurb u fena ahcar-ı insliniyyeden hacer-i zümrüde delalet eder. Hacer, kalb-i arifte bir kuvve-i mevhibeden ibarettir. Şeytan ol arife la­ hık oldukta onun kendi mülahazasından a'madan huş olur. Hassa-i zümrüdden yıla­ nın gözü a'ma olduğu gibi. Tlic-ı şerifin düğmesi, merkez-i daire-i vücud olan nokta-i ehadiyyetten ibarettir. Mertebe-i vahidiyyetten kinayectir. Düğmenin beyaz olması fena-fi'llahtan sonra ba­ ka bi'llah, mahvdan sonra sahv ve sekrden sonra ak! mertebelerine geldiğine delalet eder. Zira dürre-i beyza dedikleri akl-ı evvelden kinayedir. Destarda şem'le ihtiyarı, efda! mine'l-amfun mine'ş-şlıl olduğu içindir. Tacın önü nefsi, ardı sığama sarılması, zahiri farkta, bacını cem'de olmasını mütezammındır. Şem'lenin sol tarafının ucu ız­ har olması zühre-i hakikatın semere-i ma'rifet olup, irşad-ı makam-ı ma'rifette oldu­ ğuna delalet eder." Hz. Pir efendimizin resimde görülen sandukalarının baş ucundaki levhada muharrer olan ebyat: Eya pirim Hüsiimeddln-i Uşşaki vü imilmm Senin dergah-ı aline nisa vü pür-hata geldim KabUl eyle ki Lutfunla çü sensin derde demıdmm Seninledir kamu alem cilılımn cam cli.nfüıım 318 Settne-i Evliya B u kemter kulunun hali yamandır ey kerem,f<iinım Uyandır bu Nisa kulun feda olsun sana climm Bunun nazımesi bir hanımdır. Hz. Pir'e irtibat-ı şedid-i kalbi hasıl eden bir aşı­ kadır. Mensubin-i Uşşakıyye'den Behcet Efendi tarafından söylenen medhiyyedir: Beni himmetle şad eyle eyli prrim Hüslimeddln Bu hasta kalbime sen kıl devli prrim Hüsiiıneddın Beni şfıd eyle Sultanım halas it menzil-i gamdan Dil-i mahzü.numa dolsun safa pmm Hüsameddin Yetiş imdadıma daim sıyanet eyle a'dadan Beni mahv itmesün nefs ü hevli prrim Hüsliıneddln Tarlkındır senin cümle tarikat sımm elimi' Eyli ser-tlic-ı pir ü evliya pirim Hüsiiıneddln Bu kemter Behcet'i redditme cürınü çoksa da pirim Senin olmuş kapmda bir geda prrim Hüsiiıneddln SEFER DEDE Bu zat, Hz. Pir'in kahve nakibi imiş. Hankfthtan Dere Caddesi'ne çıkılınca tür­ besi görünür. Cami'-i şerife karşıdır. Sefer Dede ala-rivayetin bir gün azizinin canını sıkacak bir harekette bulunmuş, hiinkahtan destı1r edilmiş. Sefer Dede azizinden ay­ rılmak istemediğinden, "Efendim! Nereye gideyim?" deyince, "Ceheımeıne git!" diye ta'zir buyrulmuştur. Sefer Dede bunun üzerine düşünür, dünyada iken cehenneme git­ meye imkan yok. Dünya cehennemi olsa olsa fırın olabilir. Azizimin emri yerini bul­ sun diye, Kasımpaşa'da bir fırına gider. İçi ateş dolu görür. Hemen "Destur azizim! " di­ yerek fırından içeri ateş-gedeye dahil olur. Herkesin buht u hayretini mucib olur. Es­ teizü bi'llah, ( . ıL ı JŞ G . . ) 149 sırrı zuhur eder. Sefer Dede'ye ateş-zar gülistan olur, bir ar gelmez Huzzarın hayretleri arasında fırından çıkar. Keyfiyyet z ar Hz. Pir'e arz olunur. Afv ile muamele buyrulur. 1 49. " . . . . Ey ateş! Serin ve esenlikli ol." 21. Enbiya sOresi, 69. ( H ) Uşşakiler 319 Bir müddet sonra Sefer Dede irtihal edince elyevm ma'mı1r olan türbesinin ol­ duğu mahalde defn edilir. Vakfı yok, iradı yok, Sefer Dede'yi bilen yok. Hal böyle iken geçende tesviye-i tarik sırasında türbesi tecdiden yapılır. Bu hal Sefer Dede'nin rütbe-i bülendine şahiddir. Aradan üçyüzelli seneden ziyade müddet güzeran eylediği halde o merkadin mahfi1z kalması ve türbesinin tecdid edilmesi kuvve-i ma'neviyye sahibi olmasından başka bir şey değildir. O pir ne pirdir ki, duçar-ı gazabı olan dervi­ şi bile şiddet-i muhabbetine burhan göstererek onun sayesinde ateşten masun oluyor. Ya Rab! Bizi dur eyleme sen Hz. Pir'den. Hulefa-yı Hz. Pir (Hüsameddin-i Uşşak!): Ümmi Sinan Dergahı'nda Hz. Zekai zamanında yapılmış bir tomar vardır. Üskü­ dar'da Selimağa Kütüphiinesi'nde Hz. Hüdai Kütüphanesi'nden menkul kitapların Tarih kısmında 122 numaralı bir tomar daha vardır. Bunlardan Selimağa Kütüphane­ si'ndekinde, "Seyyid Memicdn ı Saruhfini, Şeyh Abdurrahmiin-ı