Ara
Menü

Şeyh Muhammed Sâdık Erzurûmî

ŞEYH MUHAMMED SADIK EFENDİ Erzincanlıdır. Müftü-zadedir. Kibar-ı meşayıh-ı Nakşiyye'dendir. An-asıl Erzin­ canlı oldukları halde Erzurum'da ikametinden kinayeten "Erzurum! Sadık Efendi" di­ ye şöhret bulmuştur. 1 1 36/( 1 723-24) senesinde doğmuştur. Tahsili, meşayıh-ı Halve­ tiyye'den Şeyh llyas halifesi Şeyh Abdullah Hilmi Efendi'dendir. Bu zat, ulema-yı kiramdan idi. Sadık Efendi 1 1 53/( 1 740) tarihinde Sofya'da

Yol
Nakşibendiyye
Unvan
Erzincanlı Nakşibendî şeyhi

Erzincanlıdır. Müftü-zadedir. Kibar-ı meşayıh-ı Nakşiyye'dendir. An-asıl Erzin­ canlı oldukları halde Erzurum'da ikametinden kinayeten "Erzurum! Sadık Efendi" di­ ye şöhret bulmuştur. 1 1 36/( 1 723-24) senesinde doğmuştur. Tahsili, meşayıh-ı Halve­ tiyye'den Şeyh llyas halifesi Şeyh Abdullah Hilmi Efendi'dendir. Bu zat, ulema-yı kiramdan idi. Sadık Efendi 1 1 53/( 1 740) tarihinde Sofya'da bu­ lunmuştur. Tahsile devam ile beraber bidayeten kimseye müntesib olmayarak zikr-i şerife müdavim olup, halat-ı acibe zuhfir etmiştir. Hidayet itmete olsa iradet İder bir abd,, i malısftsa işaret Kişiye olıcak lutf-ı ilahi Gedaya gönderir bir pô.dişiihı Mürşid aramak sevdasıyla Şam'a kadar gitmiştir.

Meşayih-i Nakşıbendi'den Yek­ dest Ahmed-i Curyani hazretleri hulefasından olup onyedi sene Haremeyn-i muhte­ remeynde mücaveret ve neşr-i feyz-i tarikat eden el-Hac Şeyh Süleyman-ı Kürdi Efendi, tesadüfen Şam'da Cami'-i Emeviyye'de mu'tekif bulunmakla, sene-i mezkı1re şehr-i Ramazanının aşr-ı ahirinde arz-ı nisbete muvaffak olmuşlar ve azizlerinin em­ riyle bu cami'de kayyım vekaletinde bulunmuşlardır. Cami'-i Emeviyye'de Hz. Yahya (aleyhi's-selllın)'ın merkad-i şerifi civarında seyr ü süluka başlayıp, sekiz sene azizinin dfüre-i feyzinde kalmıştır. 1 1 65/( 1 752) tarihin­ de şeyhinin alem-i cemale intikaline mebni, ikmal-i süluk için, yine bir mürşid-i ka­ mil taharrisine çıkıp Erzurum'a gelmiş ve 1 1 70/( 1 756-57) tarihinde Bitlis'te sakin Şeyh Hacı Mahmud Efendi b. Abdülgafür hazretleri, işaret-i ma'neviyye ile Erzurum'a gelerek Sadık Efendi'yi bulmuştur.

Derhal müridliğine kabul edip, ikmal-i sülukuna gayret eylemiş ve 1 1 93/( 1 7 79}'te me'mı1ren lstanbul'a gelip, iki sene sonra Üskü­ dar'da Hacı Dede Tekkesi'nde ikamet ederek, burada neşr-i tarikata başlamışlardır. 1 196/( 1 782) senesinde sinn-i şerifleri altmışa reside olduğu hengamda, burada ifa-yı meşihat ettiğini, Terbiye-name ismindeki eserlerinde yazıyorlar. Şam'dan azimetinde Kuds-i Şerif, lskenderiye, Kıbrıs, Silifke, Karaman, Kayseri ve İstanbul ve sonra Rumeli'ye geçerek Selanik, Elbasan, Tiran, Ülgün ve Bar'ı dola­ şıp, Edirne-Yanbolu tarikıyla Trabzon'a gelmiş ve Gürcistan'ı devr ile Bayezid ( Do­ ğubeyazıt) ve Bitlis'e ve tekrar Erzurum'a avdetle 1 1 92/( 1 778) tarihine kadar burada bulunmuştur. /1 44/ Burada ba'zı münkir ve müfsidlerin kurban-ı iftiraları olarak nefy ed ildiği­ ni beyan ediyorlar.