Saruhfini, Şeyh Receb-i - Kastamont, Şeyh Hasan-ı Konevt, Şeyh Hasan-ı Saruhant, Şeyh Abdurrahmin-ı Gerıniyli­ nt, Şeyh Mustafa Siroz!, Şeyh Osmiin-ı Telmv, Şeyh Kiisım- ı İstanbuli, Şeyh Tacedıhn-i Karamiini" muharrerdir. Şeyh Taceddin-i Karamani'den Şeyh Mustafa Emrullah-ı Bosnavi, ondan Şeyh Abdurrahman-ı Aksarayi-i Budini, ondan Mustafa Peçevi (Zi'l-ka'del 1 10/Mayıs 1 699) ve Mustafa-yı Bosnavi ( 1093/1682, Kasımpaşa'da medfGndur. ) ve müşarüni­ leyhimadan Mustafa Peçevi'den Hüsameddin b. Mustafa Bosnevi ( 1 1 50/1 737-38, Kasımpaşa'da medfGndur. ) ahz-ı feyz ettiği muharrerdir. Hz. Hüsameddin-i Uşşaki'nin halifeleri olarak şu isimler mezkurdur: Şeyh Memican, Seyyid Hamza, Şeyh Hasan-ı Konevi, Şeyh Abdurrahman-ı Germiyani, Şeyh Hasan-ı Saruhan!, Şeyh Kasım-ı lstanbuli, Şeyh Hasan-ı Konevi, Şeyh Abdurrahman-ı Saruhan!, Şeyh Mustafa Sirozi, Şeyh Receb-i Kastamoni, Şeyh Muslihuddin, Şeyh Osman-ı Tebrizi, Hacı Muhammed-i Karaman!. Kütüp-hane-i acizi kitapları meyanında Şerh-i İlahi-i Etvar-ı Seb'a diye Şeyh Mustafa Peçevi-i Uşşaki nam zatın bir risalesi vardır. Onun baş tarafında silsile-i tari­ katı gösteriyor ki, Hüsameddin-i Uşşaki halifesi Şeyh Muhammed-i Belgradi nam zat­ tan yürüyen bir kol vardır. Demek ki, Şeyh Muhammed-i Belgradi nam bir halife-i Pir daha ma'lum olmuştur. İsimleri ma'lum olmayan daha ne kadar hulefa-i Hz. Pir vardır? Hulefa-yı müşarünileyhimden ancak Cenab-ı Pir efendimizin nefes-i nefisine mazhar olan Şeyh Memican hazretleridir ki umum şuabat-ı Uşşakıyye'nin mecmaıdır. Elde bulunan asarda Şeyh Memican'dan başkası gayr-i mezkurdur. Hacı Muhammed-i Karamani'den bir kol teşa"ub edip Ali b. Muhammed el-Ka­ raman!, İbrahim-i Edimevi, Şeyh Musa Muslihuddin, Şeyh Hasan-ı Filibevi Efen­ di'ye kadar yürümüştür. MezkGr tomarda gördüm. mükerreren arz eylediğim vechile Hz. Hüsameddin şöhretten ziyadesiyle ictinab buyurmuş olduğundan hal-i hayatla­ rında velvele-endaz-ı cihan olmaktan hazer eylediler. Memican hazretleri ve onlardan inşiab eden silsileler hakkındaki izahat u tafsi­ latı atiye bırakarak hankah-ı Hz. P'ir'e atf-ı nazar-ı tedkik edelim Hankahın Siiret-i Teessüsü: Atideki tafs'ilatla da teeyyüd edeceği üzere zaman-ı Hz. P'ir'de burada hankah su­ retinde bir bina mevcud değildi. Yalnız bir hane veya konak vardı. İrtihallerinde hal-i hayat-ı sur'ilerinde daima ikamet buyurdukları odanın olduğu mahalle defn olundular. Bi'l-ahare mahdum-ı mükerremleri Kadı Mustafa Efendi bu haneyi evladiyyet ol­ mak üzere meşrGta edip, ba'zı musakkafat dahi vakf ve türbe-darlık ihdas edip, bunu evladına meşruta etmiştir. Mustafa Efendi'nin irtihalinden sonra neslinden Abalı Şeyh Hüsameddin Efendi türbe-dar olup, zükurdan evladı olmamakla üç adet kerime­ sinden birini tercüme-i hali yazılacak olan Şeyh Ahmed Hüsam! Efendi'ye tezv'ic ile. dairesini ona ferağ eylemiş. Şeyh Ahmed Hüsam! Efendi zamanında ya'ni 1 1 50/( 1 737-38) ile 1 168/( 1 755) seneleri arasında ise pirdaşlarından Tersane Emini Yusuf Efendi haneyi esasından yı­ kıp yeniden bir mescid ve şeyh meskeni ve ahşab bir minare yaptırmış, imam ve mü­ ezzin vazifeleri ta'yin eylemiştir. Zaman zaman ta'mir ve tevsi' oluna oluna şimdiki hale gelmiştir. Edirneli Şeyh Muhammed Sıdki Efendi tarafından da ez-ser-i nev ta'mir ve ihyasına hasr-ı himmet olunmuştur. Bina-yı hazırın hüsn-i tertib ile inşasında ve türbe-i münife ve tevhid­ hanenin tarz-ı i'marında merhum Şeyh Cemaleddin Efendi'nin hüsn-i hıdmeti ve cennet-mekan Sultan Abdülhamid Han-ı sani merhumun uluvv-ı himmeti meşhud olmuştur. Cenab-ı Hak her ikisinin makamını Firdevs-i berin eylesin. Amin. Yevm-i Zikir: Asitane-i Hz. Pir'de sonraları ictima' halinde icra-yı ayin-i tarikat olmaya baş­ lanmak lüzumu hasıl olunca seccade-nişin-i hizmet olan meşayıh-ı kiramdan biri ta­ rafından Perşembe günleri tahsis edilmiştir. Hadikatü'l-Cevami'de mütalaa-güzar-ı

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 4.

Eserleri ve metinleri

İlk 1 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Eserleri ve metinleri

Fakat bu menkul bir eserden müstanbıt olmayıp, lisandan lisana intikal etmiştir. 148 1 47 . M üstakim-zade'nin Tac Risalesi'nde okuduğuma göre Şeyh Hüsam türbe-darı olan Katib Şeyh Ahmed (Hüsami Ahmed Efendi olsa gerek) Efendi, müridlerine fıstıki çukadan rubu' ( ?) mikdarı sikke tavsiyesiyle nişan vermiştir. 1 48. Pir efend i m iz tarafından ihdas buyurulmuş olduğunu Müstakim-zade'den ·nak­ len balada yazmış idim.

Metni gösterMetni daralt

Fakat bu menkul bir eserden müstanbıt olmayıp, lisandan lisana intikal etmiştir. 148 1 47 . M üstakim-zade'nin Tac Risalesi'nde okuduğuma göre Şeyh Hüsam türbe-darı olan Katib Şeyh Ahmed (Hüsami Ahmed Efendi olsa gerek) Efendi, müridlerine fıstıki çukadan rubu' ( ?) mikdarı sikke tavsiyesiyle nişan vermiştir. 1 48. Pir efend i m iz tarafından ihdas buyurulmuş olduğunu Müstakim-zade'den ·nak­ len balada yazmış idim.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 4.

Öğütleri

İlk 1 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Söz ve öğüt

Uşşaktler 317 Safa-bahşa-yı ehl-i aşk-ı Hakdır t&:-ı Uşşakı Hz. Salahaddin-i Uşşakı Tac-ı Hilafet Risalesi'nde buyurur ki: "Tac-ı Uşşakı, erkan-ı erbaayı havi dört terkten ibarettir ve her biri bir ma'naya işa­ rettir. Şr1at, tarikat, hakikat, ma'rifet esrarı­ nı cami'dir.

Metni gösterMetni daralt

Uşşaktler 317 Safa-bahşa-yı ehl-i aşk-ı Hakdır t&:-ı Uşşakı Hz. Salahaddin-i Uşşakı Tac-ı Hilafet Risalesi'nde buyurur ki: "Tac-ı Uşşakı, erkan-ı erbaayı havi dört terkten ibarettir ve her biri bir ma'naya işa­ rettir. Şr1at, tarikat, hakikat, ma'rifet esrarı­ nı cami'dir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 4.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

İstanbul · TürkiyeFatih'te Nişancı Muhammed Paşa CamiiFatih'te Nişancı Muhammed Paşa Camii , Sefîne-i Evliyâ kişi kayıtlarında 1 ayrı bağlamda anılır. Fatih'te Nişancı Muhammed Paşa Camii karşısında yol üstünde kabristanda medfündurlar. Bağlantılı şahsiyetler: Uşşâki-zâde Abdulbâki Efendi.TARİHÎ MEKÂNÜmmi Sinan DergahıÜmmi Sinan Dergahı , Sefîne-i Evliyâ kişi kayıtlarında 1 ayrı bağlamda anılır. Pir (Hüsameddin-i Uşşak!): Ümmi Sinan Dergahı'nda Hz. Bağlantılı şahsiyetler: Uşşâki-zâde Abdulbâki Efendi.