Şeyh lsm1iil i Nüvvab - 279 Şiirde mahlasları Sadık ve isimleri Muhammed'dir. 1 209 senesi şehr-i Rebiu'l­ ahirinde ( Kasım 1 794) fecr-i sadık tulGunda Hazret'in bedr-i vücudu gurGb etti. (Kaddesa'llahu serrahu) Terbiye-name'yi istinsah eden ve Hz. Şeyh'in veled-i ma'nevisi bulunan Ra'fet Efendi, eserin nihayetinde şöyle yazıyor: "işbu risalenin müellifi azizim, efendim Eş-Şeyh Sadık (kuddise sırruh 'l-a.ziz), Üskü­ dar'da Alaca Minare karşısında, kendi eser-i vakf u binası olan tekye-i daru'l-eman­ da medfün olup, hin-i intikalinde, bu fakir-i aciz hıdmet-i devletlerinde bulundum. işbu mısra', clar-ı bekaya irtihallerine tarihi iş'ar eder: Geldi bir hatif didi anide Re 'fet tarihin Nakd-ı ömrin virdi aldı yerine darii 'l-emiin .J L.

')\) l ).> ..1- c,S.ı.ll t..s.> ..1-J J.rS' ..lA.i = 1 209/( 1 794)"217 Müddet-i ömr-i şerifleri yetmiş altıdır. Üsküdar'da ondört sene neşr-i feyz etmiş­ lerdir.

Nutuklarından: Menba' -ı feyz oldu çün bu tekyemiz daru'l-eman Başım üzre gel azizim sana virdim hoş mekan Dilim olan hüsn-i zannın biz fak?re lutf idüp Çün teviizu' itdin ol Hak ziiyi' itmez bl-güman Sen kabUl it bu niyiizım itme ciina kil ü kiil Sanına zinhar ilm ü fazlın sakla anı misl-i ciin Keşf-i esriir itme iirif bilmeyüz kamil kemal Kimdir ol siihib-tasarruf kandedir siihib-zamiin Biz falcır-i nii-tüviinız hake yek-siin olmuşuz Acz ü hayret aldı bizde kalnuu:lı zevk-ı cihan Çünkü "mutu en temutu" 2 18 sırrı zahir oldu hak Biitıl oldu cümle varlık kalrnadı benden nişiin 2 1 7. Tarih mısraının toplamı 1 402 çıkmaktadır.

"Nakd-i ömrin" ibar.esinin değeri olan 524 bundan çıkarılıp, ona "darü'l-eman" ibaresinin değeri 328 eklenince 1 206 elde edilir. ( H ) 2 1 8. Aslı (l_if .:ıi j,i I_,; y) şeklindedir.

Ölmeden önce ölünüz." el-AclOnt, Keşfü'l-Hafii, c.11, s. 2 l . ( H ) Kim bize benlikle gelmez mahv iderse varlıgın sadık oldu vir emanet sahibin bulsun heman * * * Ka'be-i diirü'l-emiirıdı iisitiirı-ı Nakşıberıd Bıtse-gah-ı kudsiyarıdır iisitiirı-ı Nakşıbeııd Cilve-giih-ı evliya vü asfiyiidır rü.z u şeb Feyz-bahş-ı iişıkiiııdır iisitiin-ı Nakşıbeııd * * * Rah-ı Hak' da olmak istersen dilii ger behre-meııd Mahv idüp nakş-ı sivayı ol guliim-ı Nakşıbeııd * * * .ı.:.lı ı..S .r" ;, Ş l.S"' ır ı.r"' ş 219 ı..S )o ) ) Türbe-i şerlfelerinde görülen bir levhadan istinsah edilmiştir: Nişlrı-i tekye-i sıdk u safa Sadık Efendi kim Sadakat subh-ı sadık gibi vechiııdeı1 ayan oldu Derü.n-ı tiib-naki mihr-i kiin -ı matla' -ı rü.şen Veli mir' iit-ı maksada celi ayine-dan oldu Be-feyz-i Hak tarlk-ı şah-riih-ı Nakşıbeı1dl' de Delil-i kiifile-siilir dahll-i arifiin oldu O yektii kümınel-i şeyhu' ş-şuyü.hun ziit-ı valiis ı Kemid-i hiımnet ile badi-i feyz-i cihan oldu Gubiir-ı makdemine yüz süren alemde kiim aldı Varan dergahına bir kez cihanda kiim-riin oldu O diina hace-i ilm ü kemalin sü.k-ı irfanda NukUd-ı himmeti senniiye-i pir ü cevan oldu 2 1 9.

"Eğer başını sürekli yüksek tutmak istersen, Nakşıbendi tarikatında nakıştan." ( H )

Nakşibendiyye bedâheli tâc-ı şerifi
BAĞLI YOLUN MADDÎ HAFIZASINakşibendiyye bedâheli tâc-ı şerifi

Dört terkli, müjganlı ve stilize geometrik bedâhe işlemeli Nakşibendî tâcı. Kubbe merkezinde gül mühür bulunmaz.

Ağ ve yol